Teknolojiyle gelişen şeffaflığımız (!)


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

24 Ocak 2015, 14:43

  Gün geçmiyor ki ülkede illegal dinlemeler konusunda bir soruşturma yapılmasın ve bu maksatla birileri gözaltına alınmasın. Yıllardan beri devam eden illegal dinlemeler ülkeyi öylesine sarmış ve sarmalamış ki bir türlü kurtulamıyoruz. Bu iletişim çağında kurtulmamız da mümkün değil. Hem gelişmiş cihazlardan dolayı hem de İstihbarata Karşı Koyma konusundaki cahilliğimizden ve her ciddi soruna karşı ilgisizliğimizden, bize bir şey olmaz mantığıyla hareket etmemizden dolayı. Sadece dinlenmiyoruz, kullandığımız gelişmiş telefonlar ve diğer elektronik cihazlar sayesinde takip de ediliyoruz. Bulunduğumuz yer çok net ve kesin bir şekilde belirlenebiliyor. Kullandığımız bilgisayarlardaki yazışmalarımız takip ediliyor. Bilgisayarları kullanmadığımız zamanlarda bile birilerinin yerleştikleri virüsler ile bilgisayarlarımız ele geçiriliyor, ister sanki siz kullanırmışsınız gibi kullanıyor ister çökertiliyor ya da hackleniyor. Aynı şeyler cep telefonlarınız ve ev telefonlarınız için de geçerli.

Tehlike bundan ibaret değil. Bilişim teknolojisi günümüzde her türlü ev eşyasından( dayanıklı tüketim malları, beyaz eşya, oyuncaklar, kalorifer sistemleri ve kombiler, akıllı sayaçlar, akıllı evler vb.) su, elektrik, doğal gaz sistemleri, otomobil, tren, metro, hastaneler, imalat sanayii, tarım, hayvancılık, bankacılık sistemi, ticaret, denizcilik, meteoroloji, havacılık, silah sistemleri vb. bütün yaşamımızın içine girmiş durumda ve öyle görülüyor ki giderek de hayatımıza hakim olacak.

Söz konusu sistemlerin hizmet sağlayıcıları(server) da ülkemizin kontrolünde değil. Sanırım bunların 5 veya 6’sı ABD’de ,1 veya 2’si de Avrupa’da. Her türlü bilgi bu hizmet sağlayıcılar üzerinden yapıldığı için bunları kontrol edenler istedikleri bilgileri toplama imkanına sahipler. Bankacılıkta kullanılan programlar için de geliştirdiğimiz diğer programlar için de bu hizmet sağlayıcıları kullanmak durumundayız. Yani pek gizlimiz saklımız yok ABD ve Batı ‘dan hatta İsrail’den. Oldukça şeffafız yani.

Ya kullandığımız yazılımlara ne demeli. Tamam bir kısmını kendimiz geliştiriyoruz ama sonuçta bunları kullanmak için de Microsoft Office vb. çok çeşitli yazılımları kullanıyoruz. Geliştirilmiş arama motorlarını kullanıyoruz. Üstelik bunların çok büyük kısmı başka ülkeler tarafından geliştirilmiş ve içlerine ne yerleştirildiğini bilmeden kullanıyoruz. Çünkü bunları bir paket olarak alıyoruz.

Bazılarının biz de milli olarak yazılımlar geliştiriyoruz dediğini duyar gibiyim. Bu yazılımların ne kadarı yerli ne kadarı diğer yazılımlardan adapte edilmiş tartışılır. Ayrıca Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu’daki yazılım firmaları ne kadar milli o da tartışılır. Bir yazılım firmasının milli olup olmaması başındaki müdürünün, çalışanların o ülkenin vatandaşı olmasıyla ölçüyorsak yanılırız. O firmaların sermayeleri kime hangi ülkenin vatandaşlarına aittir ve kim tarafından kontrol ediliyordur? Bunların cevaplarına bakmamız gerekiyor. Bunların dışında söz konusu bütün cihazları (hardware) ya da bunların kritik parçalarını yurt dışından aldığımızı da göz önüne alırsak İstihbarata Karşı Koyma konusundaki hassasiyetimiz ortaya çıkar.

Bütün bu olumsuz faktörlere bir de umursamazlığımız, teknolojiyi kullanmadaki pervasızlığımız, sınır tanımaz dedikodu ve kendimizi övme arzumuz vb. eklenince her türlü devlet sırrının veya bilgisinin zamanından önce ve karşı tarafın işine yarayacak şekilde elde edilmesi mümkün hale gelmektedir. Bunlara bilerek veya bilmeyerek yabancı istihbarat örgütlerinin, teröristlerin ve ticari rakiplerin haber kaynağı olan şahıslarıdahil etmiyorum. Hatta diğer istihbarat vasıtalarından da bahsetmiyorum. İstihbarata Karşı Koyma’da halimiz bu kadar acıklı ve perişan. Peki tedbiri kim alacak, üstelik vatandaşın haberleşme özgürlüğünü kısıtlamadan. Tabii ki devletin kurumları ve ana sorumlu olarak MİT Müsteşarlığı. Devletin bütün kurumları ve özel şirketlerimiz İstihbarata Karşı Koyma konusunda özellikle de Siber Savunma konusundaki teşkilatlarını ve aldıkları tedbirleri gözden geçirmeli ve bu konuda yeniden teşkilatlanmalı, milli yazılımlara öncelik vermelidir. Tabii devletin kritik kurumlarını dinleyerek, bilgi sistemlerini izleyerekya da geliştirilen kripto sistemlerini çözerek elde ettikleri bilgileri mensup oldukları örgütlere veya bunları kendine görev veren devletin istihbarat örgütüne aktaranlar için ( kişi veya örgüt) kullanılacak tek kelime var. O da ‘’hain/ hainlik’’ tir.



İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.