banner863

Terörle mücadelede gelinen yer ve sonrası…


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

13 Nisan 2016, 12:35

24 Temmuz 2015’de başlayan, silaha karşı silahlı mücadele yedinci ayını doldurdu.

Hepimiz yaşadık ve gördük; Silahsız mücadele ve müzakere, ya da Açılım Süreci, terörle cilveleşme ve teröre siyasi güç kazandırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Süreç ilerlerken, 14 maddelik özerklik açıklamaları ardı ardına geliyordu. Aslında Türkiye vatan savunmasına mecbur ediliyordu.

Silahlı mücadele sürecinin elbette zor bir süreç olacağı belliydi. Sürecin içinde ölümler olacaktı.

PKK terörünün bu kadar dayanıklı olmasının iki temel nedeni var.

Birincisi; emperyalist devletlerden, Suriye üzerinden, aldığı silah, istihbarat ve lojistik destektir. PYD ve YPG’ye açık destek sürüyor.

İkincisi ve daha önemlisi; Türk halkı ve Kürt halkının birlikte yaşama iradesinin, terörle savaşı hukuki zeminde yürütmeyi zorunlu kılıyor.

Bu iki sebep, terörü güçlü ve dayanıklı gibi gösteriyor.

Bu silahlı ve zorlu süreç bir taraftan sürerken, Amerika, kendi planları gereği olarak, siyasi, diplomatik ve şantaj gibi zorlamalarını da sürdürüyor.

Amerika bölgeden, İkinci İsrail demek olan, Büyük Kürdistan’ı kurmadan, çekilmek zorunda kalırsa, hayatının en büyük yenilgisini almış olacaktır.

Elbette savaş süreci, gönül rahatlığı ile kabul edilebilecek bir süreç değildir. Ama birileri size savaşın dışında seçenek bırakmıyorsa, savaşmaya mecbursunuzdur.

Anlatmaya çalıştığım düşünce ve fikir dünyalarının farklılığından yararlanarak, tekrar ülkeyi Çözüm Sürecine döndürmeye çalışan guruplar, daima hareket halindedir.

Terörü yaratan ve yürütenlerin, çok zor günler yaşadığını, terör sahiplerinin kendi imdat çağrılarında bulmak mümkündür.
Açılım Sürecinde, Türk Devletine 14 maddelik, Özerklik ültimatomu veren Demirtaş diyor ki; “İktidar Dolmabahçe Mutabakatına dönerse, Hükümeti desteklemeye devam ederiz.”

Yani Türk devletini, siyaset yoluyla çürütme dönemine yeniden dönersek, AKP’yi iktidarda tutmaya devam ederiz demek istiyor. Sanki artık o güçleri var da…

Türkiye halkı ve onun ordusu öyle bir yere gelmiştir ki; artık Amerika’nın siyasi gücü bile, Türkiye’yi terörle anlaşmak üzere, masaya oturttamaz. AKP istese de artık bunu yapamaz.

Demirtaş’ın ABD ve AB ziyaretlerinden sonra,” görüşmeye hazırız, masaya oturalım” çağrılarının arkasında, ABD ve AB vardır.

PKK’nın yenildiğini ve çok zor durumda olduğunu, en iyi ABD biliyor. Türkiye’nin kararlı olduğunu görüyor.

ABD şunu da görüyor; Terörle olan mücadele böyle giderse, ileride, terör guruplarının tekrar örgütlenmesi ve Türk devletine saldırması zorlaşacak.

ABD ve AB’nin ülkemiz içindeki uzantıları, şehitler çoğaldıkça, ”bak gördünüz mü, silahlı mücadele olmuyor, masaya oturmak gerek” diye çağrılar yapıyorlar.

Şunu görmemiz ve bilmemiz gerek; emperyalizmin insanlığa karşı uzun soluklu bir savaşı var. Savaşın küreselleşmesi bundandır.

Büyük Kürdistan Kurmak; emperyalist planın bir parçasıdır. Kuzey Irak’ta kurulan göstermelik Kürdistan topraklarının %53’ü enerji şirketlerinin toprağıdır.

Bu savaş Kürtlerle Türkler arsı bir savaş değildir. Plan gereğince; Türkiye topraklarının parçalanması sürecinin başlangıcıdır.

Terörle masaya oturmak Amerika ile masaya oturmak demektir.

Niye Paylaştırma ve parçalama uzmanı Martti Ahtisaari’nin adı gündem yapıyor?

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.