Tayyip Erdoğan’ın düşüşünün 11 işareti


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

25 Mayıs 2014, 15:24

 Mayıs ve Haziran ayları, 200 yıllık devrim tarihimizde hep sıcak geçmiştir: 19 Mayıs’lar, 15-16 Haziran’lar, Haziran Halk Hareketleri...

Mayıs, bu yıl da karşıdevrimci iktidarı sarsan izler oluşturdu, Haziran’da daha büyük ayağa kalkışların işaretlerini verdi... Ve Mayıs, Erdoğan’ın düşüşüne yeniden işaret etti!

Yeniden diyoruz, zira 9 Aralık 2013’te de “Erdoğan’ın düşüşünün yedi işareti”ni yazmıştık bu köşede...

Tamam, Erdoğan düşmedi, yazımızdan sonraki 17 Aralık hamlesini de savuşturdu, Cemaati yalnızlaştırmayı başararak biraz toparlanabildi, toplumu kutuplaştırarak kendi saflarını bir ölçüde sıklaştırabildi...

Ama bu, onun stratejik savunmada olduğu gerçeğini değiştirmez. 17 Aralık’tan bu yana yaptığı tüm hamleler de aslında savunmadaki ataklardır!

Gelelim Mayıs’taki düşüş işaretlerine:

Salonlardan kaçan Erdoğan

1) Erdoğan’ın Danıştay töreninde kürsüdeki Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun sözlerine sık sık müdahale etmesi ve en sonunda ayağa kalkarak “edepsiz” diye bağırması, Başbakanlık makamı açısından tarihe geçmiştir!

Üstelik Erdoğan’ın devlet ciddiyetinin de ortadan kalktığını gösteren saygı dışı hareketlerine rağmen, salon Feyzioğlu’nu alkışlamış ve Erdoğan o salonu terk etmek zorunda kalmıştır!

Erdoğan’ın ilk müdahalesinde Feyzioğlu kürsüden inse, salon Erdoğan’a destek çıksa, kuşkusuz Başbakan arkasına Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı’nı da takıp orayı terk etmeyecekti!

2) Erdoğan bir kez de TOBB Genel Kurulu’nda salon terk etmek zorunda kalmıştır! Geleneklere göre önce ana muhalefet liderinin, sonra Başbakan’ın konuştuğu TOBB Genel Kurulu’nda Erdoğan protokolü çiğneyerek kürsüye fırlamış, yine geniş halk kesimlerini hedef alan bir konuşma yapmış, bağırmış, çağırmış ve salonu terk etmiştir!

Yeterli muhalefet yapamayan Kılıçdaroğlu’nun, TOBB’da Erdoğan’dan daha fazla alkışlanması da not edilmelidir!

Halk içine çıkamayan Erdoğan

3) Erdoğan, Soma’daki büyük iş cinayetinden sonra ilçeyi ziyaret etmiş; fakat çok yoğun bir protestoyla karşılaşmıştır. Korumaları çareyi onu bir markete saklamakta bulmuştur!

4) Erdoğan’ın koruma sayısı sürekli artmaktadır. Son bir ayın fotoğraflarına bakıldığında etrafında üç büyük halka olduğu görülecektir. İçerde sayıları 600’ü bulan korumaları, onların etrafında Çevik Kuvvet, onların etrafında da jandarma... Helikopterleri ve bütün binalara yerleştirilen keskin nişancıları saymıyoruz bile...

Bu, Erdoğan’ın halk korkusunun ve halkın içine çıkamadığının fotoğrafıdır.

Şiddete başvuran Erdoğan

5) Salonlardan kaçan, marketlere saklanan Erdoğan artık açık şiddete yönelmiştir! Vatandaşı tokatlayan, bir kadının kafasını koltuk altına sıkıştırarak vuran Erdoğan görüntüleri, yenilgi görüntüleridir. Korumalarıyla kaçarken karşısına çıkan vatandaşa “Başbakan’a yuh çekersen, tokadı yersin” diyebilen bir Erdoğan, yenilmiştir! Müşavirinin iki polisin yere yatırdığı eli kolu bağlı bir vatandaşa tekmeler atması, korkudandır!

6) Erdoğan korktukça, silaha sarılmaktadır! Polise “vur emri” anlamına gelen “sabretmeyin” mesajı ibretliktir! Silahlar patlamış ve yurttaşlarımız ölmeye başlamıştır!

Yalana sarılan Erdoğan

7) Korkunun bir diğer göstergesi de yalana başvurmaktır: Geçen yıl Haziran Halk Hareketi sırasında “Camide içki” yalanıyla, “Türbanlı bacıma saldırdılar” yalanıyla nefes almaya çalışan Erdoğan ve kurmayları benzer yöntemlere yine başvurmuştur: Ak Medya’da maden işçisine provokatör, şehit yakınına terörist yaftası yapıştırılmaktadır!

8) Erdoğan ve kurmayları, bir parça nefes alabilmek için halkın sevdiği köşe yazarlarının sözlerini çarpıtmış, onlara nefret kusmuş, hatta “Yüzlerine tükürün” diyerek linç çağrısı yapmıştır! Bu kadar sıkışmıştır!

‘Düşmanına’ sarılan Erdoğan

9) Erdoğan sıkıştıkça, eski düşmanlarına el uzatmaya başlamıştır. Haziran Halk Hareketi’nin sorumlusu ilan ettiği, hedef aldığı, üzerine vergi müfettişleri gönderdiği Koç’a el uzatmıştır!

Koç’un fabrikasını açan Erdoğan, aileyi övgülere boğmuştur.

Yönetemeyen Erdoğan

10) Erdoğan hükümeti artık yönetememektedir. Türkiye çok ciddi bir yönetim krizi içindedir. 30 Mart seçimleri bile doğru dürüst yapılamamış, hükümetin açık hileleri ortalığa saçılmıştır. Hâlâ seçimlerin sonuçlanmadığı ve tekrarlanacağı iller vardır!

11) Ve en önemlisi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşık 2 ay kaldı ve Erdoğan hâlâ adaylığını ilan edemedi!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Malik boyraz - 3 yıl önce
beter olsun musttahak
Avatar
Ataturk1 - 3 yıl önce
turkiye'yi bolmek amaci olan bir basbakandan baska bir tutum sergilemesi beklenemezdi zaten. halkin recep tayyip erdogan'a sabri kalmamistir, akp sabun uzerinde giden ve cakilmak uzere olan bir arabadir, t.c'nin bu iktidardan bir an once kurtulmasi sarttir. saygilarimizla
Avatar
Muhsin Ekşioğlu - 3 yıl önce
böl-parçala yönet taktiğine alet olunduğu ve bu bölünmüşlük devam ettiği müddetçe,ben,sadece kendimi eleştirebiliyorum.