banner863

İşte Fenerbahçe'yi ateşe atanların şeceresi

İşte Fenerbahçe'yi ateşe atanların şeceresi

Bugünlerde Brezilya’daki Dünya Kupası-2014 için televizyon karşısına kilitlendik. Gözümüz başka hiçbir şey görmüyor. Cristiano Ronaldo müthiş sürati ve fizik gücü ile rakiplerini dağıtacak, Lionel Messi büyülü çalımları ve ince pasları ile futbolun sanat yönünü sergileyecek, bizler de televizyon karşısında keyifle çaylarımızı yudumlayacağız.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, dünya nüfusunun yarısı, az ya da çok Dünya Kupası’nı izliyor. Küreselleşme belki de en canlı olarak futbol dünyasında yaşanıyor. Diğer hiçbir spor dalı futbola yan gözle bakamıyor. Brezilya’daki kupanın tambir milyar dolarlık bir bahis piyasası yarattığını göz önüne alırsak, futbolun arkasındaki ekonomik gücü kolaylıkla görebiliriz.

Dünya futbolunu yöneten FİFA, İsviçre’de “kâr amacı gütmeyen” bir dernek statüsü ile faaliyetlerini yürütüyor. İsviçre, FİFA’ya her türlü kolaylığı gösterdiği gibi, önemli ölçüde vergi kolaylıkları sağlıyor. Özerk yapısı ve kendisini denetleyen bir mekanizma olmaması nedeniyle gerçek bir Dukalığa dönüşen FİFA, tam ve mutlak tekel kurduğu futbol dünyasını dilediği gibi çekip çeviriyor; kimseye hesap vermiyor!

İçyapısı ve işleyişi pek bilinmeyen ve kapalı bir çevrimde yönetilen tüm kurumlarda olduğu gibi FİFA’da da zaman içinde çürümeler başladı. Oldukça tartışmalı ve yıpranmış bir isim olan 78 yaşındaki Brezilyalı SeppBlatter’in 1998 yılından bu yana FIFA Başkanlığı’nı sürdürmesi, kurumun atılım yapma çabalarını engelliyor. 2011 yılında yeniden seçilen Blatter, önümüzdeki dönem için de (2015-2019) aday olacağını açıkladı.

Türkiye’de genellikle aysbergin üstüne bakarak yaşadığımızdan, futbol dünyasını temelden sarsacak gelişmeler fazlaca ilgimizi çekmedi. Skandallar ve çeşitli usulsüzlük iddiaları ortalığı kasıp kavururken, hem Blatter hem de FİFA’nın Avrupa kolu olan UEFA’nın Başkanı Fransız MichelFrançois Platini köşeye sıkışmışken, imdada Brezilya’daki maçlar yetişti.

İngiltere’de yayın yapan Sunday Times gazetesi, 1 Haziran 2014 tarihinde çarpıcı bir haberle okuyucularının karşısına çıktı. “Katar’ın 2022 yılındaki dünya kupasının ev sahipliğini almak için rüşvet dağıttığı” ileri sürülüyordu. Hatırlanacağı üzere, 2010 yılında bir futbol ülkesi olmayan Katar’ın bu yarışı kazandığının açıklanması tüm dünyada şaşkınlıkla karşılanmıştı. Çöl sıcaklarının hüküm sürdüğü bir ülkede hem de yaz aylarında böyle bir turnuvanın düzenlenmesi pek akla uygun gözükmüyordu.

Eski FIFA Başkan Yardımcısı olan Muhammed bin Hammam’ın,“Katar Kraliyet ailesine ait özel bir uçakla Afrika’yı dolaştığı ve Katar lehine oyların kullanılması için 5 milyon dolar rüşvet dağıttığı” belirtiliyor. Hammam, zaten şaibeli birisi. Blatter’in yerine kendisinin FIFA Başkanlığı’na seçilmesi içinKarayipler’de rüşvet dağıttığına yönelik kuvvetli bulgular nedeniyle ömür boyu FIFA’dan dışlandı.
Ayrıca Katar’ın, FIFA İcra Komitesi’nden (FIFA ExecutiveCommittee, EXCO) 8 üye (toplam 14 üye) ile gizli bir toplantı yapmış olduğu da kanıtlanmış durumda. Rüşvet iddiaları nedeniyle,“FIFA İcra Komitesi’nden iki kişinin baskı yapılarak istifa ettirildiğini de” ekleyelim.

Diğer önemli iddiada ise“2010 Dünya Kupası öncesinde bazı maçlarda şike yapıldığı ve FIFA Futbol İdare Kurulu’nun (FIFA Football’sGoverning Body) bunu bilmesine rağmen hiçbir işlem yapmadığı”vurgulanıyor. Blatter, 2011’de yeniden seçilince, “FIFA’da kriz olmadığını, her şeyin sütliman olduğunu” belirttikten sonra, kendi kendini tekzip eder gibi reform sözü vermişti. Herşey yolunda ise bu neyin reformu oluyordu!

Blatter, seçildikten 6 ay sonra İsviçre’de saygın bir hukuk adamı olan Mark Pieth’e bir görev verdi: “Bir kurul kur ve FIFA’da nasıl temizlik yapacağımız konusunda bize tavsiyelerde bulun!” Mark Pieth de Amerikalı ünlü avukat Michael Garcia’yı ekibine dâhil ederek çalışmalara başladı. Bu kurul halen FIFA’yı sarsan suçlamaları araştırıyor. Kurulun raporu merakla bekleniyor. Ya “dağ fare doğuracak” ya da “FIFA’da deprem etkisi yaratacak sonuçlar ortaya çıkacak!”

Genel durumu özetledikten sonra, geçmiş dönemlerde Blatter ile “şıracı ile bozacı” konumunda olan Avrupa futbolunun patronu sempatik (!) Platini’ye geçelim. Şike, rüşvet ve hatır-gönül iddiaları sonunda bu ikiliyi birbirine düşürdü. İkisi de bugünlerde paçasını kurtarmaya çalışıyor. Hatırlayalım, Platini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yetkilileri ile görüştükten sonra Fenerbahçe’yi cezalandırmıştı.

Soyut, belirsiz ve muğlak iddiaların havada uçuştuğu bir dönemde, hiçbir maddi delil yok iken Fenerbahçe’nin Avrupa kupalarından iki yıl men edilmesi Türkiye’de infial uyandırmıştı. UEFA Tahkim Kurulu bu cezayı onayınca FB, haklı olarak Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) hakkını aramak için harekete geçti. Ancak FIFA’nın büyük parasal gücü ve nüfuz ticaretine dayanan kirli çarkı, geniş bir sektörü kapsama alanına almıştı. İnsanı isyan ettirecek şekilde mahkeme UEFA’nın kararını onayladı!
Platini’ye geçmeden önce FIFA, UEFA ve spor mahkemelerindeki saygın (!) hukukçulara soralım:

FB şike yaptı ise, şikenin iki tarafı olacağına göre, şike yapan diğer takım veya takımlar hangileridir?

Eğer, FB’nin rakibi olan takımın bilgisi dışında şike yapıldıysa, rakip takımın hangi oyuncu ya da oyuncuları bu işe bulaşmıştır?
Şike yapan bir takım ya da oyuncu tespit edemediyseniz, FB’yi mahkûm etmek için hangi evrensel hukuk ilkelerine göre hareket ettiniz?

TFF’nin söylemleri -her ne ise-hukuka uygun maddi bir delil sunmadığı takdirde, bir anlam ifade eder mi?

Hak ihlalleri ve keyfi davranışları nedeniyle Türkiye’de Özel Yetkili Mahkemelerin tarihin çöp tenekesine atıldığını biliyor musunuz?
Şimdi de tüm bu gelişmelere Fransız (!) kalan Fransız Platini’ye birkaç soru soralım:

UEFA Başkanı olarak hangi nedenlerle Katar’ın 2022 Dünya Kupası ev sahipliği için oy kullandınız?

Fransa Başkanlık Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Sarkozy, Katar Başbakan’ı ve Katar tahtının varisi Prens ile birlikte başbaşa yemek yediniz? Bu yemek hangi maksatla düzenlendi?

Bu yemek sonrasında Fransa ile Katar arasında ticaret antlaşmaları imzalandı; Katar Spor Yatırımları Firması, Sarkozy’nin takımı Paris Saint Germen futbol takımını satın aldı ve astronomik ücretlerle transferler yaptı; Oğlunuz, “BurddaSport’un (Katar Spor Malzemeleri Şirketi) Başkanı oldu. Tüm bunlar, hukuk jargonu ile söylersek,“hayatın olağan akışına uygun mu?”

AKP’nin teorisyeni, ordu ve donanmaya kurulan kumpasın ilk itirafçısı olan Yalçın Erdoğan kendilerini iktidara taşıyan süreci mealen şöyle özetliyordu:”İç ve dış koşullar bizimle birlikte!” Gerçekten de Türkiye’yi kendi stratejik maksatları için şekillendirmek isteyen emperyalist ülkelerle, Türkiye’yi değiştirmek ve dönüştürmek isteyen AKP’nin çıkarları o dönemlerde üst üste binmişti.

Fenerbahçe açısından da benzer şekilde talihsiz bir dönem yaşandı. Türkiye’de özel yetkili mahkemeler aracılığı ile hukukun katledildiği bir dönemde, Avrupa’da futbolu yönetenler boğazlarına kadar çamura bulaşmıştı. Bataklıklarda dolaşan bu güçlü insanlar her yere ulaşabiliyorlardı.

Bu nedenle, Türkiye’deki hukuk katliamını geri çevirebilecek evrensel hukuk birikimi, bu adamlarıngirişimleriyle Avrupa’da da sis perdesi ardında kayboldu. İşte Fenerbahçe, bu olumsuz iç ve dış koşullar nedeniyle yargısız infaza uğradı. İçeride ve dışarıda değil hukuka, hukukun gölgesine bile yaklaşamadı.

Geçmişten gelip geleceğe uzanan bir değerler silsilesi olan, Galatasaray ve Beşiktaş’la birlikteTürk sporunu her alanda ve her yerde başarı ile temsil edenFenerbahçe’yi, delilsiz ve hukuksuz olarak mahkûm ettiren Platini’ler ve Blatter’ler için çanlar çalmaya başladı.

Türkiye’de kimse belki farkında değil ama dünyada ve Avrupa’da herkes ayağa kalktı. Bu ikiliye artık hiç ama hiç güvenilmiyor. Katar’ın ev sahipliğinin iptal edilmesi asla sürpriz sayılmamalı! Dünya Kupası maçlarının tamamlanmasından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Gerçekler yedi canlıdır. Yerin yedi kat dibine de gömseniz de, günün birinde mutlaka açığa çıkar. Platini’ninkankası olan Sarkozy hesap vermeye başladı.Koyu Galatasaraylıyım ama Fenerbahçe’nin bu davasını milli bir dava olarak addediyorum. Platini’nin gittiği gün, Avrupa futbol ilahlarının niçin FB’yi kurban ettikleri daha iyi anlaşılacaktır. O günü dört gözle bekliyorum.

Soner Polat / Tümamiral (E)
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
che - 2 yıl önce
emeğinize yüreğinize sağlık.
Avatar
salih öksüz - 2 yıl önce
gerçek bir galatasaraylısınız. saygılar.
Avatar
bülent kurtar - 2 yıl önce
mükemmel ötesi bir yazı.fıransızlar ve onların işbirlikçilerinin kirli oyunlarını çarşaflamış.
Avatar
ozan dedeköy - 2 yıl önce
tebrikler böyle yazılar yazanların artması dileğiyle.ellerinize ve kaleminize sağlık
Avatar
Adem Tuzcuoğlu - 2 yıl önce
fenerbahçe dışında diğer takımlardan birine sempati duyan taraftarlar bu dava hakkında objektif olamadılar.umarim bu yaziyi okurlar.
Avatar
FB - 2 yıl önce
Tşkler sn.polat ama keşke herkes taraftar gözlüğünü çıkarsa sizin gibi objektif olabilse....ben de gs'nin uefa şampiyonluğunu ulusal başarımız olarak görüp sokaklarda gs'li taraftarlar ile bayrak salladım ama malesef fanatizm ve at gözlü bakış açısı bu dostluğu artık geride bıraktı!!
Avatar
adem karatas - 2 yıl önce
Harika yazi
Avatar
aygun cetinkaya - 12 ay önce
Bravo sizi tebrik ediyorum aciklamalarin icin