Tayyip'ten kurtulmak ve sistemin restorasyonu


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

01 Mayıs 2015, 16:36

Seçimlere giderken Türkiye'de siyasal saflaşma “Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak” eksenine göre tarif ediliyor. Kendini milliyetçi, vatansever, ulusalcı, sağcı, solcu, komunist, sosyalist, liberal sıfatlarıyla tanımlayanlar da siyasal konumlarını bu eksene göre belirliyor.
Bu nedenle 7 Haziran yaklaşırken, halkın “muhalif” kesimlerini “kazanmak” için farklı siyasi partiler “Tayyip'ten kurtulmak için bize oy verin” sloganına sarılıyor.
CHP de, MHP de, HDP de bu sloganla halktan oy istiyor.
Holding basınında yürüyen bir kampanya var: “AKP'nin tek başına iktidar olmasını istemiyorsanız, HDP'ye oy verin!”
Sistemin anket kuruluşları, medyası, bütün araçları bu hedef için seferber olmuş durumda.
PKK'nın yasal uzantısı olduğunu gizlemeyen HDP, biraz özgürlük, biraz demokrasi, bolca Tayyip Erdoğan karşıtı görüntüyle parlatılıyor.
Aynı şey CHP için de geçerli. Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'si ekranlarda, AKP ile sadaka ekonomisi vaatleriyle yarıştırılıyor.
NEYE GÖRE KARAR VERECEĞİZ?
Tayyip Erdoğan'dan neden kurtulmak istiyoruz? Cumhuriyeti yıktığı, milleti tarikat ve mezhepler temelinde dağıtmaya çalıştığı, Kemalist Devrim'in son kalıntılarını da ortadan kaldırmaya çalıştığı,özetle “yeni Türkiye” söylemiyle yeni bir rejim inşa etmeye çalıştığı için!
AKP'nin girişimiyle 2011 seçimlerinden hemen sonra başlatılan yeni anayasa çalışması, işte bu yeni rejimin anayasası olarak hayata geçirilmek istendi. Bu işe, Ergenekon, Balyoz vd. tertiplerle yolun temizlendiği düşünüldükten sonra girişilebilmişti. Ancak Haziran 2013'te doruğa yükselen milletin büyük direnciyle rafa kaldırılmıştı.
Peki, o anayasanın içeriği neydi ve hangi parti hangi tutumu almıştı?
Hatırlayalım, AKP'nin çağrısıyla 2011 seçimlerinden sonra Meclis'teki 4 partinin katılımıyla bir Anayasa Komisyonu oluşturuldu. AKP'nin dışında yol arkadaşı HDP ile CHP ve MHP de bu
anayasa komisyonu içinde yer aldı, çalışmalara katıldı. Ama onun öncesinde AKP, bazı “uzmanlar”a bir anayasa taslağı hazırlatmıştı. O taslaktaki ana çizgiler, Komisyon çalışmalarındaki maddelerin genel çerçevesini oluşturuyordu.
SİSTEMİN PROGRAMI
Şimdi de bütün bu partiler, “vesayetçi anayasadan kurtulmak” söylemiyle yeni bir anayasa talebini dile getiriyor.
Peki nasıl olacak bu anayasa? Partilerin açıklamaları incelendiğinde 30 yıldır Türkiye'ye emperyalizm tarafından dayatılan programın şu temel başlıkları açıkça görülecektir:
1. Anayasa'dan Türk milleti kavramının çıkartılması, etnik gruplara özgürlük.
2. Üniter yapının tasfiyesi ve özerklik.
3. Türban ve tarikatlara özgürlükle başlayan Türkiye'de çağdaşlık adına ne varsa tasfiye edilmesi.
Yani kısaca, yeni Türkiye!
Bunlar sadece AKP'nin değil, TBMM'deki bütün partilerin üzerinde birleştiği programın ana başlıklarıdır.
BÜYÜK TUZAK
Tayyip Erdoğan'ın son dönemde sarıldığı milliyetçi söylemler yanıltıcı olmamalı. Erdoğan'ın her seçim öncesinde bu tür bir demogojiye başvurduğu biliniyor. Nitekim, Erdoğan'ın son yaptığı “Kürt sorunu yoktur” çıkışına karşılık HDP adına Sırrı Süreyya Önder'in yaptığı açıklama meselenin içyüzünü ortaya kouyor. 
Önder şöyle diyor:
“Gönül isterdi ki Erdoğan ‘Kürt sorunu yoktur, masa, taraf yoktur’ dediğinde Davutoğlu, Akdoğan çıkıp ‘Bu böyle değildir’ desin. Biz bunu bekledik bir gün iki gün. Ama bize söylenen şey ‘İşte bu siyasettir, seçim öncesidir’ falan denildi.”
Altını çizerek bir kez daha belirtelim: AKP ve HDP, bu programın açık ortaklarıdır. Sadece “açılım ortaklığı” değil, HDP'nin inanç ve mezheplere özgürlük programı, Tayyip Erdoğanların
tarikatlara özgürlük programıyla aynı içeriktedir. HDP, bir yandan güneydoğudaki tarikat şeyhleriyle buluşmalar, “sivil Cuma” adıyla törenler düzenlemekte, bir yandan “Alevi savunucusu” pozlarıyla ortaya çıkmaktadır. HDP'nin programı, Alevileri azınlık haline getirmek hedefiyle yıllardır yurtdışında pişirilen projenin uygulamasıdır. Türkiye'nin mezhepler temelinde ayrışmasında da bu anlamda AKP ile HDP ortaktır.
O nedenle “Tayyip Erdoğan'dan veya AKP'den kurtulmak” adına HDP'ye barajı aştırmak büyük bir tuzaktır.
PROGRAM ORTAKLARI
CHP ise “Dersimli Kemal'in öncülüğündeki yeni CHP yönetimi aynı programda AKP ve HDP ile yarışmaktadır. CHP sözcüleri kendi partilerinin iktidar olması çabasını bir kenara bırakmış HDP'ye barajı aştırmak için propagandaya girişmiştir. Üstelik AKP ile de, HDP ile de seçimden sonra koalisyon yapabilecekleri CHP yöneticileri tarafından açıklanmıştır.
Gelelim MHP'ye. Bahçeli yönetimindeki MHP'nin görevi de, sistem dışına kayacak milliyetçi vatansever oyları havuzlayarak, aynı programın payandası olmaya devam etmektir. Siz bakmayın Bahçeli'nin milliyetçi söylemlerine. “Kürdistan'a özerklik” programının uluslararası düzlemde yasal dayanağını oluşturan BM İkiz Sözleşmeleri MHP iktidardayken imzalanmıştır. Bahçeli yönetimin, AKP'yi iktidara getiren Amerikan darbesinde üstlendiği rolü ve 12 yıllık iktidarı boyunca her sıkıştığında AKP'nin yardımına koşmasını kimse unutmadı.
MHP sözcüleri de CHP'liler gibi AKP ile koalisyondan söz ediyor. MHP yöneticilerinin , “AKP ile milliyetçi, muhafazakâr aynı tabana sahibiz” dediği biliniyor.
SİSTEMİN RESTORASYONUNUN ARACI
Meselenin özü programdır. Süslü ve altı boş sloganlar değil. Dikkat edelim; AKP, CHP, MHP ve HDP arasında Türkiye için yaşamsal önemde olan temel meselelerde, dış ve iç politikada, özcesi emperyalist sistemin Türkiye'ye dayattığı programda şekilsel bazı farklar dışında hemen hiçbir ayrılık yoktur.
Tayyip Erdoğan Türkiye'yi yönetememekte, halka karşı baskı önlemleriyle iktidarını koruma peşindedir. Partisinde dağılma işaretleri uç vermeye başlamış, Erdoğan'ın tartışılmaz liderliği
sorgulanmaya, alternatifler aranmaya başlanmıştır.
Sistemin küresel efendileri, bu koşullarda yeni alternatifler yaratmak konusunda güçlük çekmekte, bütünsel bir tehditle karşı karşıya olan sistemlerinin devamı için restorasyon formülleri aramaktadırlar.
Şunu açık bir şekilde saptamalıyız: “Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak” sloganı bugün sistemin restorasyonunda bir meşrulaştırma aracı haline gelmiştir.
Bu sloganın halk içinde çok kuvvetli bir karşılığı olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak sistemin Tayyip Erdoğan'ın şahsında kayaya tosladığı koşullarda, “Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak”
propagandasıyla PKK/HDP'nin talepleri, daha doğrusu ABD'nin BOP eşbaşkanlığı programı, CHP ve MHP yönetimlerinin katılımıyla hayata geçirilmek istenmektedir. Niyetleri budur. Hem de Tayyip Erdoğan ve AKP karşıtlığı demogojisiyle vatansever, laik, Cumhuriyetçi kitleyi aldatarak.
SİSTEM DIŞI TEK SEÇENEK
Tel tel dökülen bu sistemin dışında, eylemiyle ve programıyla tek seçenek Vatan Partisi'dir. Vatan Partisi, Türkiye'de emperyalizme karşı mücadelede bedeller ödemiş, kendini kanıtlamış, Kemalist Devrimi tamamlama programında milletin geniş kesimlerini birleştirmeye başlamıştır. Masa başında, kitaplar arasında, meyhane köşelerinde değil, doğrudan sıcak mücadelenin içinde işçi sınıfını, köylüleri, esnaf ve zanaatkârları, kamu çalışanlarını, fikir emekçilerini, millî sanayici ve tüccarları devrim hedefinde buluşturmaktadır.
Vatan ve sistem partileri karşı karşıyadır.
7 Haziran sistem ile sistem dışı arasındaki mücadelenin başlangıç sahnesi olacaktır!
****
Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alır gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül
Gülün gül ile tartıldığı bir Türkiye ve dünya özlemiyle 1 Mayıs bayramınız kutlu olsun!

Fikret Akfırat
[email protected]

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hilmi salbaş - 2 yıl önce
güzel, iyi ve doğru yazmışsınız. bol okurlar...