Subay ve dayanıklılık


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

25 Kasım 2014, 12:56

 Geçmişte yazıp bir kenara koyduğum notlarıma bakıyorum zaman zaman. Bazılarını alelacele yazmışım, çoğu bölük pörçük ve çok kısa. Sadece hatırlatma amaçlı aldığım notlar. Bazıları okuduğum kitaplarla ilgili, bir kısmı yaşamımı etkileyen dönemlere ait ama düzenli değil, bir ajandanın herhangi bir köşesine yazmışım. Yine notlarımı karıştırdığım günlerden birinde, 1973 Eylül tarihi ile başlayan karalamalarımı gördüm. O bir-iki sayfalık, eçiş bücüş, bütünlüğü olmayan yazılar, beni o yıllara geri götürdü. Fiziki, fikri ve psikolojik dayanıklılığımı kazanmamda çok büyük etkisi olan Dağ Komando Okulu’nda gördüğüm komando eğitimleri ve bu süre içindeki yaşadıklarımı hatırladım.

1973 Eylül’ünde, 1972 mezunu piyade teğmenlerin yarısına yakını istekli olup olmadıklarına bakılmaksızın Dağ Komando Okulu’nda açılan 3,5 aylık Kara Komando kursuna gönderilmiştik. Benim gibi piyade okulundan sonra Komando Tugayı ve Hava İndirme Tugayı’na tayin olmuş birkaç devre arkadaşımın dışında diğer birliklerden gelenler çoğunluktaydı. Piyade okulundan kıtalara gidişimizin üzerinden daha bir iki ay geçmişti. Her halde 60 kişilik bir gruptuk ve elimizde valizlerle Subay Kurs Bölüğü binasının önünde beklemeye başladık. Kurs bölük komutanı ve tabur komutanı geldiğinde aramızda sohbet ediyorduk. Verilen komutla valizlerimizi bıraktık ve üzerimizdeki resmi kıyafetimizle binanın etrafında koşmaya başladık, dur komutunun ne zaman verildiğini hatırlamıyorum ama yeni yoldan gelmiş, çoğumuz uykusuz olduğumuz ya da bir şeyler atıştırdığımız için istifra ettik ve kelimenin tam anlamıyla dağıldık. Sonra berbere götürüldük ve saçlarımız sıfır numaraya vuruldu. Bu Dağ Komando Okulu’nun bizlere hoş geldin karşılamasıydı ve eğitimin bir parçasıydı. Dayanıklılık, nefse hakim olma ve her zaman her türlü olasılığa karşı hazırlıklı bulunma.

Gördüğümüz eğitim baştan sona fiziki, mental ve psikolojik dayanıklılık ve nefse hakimiyet kazandırmayı amaçlamaktaydı. Bütün gece keşif, taktik akın ve pusu gibi komando harekatı için yürüyor, uykusuz kalıyor sabah döndüğümüzde ise temizlik ve kahvaltı için verilen 30 dakikalık bir süreye müteakip koşuya başlıyor ve gün boyu uykusuz ya da bir iki saatlik kestirme ile eğitime devam ediyorduk. Hatta bu gece yürüyüşlerinin sonunda koşuya 1-2 dakika geç katıldığım için bir kaç arkadaşımla beraber hafta sonu oda hapsi cezasıyla cezalandırıldım. Bu yoğun tempoya dayanamayan arkadaşlarımızın belki yarısı kursu kendi istekleriyle terketmek zorunda kaldı. Kahvaltıya ya da yemeğe girmeden önce barfikste 6 defa kol veya 50 şınav çekiyorduk. Öğretmenlerimizin hakaretlerine ve bizi küçük düşürmelerine maruz kalıyorduk. Şimdi adına mobbing diyorlar. Öğretmenlerimizin angaryalarına katlanıyorduk. Bir öğretmenimiz bu gün ayın kaçı diye sorduğunda ya da yere bir lira atıp değerini sorduğunda o kadar şınav yapmak veya mekik çekmek zorundaydık. Asfaltta, çamurda, taşlık yerlerde üstümüz çıplak 400 metreye kadar sürünüyorduk. Hayati idame eğitiminde, dışarıdan soyutlanmış bir bölgede üç-dört gün boyunca çevreden bulduğumuz ot, hayvan ya da bulabilirsek balık yemek suretiyle düşmandan kaçma kurtulma eğitimi yapıyorduk. Kalmak için ağaçlardan kulübe yapıyor, gece orada kalıyor, gündüz kulübeyi bozuyorduk. Bütün gün mevzi kazıyorduk, öğretmenler yemeklerini bizim karşımızda yiyerek bizleri tahrik ediyorlardı.

MOBBİNG İDDİALARI


Kaçma kurtulma eğitimleri yaptığımız bir başka aşamada, dağlık ve ormanla kaplı 60 - 70 kilometrelik bir mesafeyi, traversle; yani sadece pusula ve daha önce haritadan hesapladığımız travers bacaklarında adım sayarak hedef noktasına gitmemiz isteniyordu. Tabii bütün bunları belli bir süre içinde yapmamız gerekiyordu. Harita kullanmamız yasaktı. Benim lideri olduğum tim başlangıç bölgesinde araçtan indirildiğinde, haritacılık öğretmeni yanımızda harita olup olmadığını sordu. Yok cevabını verdim. Arama yapıldı ve bir arkadaşımdan harita çıktı. Aradan 10 gün kadar geçti, kursun bitmesine bir ay kadar bir süre kalmıştı, ilan tahtasına asılan bir yazıdan çantasında harita çıkan arkadaşım ve tim lideri olarak benim kurstan refüze edildiğimi öğrendim. Bu kurs benim hayalimdi, dereceye girmiş ve paraşütçü olmak için kendi isteğimle Hava İndirme Tugayı, Paraşüt Taburu’na gitmiştim. Şimdi birliğime nasıl dönecektim. Okul Komutanı olan Tuğg. Adnan Doğu’ya gittim durumu anlattım hatta ağladım ve yalvardım. Peki kal dedi. Beni okulda gören haritacılık öğretmeninin etkisiyle kurstan refüze edildim.

Utanç içinde birliğime döndüğümde hemen bir dilekçe yazıp Tabur Komutanlığı’na verdim. Dilekçemde hem kurstaki durumu anlattım hem de artık paraşütle atlamak istemediğimi ve tayin olmak istediğimi belirttim. Bir gün Tugay K. rahmetli Tuğg. Sabri Evren’nin beni makamına çağırdığını söylediler. Komutan bana olayı ve niye ayrılmak istediğimi sordu, sonra da Ocak 1974 de açılacak 8 ay süreli Komando İhtisas Kursuna katılmak isteyip istemediğimi ilave etti. İstediğimi belittim. Dilekçimi yırttı ve benim yanımda Komando Okul K. ve KK Kh.’ dan ilgili başkanlığı arayarak görüştü. Ben Komando İhtisas Kursu’na gittim ve başarıyla bitirdim. Bu anımı son günlerde çok sözü edilen mobbing ve angarya konularının gündemde olması ve subayın kalem efendisi değil farklı özelliklere sahip olması gerektiğini belirtmek amacıyla yazmak istedim.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet`ler - 2 yıl önce
sayin komutanim komando olmak vekomando olarak ölmek icin onu yasayan askerler bilir sizde onlardansiniz sag olun komutanim.