Teknolojiyi de yenemiyorlar sansürden de vazgeçmiyorlar


Can Ataklı

Can Ataklı

05 Mayıs 2014, 00:03

İyi akşamlar iyi haftalar sevgili izleyiciler; bugün meclis’te AKP’li bakanlarla ilgili yolsuzluk fezlekeleri görüşülüyor. Garip bir durum var. Önerge sahipleri AKP’liler. Yani kendi bakanlarının soruşturulmasını istiyorlar. Aslına bakarsanız güzel manzara değil mi? AKP “yolsuzluk yapan kimden olursa olsun karşısında bizi bulur, bu bakan da olsa durum değişmez” demek istiyor.
Ya da kamuoyunda bu algıyı yükseltmek istiyorlar.

Halktan saklanıyorlar

İyi ama madem bu kadar cesurca bir hareket yapıyorlar görüşmeleri neden halktan saklamaya çalışıyorlar ki? Meclis çalışmalarını TRT’den canlı olarak yayınlayan meclis TV bugün kapalı. Gerekçesi evlere şenlik. Neymiş efendim, TRT Meclis TV’nin Genel kurul oturumlarını canlı yayınlamak için sözleşme imzalamış. Meclis Genel Kurulu resmi olarak Salı, Çarşamba ve perşembe günleri toplanıyormuş Oysa bugün pazartesi, meclis özel gündemle toplanmış, TRT programda olmadığı için Meclis TV’yi yayınlamıyormuş.

Sanki her hafta var

Duyan da sanki Türkiye’de hafta başı bir bakanla ilgili fezleke okunup meclis araştırması açılması için toplantı yapılıyor zannedecek. Amaç çok belli, zaten toplantıyı normal güne değil de pazartesiye denk getirmenin arkasında da bu yatıyor, güya makul bir gerekçe bulup görüşmeleri en azından bir süreliğine halktan saklamak.
Gerçi teknoloji ile baş etmek pek kolay değil. Nasıl twitter ve you tube yasakları anında delindiyse, Meclis oturumunun canlı yayınlanmasına engelleme de delindi. CHP milletvekili Melda Onur kendi i-pad’inden internet üzerinden canlı yayın yaptı.

Alay eder gibi açıklama

AKP Grupbaşkanvekili olan zat da alay eder gibi “sansürden söz ediyorsunuz ama herkes cep telefonundan görüşmeleri izliyor” demez mi? Artık önüne gelen aklımızla alay ediyor ya, neyse ne diyeyim artık…
Peki, bu güya bu soruşturmadan ne çıkar? Bana göre hiçbir şey çıkmaz. Bir kere AKP samimi değil. Her ne kadar soruşturma önergesini kendi vermiş gibi gözükse de zaten aylardır bir yolsuzluk olmadığının propagandasını yapıyorlar. Başbakan 17 Aralık operasyonunun baş aktörleri tahliye edildiğinde “adalet yerini buldu” demişti. Bu koşular altında bir soruşturma açılması ve bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi mümkün mü?

Sonuçtan ümit yok

Ama laf olsun torba dolsun misali görüşmeler yapılıyor. Şu ana kadar çok sert tartışmalar oldu. Daha da sertleri çıkabilir. Hatta kavgalar bile çıkabilir. Sonunda göstermelik bir komisyon kurulacaktır. Ama onun da fazla hükmü yok. Çünkü bu komisyon gizli çalışacak. En az iki ay süresi var zaten. Bu süre içinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri için hayli mesafe alınmış olur, kritik bir durum çıkarsa ortaya komisyon çalışmaları uzatılır, o yapılır bu yapılır ama bundan bir sonuç çıkmaz.
Bu soruşturmanın tek yararı, sonuç alınamayacak olsa bile fezlekelerin ve fezleke içinde henüz kamuoyuna açıklanmamış bazı belge, bilgi ve telefon konuşmalarının, video kayıtlarının ortaya dökülmesidir.

AKP’liler inanmıyor sanmayın

Her ne kadar “AKP’nin kitlesi bu yolsuzluklara hırsızlıklara inanmıyor” dense bile sevgili izleyiciler, bundan çok emin olmayın. Şu anda çıkarları gereği sessiz kalan geniş yığınlar var. Bu iş sadece eğitimsizlikten ya da biat kültüründen kaynaklanmıyor. Milyonlarca insan kendi hesabını kitabını yapıyor, inanmış gibi davranıyor.
Bir gün gelir, bir bakarsınız her şey alt üst olmuş.
Çok basit bir örnek vermek istiyorum. 17 Aralık’a kadar adeta bir peygamber muamelesi gören Fethullah Gülen’le ilgili AKP’lilerin ve yandaşlarının söylediklerini görüyorsunuz değil mi? Dokunulamaz sanılan, dokunanın yandığı Fethullah Gülen gitti, hakaret etmeyenin dövüldüğü bir ortam geldi. Yani şimdi “kimse inanmıyor yolsuzluklara” diye üzülenler var ya, bir sabah kalktığımızda bir bakmışsınız ki bütün Türkiye “Bunlar ne çok götürmüş” diye ayaklanıvermiş. Diyeceğim, halkın şimdilik sessiz durmasının bazı kişilere teselli olması normal da bu böyle devam etmez. Bakmayın, kimse aptal değil, herkes neyin ne olduğunu görüyor aslında.
Neyse, Meclis çalışmaları devam ediyor, ayrıca bu akşam bir de Çift Vuruş programımız var zaten. Orada da ayrıntılarını konuşuruz. Bu arada tekrar hatırlatayım, her hafta Cuma akşamları yaptığımız Çift Vuruş bu akşamdan itibaren pazartesi akşamları yayınlanacak. Yayın saatimiz yine 20.00’de başlıyor.

Genelkurmay açıklaması

Sevgili izleyiciler; bugün haber kanalları ve internet haber siteleri genelkurmay’ın bir açıklamasını Flaş haber olar duyurdu. Genelkurmay yaptığı açıklamada diyor ki “Son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında paralel yapıya yönelik tedbirler alınacağına ilişkin haberler yayınlanmıştır. Toplantıda böyle bir şey konuşulmamıştır.”
Genelkurmay’ın “böyle bir şey” dediği Fethullah Gülen cemaati. Yani MGK açıklamasında “paralel yapı” diye bir tanım geçmemiş.

Ulusal güvenliği tehdit

30 nisan’da yapılan Milli Güvenlik Kurul toplantısında sonra yapılan resmi açıklamada "Ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanlamalara izin verilmeyecek. Söz konusu yapılanmalara yönelik tedbir alınmıştır" deniyordu. Doğru paralel lafı yok açıklamada.
Ama buna karşı ertesi gün ve hatta bildirinin yayınlandığı sırada yayın yapan haber kanallarında ve internet haber sitelerinde “MGK paralel yapıya karşı önlem almaya karar verdi” şeklinde haberler yayınlandı.
Birbirimizi kandırmayalım


Şimdi sevgili izleyiciler birbirimizi kandırmaya ya da tüm halka salak muamelesi yapmaya hiç gerek yok. Genelkurmay da hükümet de çok iyi biliyor ki, MGK toplantısında “ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalara” tanımıyla cemaat kastedilmektedir. Genelkurmay neyi saklamaya çalışıyor?
Ayrıca, böyle bir açıklama neden genelkurmay tarafından yapılıyor? MGK 30 Nisan’da yapıldı. Üzerinden 5 gün geçti. O 5 gün boyunca hemen tüm medya organlarında MGK’nin Gülen cemaatine yönelik operasyonlar yapılacağını yazdı. MGK’nın Başkanı Cumhurbaşkanı. Hükümetin bazı bakanları ve Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları bu heyetin üyeleri. Eğer MGK bildirisi yanlış anlaşıldıysa ya da doğru olmayan bilgiler kamuoyuna sunuluyorsa bu konuda açıklamayı Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin yapması gerekir.

Niye böyle bira açıklama?

Peki Genelkurmay’a ne oluyor? Genelkurmay Milli Güvenlik Kurulu’nun patronu durumunda mı ki “yanlış anlamaları önlemek için” böyle bir açıklama yapmak ihtiyacını duyuyor.
Ya da askerler Fethullah Gülen cemaatinden rahatsız değiller mi? Yüzlerce subayın sahte belgelerle zindanlara atılmasında, ordunun itibarının yerin dibine sokulmasında Fethullah Gülen cemaatinin katkısını yok mu sayıyorlar?
Siz anladınız mı bilemem, ama ben Genelkurmay’ın hiç üstüne vazife değilken “Biz Fethullah Gülen cemaatine yönelik hiçbir şey konuşmadık, ordu içinde de bir soruşturma açılacağı haberleri yalandır” açıklamasına neden gerek duydu acaba?
Neyse vardır bir bildikleri.

1 Mayıs’ın kadrolu teröristleri

Değerli izleyiciler; 1 Mayıs geçti gitti ama üzerinde konuşulacak pek çok konu da arkada kaldı. Szilere 1 Mayıs’tan önce de 1 Mayıs akşamı da söylemiştim. “Bu 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklayan zihniyet aslında olay çıkmasını istiyor. Çünkü bu tür sokak hareketlerinin AKP’ye yaradığına inanıyorlar. Bu nedenle kadrolu teröristler yine görev yapacaklardır.” Böyle söylemiştim.
Nitekim 1 Mayıs’ta bunlar aynen yaşanmıştı. Her yasaklamada görmeye alıştığımız maskeli, eli sopalı, taşlı, Molotoflu bir gurup yine ortaya çıkmış polisle yer yer çatışmaya girmişti.
Şimdi ben “kadrolu teröristler” dediğimde kızanlar oluyor. Pazar günü 1 Mayıs eylemlerine de katılan birkaç gençle konuştum. Kendilerini “devrimci” olarak tanıtıyorlar. Bana “Can abi, çok sekter oluyorsun, biz her fırsatta devrimci bir ruhla kendi canımızı da tehlikeye atarak ortaya çıkıyoruz. Bize terörist demen üstelik bir de kadrolu terörist demen çok ayıp.”

Gençlerle konuşma

Onlara “Çocuklar bu kadar öfkeli olmayın” dedim. Sonra da sokakta her eylem yapanı kastetmediğimi, ama birçok olayda gerçekten polis adına çalışanların çok sırıttığını, bunların oyunlarına gelmemeleri gerektiğini anlattım. Biraz daha sohbet edince öfkeleri de kızgınlıkları da gitti tabii. Hepsi makul çocuklar, sadece biraz dinlemek ve elden geldiği kadar somut verilerle bir şeyler anlatmak gerek.
Geleceğim nokta şu; son iki gündür gazetelerde 1 Mayıs’a katılan ve kâh polis gibi kâh eylemci gibi davranan polislerin fotoğrafları yayınlanıyor.

Bunlar nasıl polis?

1 Mayıs günü İstiklal Caddesi’ndeydim. Benim de dikkatimi çekmişti. Bazı polisler hiç de polise benzemiyordu. Uzun saçlar, kirli sakallar, kulakta küpeler, sırtlarında çanta. Ayrıca zaten polislerin çoğunda sırtında “polis” yazan yelekler vardı. Ama bazılarında yoktu.
Gazete fotoğraflarından ve internette gezen görüntülerden anladığımız kadar bu eylemci kılıklı polisler zaman zaman eylemcilerin arasına girip taş atıyor, cam kırıyor, sonra bir bakıyorsunuz aynı kişiler yakaladıkları bir eylemciyi yaka paça ekip aracına bindiriyor. Sonra tekrar eylemcilerin arasına dönüyor.

Ajan provokatörlük

Kıyafetlerine bakınca ilginçtir, bu tiplerin hepsinin sırtındaki çantalar siyah, gömlekleri de mavi kareli. Demek ki yanlışlıkla rol yapmayan polislerin saldırısına uğramasın diye ayırıcı bir özellik konmuş. Tabii bunlar benim gözlemim. Mutlaka birbirlerini tanımaya yarayan başka ayırıcı özellikleri vardır.
Sevgili izleyiciler bunun adı ajan provokatörlüktür. Dünyanın en aşağılık işidir. Bir devlet bunu yapmaz. Eylemcilerin arasına eylemci süsü verilmiş kişiler sokup kitleleri harekete geçirip sonra da güya güvenlik sağlıyorum diye o insanların üzerine gaz su sıkmaz, plastik mermilerle ateş etmez.
Ama öyle bir iktidarla karşı karşıyayız ki, bu kadar aşağılık bir işe bile soyunmaktan çekinmiyorlar.
Demek ki iktidar “ne olur ne olmaz, olay falan çıkmayabilir, o zaman 1 Mayıs’a yasak koyduğumuz için zor duruma düşeriz. O halde olayı kendimiz çıkarmalıyız ki haklı duruma geçelim.” Görüyorsunuz değil mi ne hale düştüklerini.
Türkiye geçmiş yıllarda ajan provokatörlükten çok çekti. Bir saat sonraki Çift Vuruş programında en ünlü ajan provokatörden bazı anılar anlatmaya çalışacağım. 1 mayıs’ta yapılanları Halil Nebiler’le birlikte daha ayrıntılı konuşuruz.
Bu akşam günün yorumu süresinin sonuna geldik. Saat 20.00’de yine karşınızda olacağım. Sakın kaçırmayın derim.
Şimdilik hoşça kalın…

GÜNÜN YORUMU. 5.5.2014.PTS. paylaşan: ulusalkanal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.