banner863

Suriye çıkmazından çıkış yolu


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

16 Şubat 2016, 16:39

Önce son olarak gelinen yer itibariyle yaşanan olguları sıralayalım ve kısaca ne anlama geldiğine bakalım:

- Suriye Ordusu, geçen yıl terör gruplarının “Fetih Ordusu” adı altında birleşerek yaptığı saldırıların ardından kaybettiği yerlerin tamamına yakınını geri aldı. İlerleyişini sürdürüyor. Son olarak Halep’teki terör gruplarının kuzeyde Türkiye sınırı ile olan bağlantısını kesti.

Askeri anlamda güç dengesi tamamen değişmiş bulunuyor. Terör grupları açısından yolun sonu göründü. Bütün Suriye’nin yeniden Şam yönetimi tarafından birleştirilmesi artık bir takvim sorunudur.

- Suriye Ordusunun ilerleyişinin Türkiye açısından bir diğer sonucu da başta terör örgütleri mensupları ve onlarla işbirliği yapanların mülteci olarak Türkiye sınırlarına dayanmasıdır. Bu sefer gelenler “masum siviller” değil, Suriye’de arkada kalan dört yıl içinde her türlü suçu işlemiş veya suça bulaşmış kişilerdir.

Yeni gelenlerle birlikte Suriye’deki terörün Türkiye’ye taşınması noktasında yeni bir durumun söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

- ABD, PKK ile Suriye sahasında stratejik bir ortaklığa girmiştir. Bu durum bir yandan ABD’nin çaresizliğini gösteriyor. Ama öte yandan AKP Hükümetinin bütün uyarılarına rağmen ABD’nin PYD ile olan aleni ilişkisinin arkasında durması, Türkiye’yi yönetenlerin de daha büyük bir acz içinde olduğunu kanıtlıyor.

AKP Hükümeti artık çaresizdir ve herkes bu çaresizliğin farkındadır. Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye “Ya PKK ya da biz” demesi, Türkiye’nin içine düşürüldüğü durumun itirafından başka bir şey değildir.

Koca Türkiye Cumhuriyeti, yönetenlerin ağzından bir terör örgütüyle kıyaslanır duruma düşürülmüştür.

- PYD’nin “Batı Kürdistan Temsilciliği” adıyla Moskova’da büro açması, bir yanıyla AKP’nin dış politikasının iflasını, diğer yanıyla Türkiye’nin teröre karşı yürüttüğü mücadelenin karşılaşacağı zorlukları gösteriyor.

- PYD son olarak diğer muhalif terör örgütlerinin kontrolünde bulunan Azez’e yakın Minbiç hava üssünü ele geçirdi.

Güney komşumuz kim?

Kısacası AKP’nin şeriatçı terör örgütleriyle Suriye yönetimini devirme ve aynı ideolojiyi paylaştıkları Müslüman Kardeşlerin yönetimindeki bir Suriye yaratma hayalleri şimdi PKK’yı güney komşumuz haline getirmiş bulunuyor.

ABD’nin 1991 Körfez savaşının ardından PKK ile başlayan ilişkileri, bugün artık bambaşka bir aşamadadır. Obama’nın ağzından PKK’nın, ABD’nin “sahadaki kara gücü” olduğu ilan edilmiştir.

Türkiye’nin bütün uyarılarına, Tayyip Erdoğan’ın esip gürlemesine rağmen ABD yetkilileri defalarca PKK ile olan ilişkilerinin arkasında durduklarını söylemeye devam etmektedirler.

Ve artık Irak sınırından Hatay sınırına kadar olan bölgede bir PKK devletinin kuruluşunun tamamlanması ciddi bir tehdit olarak kapımıza dayanmış bulunuyor.

Ve PKK şimdi Akdeniz’e kadar uzanacak koridoru tamamlamak amacıyla ABD ile birlikte Fırat’ın Batı’sına geçmekten söz edebiliyor.

Çıkış yolu

Gelinen aşamada AKP Hükümeti açısından bir tek çıkış yolu kalmıştır:

Beş yıllık politikanın özeleştirisini yaparak Suriye devletinin, ülkenin tümünde kontrolü almasına yardımcı olmak…

Ancak Suriye Ordusu Türkiye sınırını yeniden kontrol ederse, bugünden Türkiye’ye yönelmiş olan bölücü teröre karşı etkili biricik tedbir alınmış olur.

AKP iktidarı böylesine köklü bir politika değişikliğine gidebilir mi?

Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte bir İslam Ordusu kurmak ve bu ülkelerle birlikte Suriye’ye yeni müdahale olanakları üzerine düşünen kafalardan böylesine politika değişikliğine gitmesini beklemek hayal gibi görünüyor.

Ama öte yandan şu gerçek, bütün yakıcılığıyla her geçen gün Türkiye’nin kapısına dayanmıştır.

AKP’nin yönettiği Türkiye bugün, her türden emperyalistin ve bölücünün saldırılarına açık olan bir ülke haline gelmiştir.

AKP iktidarının bizatihi kendisi Türkiye için her zamankinden daha yakıcı bir güvenlik sorunu haline gelmiştir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nuri GÖKÇEK - 10 ay önce
Çok doğru bir o kadar da acı gerçek ifade edilmiş. Kalemine sağlık sayın GÜLTEKİN
Avatar
Yücel ÖZKAN - 10 ay önce
Devletin tüm kurumları ABD nin denetimindeyken mi olacak bunlar?