Türkiye'de basın Türk değil, Amerikan'dır!


Barış Tınay

Barış Tınay

08 Eylül 2016, 13:36

Rahmetli Atilla İlhan 2004 yılında katıldığı bir programda, "Türkiye'de basın Türk değildir" demişti. Bu düşüncesini de "Türk basını Türkiye’nin çıkarlarını korumuyor." diyerek açıklıyordu.

Türkiye, Azez - Cerablus hattında güvenli bir bölge oluşturabilmek, IŞİD ve PKK/PYD terör örgütlerinin sınırlarımızda yarattığı tehlikeyi bertaraf edebilmek amacı ile Suriye'nin Kuzeyinde "Fırat Kalkanı" harekâtını gerçekleştiriyor. Lakin görüyoruz ki sadece IŞİD ve PKK/PYD terörü ile değil, medyada ittifak etmişçesine hareket eden bozguncu yapılarla da psikolojik bir savaşın mücadelesini veriyoruz.

Türkiye'yi işgalci gösterenden tutun, terör örgütleri ile bir tutanlara; siviller katlediliyor yalanlarından, ABD üzerinden tehditler savuranlara kadar her türlü kara propaganda ile karşı karşıyayız.

Psikolojik Savaşın En Yoğun Zamanlarını Yaşıyoruz...

Halk dilinde bozgunculuk diye bilinen psikolojik savaş, toplumların düşmana karşı koyma iradesiniortadan kaldırmaya çalışır. Mesela Irak savaşı, yakın tarihimizden ibretlik bir örnektir. Ordusu ile beraber koca bir halk, neredeyse tek kurşun atmadan ABD’ye teslim olmuştur. Çünkü onlar psikolojik savaşı en başta kaybetmişti. Halkın zihninde ABD yenilmez bir güçtü ve Irak’a demokrasi getirecekti. Sonrasını zaten biliyoruz.

İşte bu günlerde de, ülke olarak psikolojik savaşın en yoğun olduğu zamanları yaşıyoruz.

Fırat Kalkanı harekâtı sonrası bazı haber ve yazıları,bu açıdan inceleyelim.

Reuters Haber Ajansı tarafından, Londra merkezli “Suriye İnsan Hakları Gözlemevi”ne dayandırılan bir haber yayınlanıyor. Haberde, TSK'nın sivilleri hedef aldığı ve en az 35 sivilin öldürüldüğü iddia ediliyor. İddia ediliyor çünkü herhangi bir bilgi, belge ya da görüntü yok.

Fakat bu haber sorgusuz sualsiz, bir kısım medya ve köşe yazarı tarafından gündeme taşınıyor.

Manşetler hazırdır: "Türk ordusu sivilleri öldürdü, TSK YPG’yi Vurdu: 35 Sivil Öldü"

Benzer bir yayını askerlerimizin şehit olduğu tank saldırılarında da görüyoruz. Tankın vurulma anının videoları, tabiri caizse havalarda uçuşuyor veneredeyse bir kutlama edası ile servis ediliyor.Yayınlarında sürekli "Türkiyeli" saçmalığını kullananlar, bu sefer"Türk" kelimesini tercih ediyorlar.

Manşetler yine tek elden gibi: “YPG Türk Tankını Vurdu, İşte Türk Tankının Vurulma Anları”

Derlediğimiz bazı manşet örneklerini de paylaşmak istiyorum:

“Pentagon'dan Uyarı, Cerablus'ta İnsanlık Suçu İşleniyor, Türkiye IŞİD’e Odaklanmalı, Türkiye Kendi Gücünü Abartıyor, Cerablus'ta CIA ile Pentagon Savaşıyor, Avrupa'dan Türkiye'ye YPG Çıkışı, Esas Hedef Kürtler, Türkiye-YPG anlaştı, YPG Sözünü Tuttu, ABD’den Türkiye’ye Sert Mesaj…”

Manşetler böyle olur da, köşe yazıları boş kalır mı?

Yazılar adeta birbirinin kopyası gibi, harekâtın ABD'nin onayı ile gerçekleştirildiği yalanını, sıkı sıkıya tembihlenmiş bir çocuk telaşesi içerisinde, daha ilk cümlelerde vurguluyorlar.

Amerika’da yayın yapan Wall Street Journal, ABD’nin harekâttan haberinin olmadığını ve harekâtın Ankaratarafından 'tek taraflı' olarak devreye sokulduğunu; Washington Post ise Ortadoğu’da denetimin artık Türkiye, Rusya ve İran’ın eline geçtiğini, ABD’nin oyun dışı kaldığını yazarken, bizim basınımız tam bir bozgunculuk içerisinde birbiri ile “Amerikancılık” yarıştırıyor.

ABD izin verdi, ABD müdahale etti, ABD Uyardı, ABD’den tepki, varsa yoksa ABD…

Cümle aralarına serpiştirilen ibretlik önermeler de yok değil.

Suriye’nin Türkiye sınırı boyunca bir Kürt kantonları zinciri oluşması Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlayabilir, Cerablus ile birlikte Öcalan’ı da devreye sokarak yeniden iç barış fırsatı yakalayabilirmişiz. Ayrıca ulusalcılar da ÖSO adlı cihatçılarla kol kola girmiş vb. hezeyanları utanmadan yazıyorlar.

Peki, Ne İstiyorlar?

Hiç uzatmadan söyleyelim.

Türkiye Suriye'de bozguna uğrasın istiyorlar.

Bozguna uğrasın ki ABD’nin Orta Doğu planlarına itiraz edilemesin.

Bozguna uğrasın ki koridor kabul edilsin,PKK/PYD tanınsın, bölünme sürecine geri dönülsün.

Yani Atilla İlhan doğru ama bir bakıma da eksik söylemiş; Türkiye'de basınTürk değil Amerikan’dır!

* Yurtsever basın kuruluşlarını ve emekçilerini, tenzih ederiz.

Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr


https://twitter.com/baristinay
https://www.facebook.com/tinaybaris/
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
tek tip habercilik - 3 ay önce
aydinlatici bir yazi gercekten, 63 yasinda bu gercegi yeni yeni kesfediyorum resmen havuz medyasi da dahil medya organlarimiz ele gecirilmis gibi tek tip habercilik anlayisi icinde. boyle olmamali.
Avatar
Prof. Dr. Arastirmaci Emir Yaban - 3 ay önce
Amerikanlasma dogru hocam fakat Haim Revivo'nun cok guzel bir sozu var sizde duymussunuzdur: "türk gazetelerindeki tek doğru şey tarihtir." bir kac haber kanali, gazetesi ve sitesi disinda yalandan baska ben bir sey goremiyorum. (istisnalar: ulusalkanal, halktv, cumhuriyet ve tabi ki sozcu) dunyadan ise: "new york times, BBC, France 24, Der Spiegel ve Hindu Times) bunlarin disinda tek bir dogru habere rastlayamiyorum. hepsini gunu gunune takip etmeye calisiyorum vardigim sonuc bu ama sizinki de daha detayli bir aciklama olmus tabi ki.