Tiyatroya adanan bir ömür

Haydar Zorlu

Haydar Zorlu



02 Ekim 2015, 15:11

Türkiye’de doğup 32 yılını Köln’de geçirmiş olan oyuncu Haydar Zorlu’yla hayatı, şu an hem Almanca hem Türkçe sahnelemekte olduğu ve Mart 2016'da İngilizce de oynanacak 'Faust' oyunu ve daha birçok konu hakkında konuştuk. Uzun yıllar Alman televizyonlarının aranan yüzlerinden olan Zorlu kendine özel sahnesini içinde bulunduran İstanbul’daki ‘Sanat Odası/Kunst Raum’da bizi ağırladı ve sorularımızı yanıtladı. Hatta bize ufak bir parça ‘Faust’ ve ‘Mephisto’ dönüşümünü gösterdi ve benim de ‘Gretchen ‘ olmama izin verdi. 

‘Hukuk okumaya devam etseydim rengi solmuş, saçları dökülmüş bir adam olarak mezun olacaktım’


- Bugün “Doktor Faust” olarak harika işler çıkarttığınız oyunculuk kariyerine nasıl başladınız? Her zaman istediğiniz bu muydu?

Lise yıllarında tiyatro oynadığım için tiyatro yapma düşüncesi beni hiç terk etmedi. Köln Üniversitesinde iki yıl hukuk okudum. Hukukçu olacaktım, fakat aklım hep tiyatrodaydı. Sonra döndüm baktım bir tanesi görev olarak yapacağım bir şey, diğeri aslında yapmak istediğim. Sonunda oyunculuğa karar verdim. Eğer hukuk okumaya devam etseydim büyük ihtimalle Köln Üniversitesi'nden rengi solmuş, saçları dökülmüş bir adam olarak mezun olacaktım. Sonuçta bir kez yaşıyoruz ve ben de bu tek hakkımı en çok istediğim ve sevdiğim şeyle değerlendirmek istedim. Bu karar hayatımın dönüm noktasıydı diyebilirim. Kendi tutkumun peşinden gitme kararımla yaklaşık son 30 yılımı şekillendiren tiyatro ve oyunculuk oldu. Fakat şunu da söylemem gerekli: İki yıl aldığım hukuk eğitimi çok faydalı oldu. Almanca 'Gutachtenstil' dediğimiz düşence tarzıyla olayları hukuk mantığına uygun izah etmeyi öğrendim. Eğer bugün bir tiyatrom var ise buna borçluyum. Yoksa hayallere kapılıp uçar kaybolurdum. Hukuktan sonra üniversitede Alman dili ve edebiyatı/tiyatrosu, İspanyol dili ve edebiyatı/tiyatrosu ve aynı zamanda psikoloji - pedagoji okudum. Yani kendi çabalarımla kendime özel bir konservatuar yarattım. Aynı burada özel tiyatromu yarattığım gibi. Kendi kendimi yarattım; Amerika’ya gittim eğitim aldım, New York da kaldım, Paris, Madrid, Barcelona ve Salzburg… Buralardan beslendim. Tabi ki eski bir 'hukukçu' olarak oyunculuk diplomamı da ihmal edemezdim; onu da dolaylı yoldan aldım. Çok mu önemli? Evet! Almanya'da devlet tarafından kabul edilmiş bir sanatçının sürekli sigortalı ve sonunda emekli olabilmesi için, devlet bizzat işveren olarak masrafların yarısını karşılıyor. Her zaman dediğim şey şudur: Gerçekçi olmamız lazım. Hepimizin hukuka ihtiyacı var.



- Faust sahnesinde tek başınıza tüm karakterleri canlandırıyorsunuz üstelik oyunu Almanca aslından baştan çevirip uyarladınız, Don Juan’ı hem yazıp hem yönetip hem oynuyorsunuz, Almanya’da diziler – belgesellerde boy gösterdiniz. Bu çok yönlü sanatçı kişiliğinizin neye dayandığını düşünüyorsunuz?

Tartışmasız eğitim ve istek. Tabii bunları söylemesi kolay ama yapmak zor. Bırakalım Faust’u, Mephisto, Gretchen gibi karakterler Alman tiyatrosunun en ana karakterlerindendir. Ve oynaması başlı başına zordur. Bunların bir tanesini oynamak bile bazen bir mucize sayılır. Bir de yazmak, çevirmek, kurmak, oynamak, ayakta tutmak… Bunları bir arada yapmanın tek açıklaması var: Alt yapı. Çok uzun yıllar çalıştıktan sonra mümkün. 30 yıldır konsantre oldum bu işe. 30 yıldır Almanya’da ulaşılabilecek en iyi kaynakları, bütün imkanları hiç çekinmeden kullandım. En iyi hocaların yakalarına yapıştım. Hiç zaman kaybetmeden ona odaklandım ve planlı bir şekilde hedefime ilerledim.

‘Taksicilik dahi yaptım’

- Oyunculuğun birçok alanında sizi gördük ama gönlünüzde yatanı merak ettik doğrusu.

Tiyatro. Çünkü ben oyunculuğu tiyatrodan dolayı sevdim, sahneye çıkınca karar verdim. Benim için diziler yalnızca para kazanmak için yaptığım şeylerdi. Arada hoşuma giden projeler oluyordu tabii keyif de aldım ama başta para kazanmak için 15 -20 yılımı dizilerde geçirdim. Almanya’da sayısız dizide yer aldım. Bu sürede para kazanıp bir şekilde istediğim konuma gelip alt yapımı besledim, bir yandan da tiyatro üzerine çalıştım, araştırmalarımı devam ettirdim. Tiyatroyu seçtim ama tiyatromu istediğim şekilde yapabilmem için bir maddi kaynak da gerekiyordu. Tercümanlık yaptım, hatta Köln’de taksicilik dahi yaptım. Pratik işler bulup asıl hedefime ulaşmak için havadan düşmesini beklemek yerine çabalarımla kendi maddi kaynağımı yarattım. Bu gün de böyle. Oyunlar bir anda istediğim gibi gitmedi, seyirciler gelmedi ben de gider tercümanlık yaparım ama yine de asıl tutkum olan tiyatroma devam ederdim. Bu ister bir ressam ister bir edebiyatçı ister bir oyuncu olsun; sanatçı, öyle büyük mucizeler başarabiliyor. Sanatı için gerekli olan ne ise onu da yapacak kadar çalışkan olur.


- Uzun yıllar dizi sektörünün içindeydiniz ve bu işi sadece maddi kaynak olması için mi yaptınız?

Açıkçası dizi sektörüne katlanmam biraz zor oldu. Bana göre yüzeyseldi. Ama tüm diziler kötüdür diyemem tabii ki. Dünyaca ünlü ‘Lost’ sinema filminin Almanya uyarlaması olan bir dizide başrollerden birini oynadım, büyük keyif aldım. Bakılırsa o da yüzeysel ve basit metinlerden oluşuyordu ama oyunculuk bir disiplin olduğu için işime odaklandım ve ne gerekiyorsa yerine getirdim.

17 yıl süren Faust macerası


- İstanbul ve daha birçok dünya kentinde 200’den fazla sahnelediğiniz Faust maceranızı sizden dinlemek isteriz.

1991 yılında Aspendos’ta başladı. Bir dizide başrol oynuyordum. Aspendos Antik Tiyatrosu’nda kamera karşısına geçtim, orada okuduğum metin bana çok yetersiz geldi. O antik tiyatrolarının büyülü havasını da soluyunca bu ucuz metinler değil, değerli ve zengin metinler buralarda yüzyıllarca oynandı ve oynanmalı dedim. Ve bir tiyatrocu olarak düşünmeye başladım. Birkaç bin yıl geriye gidip 25 bin kişinin o sahnedeki adamı pür dikkat dinleyeceği bir tiyatro yapmak istiyorum dedim. Ve o tiyatroya gelen 25 bin kişinin pür dikkat dinleyeceği bir metinin olması gerektiğini fark ettim. Bu metnin Faust olabileceğini düşündüm. Fakat çok ağırdı. Yirmili yaşlarda başladım okumaya ama anlayamıyorum. Merak da ediyordum. 2009 yılında proje bitti.



Gerçekten uzun yıllar sürdü yani bu çalışma…

Evet, her şeyiyle baktığımızda 17 yıl sürdü. Aynı zamanda dizilerde oynarken üniversiteden de sertifika aldım. Türkçe-Almanca yeminli tercüman olarak da çalıştım. Yani Faust’u çevirmeden önce bir sürü mahkeme dosyası çevirdim. Faust’u Türkçeye çevirmek için böyle bir alıştırmam da oldu. Kısaca hayatımda yaptığım birçok şey bu gün hayalimi yaşamam için birer alt yapıydı. Her şey yavaş yavaş yerine oturur. 2001 yılında verdiğim röportajlarda hayalimin Faust’u oynamak olduğunu söyledim. 2001’de denedim oynamayı. Nefesim yetmedi. Yerle bir oldum, ki otuzlu yaşlarımdaydım. Faust’u sahnelemek için sahne kiralamak gibi somut girişimlere de girdim Almanya’da ama provalarda baktım olmuyor erteledim. 2008’de tekrar çalışmaya başladım ve 2009’da Köln’de sahneye koydum. Birkaç oyun sonra da Almanya İstanbul Başkonsolosluğu'nun düzenlediği bir organizasyonla imparatorluk salonunda oynadım.

‘Tiyatroculardan hep maskaralık beklediğini gözlemliyorum’

- Çin’de, Güney Afrika ve Avrupa’da ve Türkiye’de birçok gençle bir araya gelip eğitimler veriyorsunuz. Genel olarak genç oyunculara karşı gözlemleriniz ve tavsiyelerinizi sorsak...


Günümüzde oyuncuların yaptığı en büyük hata hızlı ve sabırsız davranmaktır. Bu gün tiyatrocu oldum yarın büyük bir rol oynayacağım mantığı kabullenmesi mümkün olmayan bir mantıktır. Avrupa tiyatrosunda yüzyıllardır süregelen bir olay vardır. Çok şanslıysan yirmilerinde Hamlet oynarsın; o şans devam ediyorsa kırklarda Faust ve altmışlarda Kral Lear… Hepsi bu kadar. Bütün yaşam boyunca bunları gerçekleştirmek bile inanılmaz bir başarı. Ama yeni nesil oyuncular bu gün Hamlet yarın Kral Lear oynamak istiyorlar. Mümkün değil. Bu değişmez bir şey çünkü tiyatro eski ve geleneksel bir meslek. Evet, Türkiye’de, Avrupa’da Çin’de birçok üniversitede dersler verdim. Gözlemlerim oradaki öğrencilere dayanıyor. Gördüm ki Çin’deki öğrenciler ciddi çalışmadan haz alan öğrenciler. Batıdaki hastalıklar (Her şey de neşe olmalı - It has to be funny) onlarda yok. Ben bizim toplumumuz da dahil batı toplumları tarafından tiyatroculardan hep maskaralık beklendiğini gözlemliyorum. Ama işin aslı kesinlikle öyle değil. Çoğu bilinçsiz kişinin maskaralık olarak adlandırdığı komedi oynamak, seyirciyi güldürmek için bile disiplinle çalışılmak gerekiyor. Tiyatronun kaç bin yıldır değişmeyen bir tarafı var, o da şu; mekanizmasının çalışması için emek ve zamana ihtiyaç var. Birden bire olmaz. Çok sabırlı ve yüksek disiplinli çalışmak lazım. Keyif tabii ki var ama bu ciddi çalışmadan ve amacını yerine getirmeden alınan bir keyif olmalı.


- Yeni sezonu 1 Ekim de Faust 241. oyun ile CKM de açtınız. Seyircileri neler beklemektedir bu sezon?

Programda yine Faust ve Don Juan var. Şu an Faust'un İngilizce çevirisini bitirmek üzereyim. Mart 2016 da New York da İstanbul'un 3 dilli Faust'u seyircisiyle buluşacak. Ocak ta Köln'deyim, Şubatta Berlin'de Faust hem Türkçe hem de Almanca oynanacak.

Sanat Odası hakkında detaylı bilgi ve oyun tarihleri için www.zorlu.at sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Röportaj: Cansın ÇETİN
Fotoğraflar: Ali Göküş
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Melike t. - 1 yıl önce
Emeğine sağlık Cansın, büyük bir zevkle okudum.
Avatar
Cenk - 1 yıl önce
Güzel bir sanatçı ve keyifli bir sohpet.Uzun bir uğraş.Tebrikler emeği geçenlere...
Avatar
Aziz Çetin - 1 yıl önce
Büyük bir halk kesiminin önemsemediği böyle değerli sanatçılarımızla yaptığın söyleşi çok güzel olmuş. Tebrikler Cansın Çetin seni kutlarım
Avatar
Aslıhan kılıç - 1 yıl önce
Harika bir sohpet güzel bir yazı tebrik ederim eline emeğine sağlık
Avatar
Aşkın bakır - 1 yıl önce
Ülkemizde sanat ve sanatçının yeterli değeri görmediği kanısındayım,Tiyatro yapanlar benim için çok kıymetliler hele şu günlerde...Bizleri böyle güzel bir topörtajla sanatçıyla buluşturan ,yakınlaştıran Cansın hanımı kutluyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum.Çalışmalarınızda başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum....
Avatar
Burcu ŞENTÜRK - 1 yıl önce
Toplumumuzun ve ilgili bakanlığımızın sanata ve sanatçıya olan saygı ve sevgisi ortada. Tiyatro bence, halka en yalın ve anlaşılabilir sunulan duru bir sanat. Ve sen hak ettiği ehemmiyeti göremeyen bu sanatın ve sanatçısının, güzel bir sohbet ile bizlere ulaşmasını sağladın. Haydar Zorlu için: bir sahne, bir sanatçı, dev kadro diyebiliyor insan. Yazından sonra araştırıp, merak etmiş oldum bu kıymetli tiyatrocuyu sayende. Akıcı aktarımın için ayrıca teşekkür ederim. Keyifle okudum