banner863

Tarikatlara sızmak mı sol örgütlere sızmak mı?


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

26 Ekim 2016, 09:34

1960-1970 yıllarında, Ruslar sol örgütlere sızarak, Amerikan etkinliğini kırmaya çalışırdı.

Amerika ise, işi sağlam tutar, çoğunluğu İslam olan halk kitlelerinin önderlerine yönelirdi. ABD, tarikat önderleri, İslamcılıkta öne çıkmış kişiler üzerinden, örgütlenmeyi sürdürüyordu.
Peki, bu zor işi nasıl yapıyordu?

Sarışın, CIA ajanını, doğrudan tarikat liderlerine gönderip, örgütlenme çabasına girmiyordu.

Tarikat liderlerinin ve aşiretlerin ele geçirilmesi, 1950’li yıllarından sonra, MİT elemanları aracılığı yürütüldü. MİT ve CIA o kadar iç içe yaşıyordu ki, dönemin Cumhurbaşkanlığına vekâlet eden, İhsan Sabri Çağlayangil, “ben ne yapabilirim, CIA altımı oyuyor” diye Mecliste şikayetleniyordu.

MİT mensuplarının maaşını Amerika’nın ödediğini, Başbakan Ecevit, hayretle öğrendiğini açıklamıştı.

Bir başka ifadeyle, eğitim için Amerika’ya giden subayları, CIA Amerika’da devşirdiği için, MİT’i de ele geçirmişti.

1950’li yıllarda başlayan bu devşirme, bürokrasiye, polise ve devletin diğer kılcal damarlarına kadar işliyordu. Solcular tasfiye ediliyor, yerlerine yöre önderlerinin önerdiği kişiler yerleştiriliyordu.

Amerika, Türkiye’de krizler sonrasında, ya da istemediği hükümetleri bu kadrolarla değiştirebiliyordu. Seçimlere müdahil olabiliyordu.

Özetle devlete sızan CIA, istediği zaman hükümet değiştirebilmek için halk tabanı oluşturmaya, tarikatlardan başlamıştı. Böylece sağ tabandan belli bir büyük kitleyi, tarikatlar aracılığı ile kontrol edebiliyordu.

Balyoz ve Ergenekon sürecinde polis yetkilileri Amerikalı yetkililere, tutuklamalar ile ilgili brifing veriyordu.

Fethullah örgütlenmesi tamamen bir CIA örgütlenmesiydi.

 Fethullah örgütlenmesiyle mücadele aslında, Türkiye içinde CIA örgütlenmesiyle mücadele anlamına gelir. Askeri kanatta, güvenlik kanadında, örgütlü olan CIA’nın siyasiler içinde örgütsüz olması düşünülemez. Aksi takdirde, CIA aşağıdaki diğer örgütlenmeleri yapamazdı.

Daha genel çerçeveden bakacak olursak; NATO’nun içinde olduğumuz sürece, ne Fethulah’ın yurt içi örgütlenmesine son verebiliriz, ne de diğer tarikat ve aşiretlere ulaşabiliriz.

İçimizdeki Amerika’yı ayıklamamız o kadar da kolay değil. Hele ABD hala müttefikimiz ise hiç mümkün değildir. 

Kripto Amerikancılar, şu sıralar, Türkiye’de alınan tüm önemli kararlarda  söz sahibidirler. İstanbullarda her hafta toplanıp, o kararları Ankara’ya empoze ettiklerinden şüphem yok.
İstanbul’un içinin kripto Amerikancı kaynadığına inanıyorum. Tıpkı İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinde olduğu gibi…

Söylemeye çalıştığım NATO/ABD içinde kalarak, onların uzantısıyla mücadele olmaz. Görüntüde bir şeyler yapılıyor gibi ifadeler olur. Zavallı öğretmenler, Harp okulu öğrencilerine gidilir. Kripto Amerikancılara gidilemez.

Belki Rusya ile tam ittifak yapıldıktan sonra… Ama eğer, İstanbul’daki kripto Amerikancılar bu ittifakı engellemezse…

Bu iş Meclis Darbe Araştırma Komisyonu ile yapılacak iş değildir. Bu Komisyon hem tarikatların işlevini hem CIA’nın darbedeki işlevini ortaya çıkaramaz. İşi daha da bulanıklaştırır. Komisyonda, partiler birbirlerini suçlamaktan başka bir şey yapmazlar. Yapamazlar.

Zaten soruşturmaların 17-25 Aralık tarihi ile sınırlı tutulması, bu Komisyonun, Kripto Amerikancılardan etkilendiği gösteren asıl göstergedir.

Osmanlıcılık ve İslamcılığın şaha kalkması da bir başka belirtidir.

Bu gidişle bir süre sonra FETO meselesi de ortadan kalkar.

Bülent Esinoğlu
[email protected]

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.