Türk demek Türkçe demektir! Beyinlerde dalgalanan bayrağımız


Soner Polat

Soner Polat

07 Mayıs 2015, 23:43

 Çok sevdiğimiz hocamız Oktay Sinanoğlu ebediyete intikal etti. Yaşadığı sürece Türkçe’nin kutsal tapınağı gibiydi. Ama bize büyük bir görev bıraktı. Hocamızın kemiklerini sızlatmak istemiyorsak, Türkçemize her açıdan sahip çıkmalıyız.

Türkçenin gücünü ve arkasındaki güçlü mantık yapısını bilmeliyiz. Türkçe hiç bir şekilde hafife alınabilecek bir dil değildir. 1.000 yıl geriye dönelim. İngilizce, Almanca, Fransızca veya başka bir dilin o günkü metinlerine bakalım! Örneğin, bin yıl öncesine ait bir İngilizce yazıyı inceleyelim. Bu yazıyı günümüzde anlayabilecek bir İngiliz bulamazsınız!

Buna karşın Yunus Emre’nin dizelerindeki dil ve anlam zenginliği, günümüzde de hiçbir müdahale ve çeviri ihtiyacına gerek kalmayacak şekilde açık ve anlaşılırdır. Sözcükler, dolaylı olarak derin felsefik zenginlik içerir. Zamanındaki dünya, doğa, siyaset ve din anlayışını bilgece eleştiren mısralar vardır. Yunus Emre’nin 13’üncü yüzyıldan gelen aşağıdaki dizeleri, bugün için bile çok açık ve anlaşılır değil mi?

Cennet, cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver onları,
Bana seni gerek seni.

Veya şu dizelerdeki arı Türkçeyi anlamak için bir zorluk çekiyor muyuz?

Beni bende demen, bende değilim,
Bir ben vardır bende, benden içeri.


Türk diline karşı yönetici sınıfların bu ilgisizliği ve kayıtsızlığı, Köroğlu, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre gibi halk ozanları ve düşünürleri ile bir ölçüde dengelenmiştir. Halk bu ozanları benimseyerek Türkçe ile olan bağını da devam ettirmiştir. Ama Türkçenin yaşamasının bir nedeni de çok güçlü bir gramere dayanması ve bir matematik dili olmasıdır.

Üzülerek itiraf etmeliyim ki elit ve yönetici kesimin Türkçe düşmanlığı günümüzde de devam etmektedir. Bu aslında doğaldır. Çünkü hiçbir sosyal oluşumu tarihsel köklerinden koparamazsınız. Atatürk’ün ölümünden hemen sonra yönetici sınıfın Türkçe düşmanlığı hortlamıştır.

Bugün kolej ya da Anadolu Lisesi olarak isimlendirilen İngilizce ve diğer yabancı dillerde eğitim veren okullar, bu ülkenin büyük ayıbı, yüzkarasıdır. Ünlü üniversitelerimizin tamamının İngilizce ders programları uyguladığını söylememe bilmem gerek var mı?

Bir ülke eğitimde ana dilinden iki nedenle vazgeçer: Ya harpte yenilmiştir ve galip devlet zorla dikte etmektedir ya da sömürgedir. Türkiye, bu iki koşula uymadığı halde yabancı dille eğitim yapan dünyadaki tek ülkedir. Bu da ancak, yönetici sınıfın aşağılık duygusu ile açıklanabilir.

Dünyada en genç profesör unvanı alan kişi olan Oktay Sinanoğlu, “Bye Bye Türkçe”, “Türk Aynştaynı”, “Büyük Uyanış”, “Hedef Türkiye” gibi eserlerinde bu tehlikeyi gözler önüne serer. Dilini kaybeden bir millet birkaç kuşak sonra sadece topraklarını kaybetmekle kalmaz, tarih sahnesinden silinir.

Türk elitinin Batı hayranlığını ve bu yöndeki hastalıklı ruh halini bildiği için efsane aydın, usta şair ve yazar rahmetli Atilla İlhan, “Türk aydınlarının büyük bir bölümünü Batı’nın manevi ajanı” olmakla suçlamıştır.

Türkiye’deki Türkçe dil tekelinin kırılması ile ülkenin bölünme sürecine girmesinin koşut olması bir tesadüf olabilir mi? Şu isimler sizi rahatsız etmiyor mu? Börekchi, Paradise sitesi, Antichacı, City Hall, Benim Tower…

Türk diline sahip çıkma konusundaki zafiyetin, Türkiye’nin en ciddi sosyo-kültürel sorunlarından birisi olduğunu ve ülke birlik ve beraberliğini olumsuz yönde etkilediği belirtmeliyiz. Ülke dâhilinde gittikçe artan yayılımı ile yabancı dilli eğitim müesseseleri bir ekonomik gerçeklik ve ardında güçlü bir baskı grubu yaratmıştır. Bu gruplar sırtlarını emperyalizme dayadıkları için sorunu çözmek sanıldığından daha zordur.

Sorun, aynı zamanda demagojiye açıktır. “Bütün dünya İngilizce konuşuyor; küresel dünyaya nasıl açılacağız; iş bulamayız!” gibi söylemlerle konu ustalıkla maskelenir. Hâlbuki mesele, “yabancı dil öğreniminin engellenmesi” değil, “eğitimin ana dilde ” verilmemesidir. İki kavram arasında dağlar kadar fark vardır. Yabancı bir dil öğrenmek son derece faydalı ama eğitimi yabancı dille yapmak ise, ülkeyi çöküşe götürecek kadar zararlıdır.

İyi ki VATAN var. Seçim bildirgesinin 35’inci sayfası: “Türkiye’mizi kurtarmak için güzel Türkçemizi kurtaracak ve geliştireceğiz. Anaokulundan üniversite sonuna kadar eğitim ve öğretim dili Türkçe olacaktır.”

Vatan Partisi Oktay Sinanoğlu’ndan devraldığı dil bayrağını da zirveye taşımaya kararlıdır.

TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!

Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.