banner863

Tehdidi küçümsemek


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

02 Şubat 2015, 10:32

  Güney sınırlarımızın hemen ötesinde hatta zaman zaman sınır bölgelerimizde meydana gelen olayları ve bu olayların Türkiye’ye etkilerini küçümseyen ya da bunları yeterince değerlendirmeyen bir bakış açısıyla karşılaşıyoruz. PKK’nın, YPG’nin, peşmergenin gücünün hafife alındığı, savaş tecrübelerinin yetersiz olduğu gibi analizler yapılıyor.

Bu terörist örgütleri, peşmergeleri yalnız olarak ve IŞİD ile yapılan çatışmaların başındaki durumlarıyla dikkate aldığımızda belki bu değerlendirmelerde haklılık payı olabilir. Ancak bu örgütleri ve Barzani’nin arkasındaki gücü dikkate aldığımızda bu değerlendirmelerin yanlışlığını görebiliriz. Arkadaki gücün ABD ve Batı olduğunu hepimiz biliyoruz. ABD dediğimiz zaman bunun İsrail’i de kapsadığını söylememiz yanlış olmaz herhalde.

Söz konusu gücün unsurlarına baktığımızda şunları gördüğümüz yadsınamaz. Siyasi güç, ABD ve Batı’nın kontrolündeki uluslararası kurumlar (ekonomik örgütler dahil), özel kuvvetleri, hava gücü, istihbarat örgütleri, silah, mühimmat ve teçhizat, psikolojik harekat, özel savunma şirketlerini bunlar arasında sayabiliriz. Böylesine desteklerle, bölgede gelişen olayların, yapıların, özerk ve yarı özerk bölgelerin Türkiye için yarattığı/ yaratacağı tehdidi tam olarak değerlendirdiğimiz konusunda emin olmadığımı söylemeliyim.

İkinci konu ise hep dile getirilen, savaşma yeteneği ve savaş tecrübelerinin zayıflığı ile ilgili değerlendirmelerdir. Savaşma yeteneği ve savaş tecrübesi savaştıkça, savaşın karmaşasını yaşadıkça, başınızın üstünden, sağınızdan solunuzdan geçen mermileri hissettikçe, şarapnel parçalarının sinir bozucu sesini duydukça, hemen yanınızdaki ya da önünüzdekinin vurulduğunu, yaralandığını, bir uzvunun koptuğunu , öldüğünü veya avazı çıktığı kadar beni kurtarın diye bağırdığını, ilk mermi sesiyle toprağa yapışanları gördükçe, duydukça artar. İnsan katılaşır ve ölmemek için öldürmeyi öğrenir. Hele meskun mahal muharebesi çok daha farklıdır. Meskun mahallerde savaşmak ayrı bir taktik, teknik ve tecrübe ister. Kobani ve Irak’ın kuzeyindeki çatışmalar söz konusu örgütleri bu bakımdan da belirli bir tecrübeye ulaştırmıştır.

Bütün bunlarla birlikte, ‘’ açılım süreci ’’ boyunca PKK’nın kazanımlarını da dikkate aldığımızda karşı karşıya bulunulan tehdidin boyutunun küçümsendiği kanısındayım. Bütün bunlara karşı güvenlik güçlerimizin ve TSK’nın gücünün yeterli olduğu, kalkışmanın önlenmesi ve kamu düzeninin sağlanması konusunda bir sorun olmadığı öne sürülebilir. Bunun olabilmesi için söz konusu güçlerin ve onlara komuta edenleri (bunlara iktidar, valiler ve askerler dahil ) zihinsel ve fiziki olarak hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Ayrıca savaşmak ve çatışmak en son başvurulacak bir metottur. Savaş yıkımdır. İç savaş ise kindir, nefrettir, parçalanmadır, katliamdır. Önemli olan silahlı gücün caydırıcılığından istifade ederek sorunların çözümünü sağlamaktır. Ancak Türkiye’nin bu gün ve yakın gelecekte karşılaştığı/ karşılaşacağı tehdidin, bölgedeki ve dünyadaki mevcut konjonktür, arkasındaki destekle birlikte düşündüğümüzde hiç de küçümsenecek bir şey olmadığını, ülkenin bekasını hedeflediğini görebiliriz. Kim ne kadarını görüyor bilemiyorum.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmetler - 2 yıl önce
sayin komutanim yazinizda yaninizda patlayan sarapnel,mermi sesleri ve vurulan arkadaslarimizi anlatiyorsunuz,acaba bunu bilen kac siyasetci vardir?? saygilar.
Avatar
selahattin gülec - 2 yıl önce
sayın i.hakkı paşayı ilgiyle okuyoruz.