Türkiye, İran’ın Batı’ya direndiği kadar direnseydi…


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

02 Mayıs 2015, 20:13

Azıcık tarih hatırlatması ile başlayalım.

Kurtuluş Savaşından önceki mandacılar, Mustafa Kemal’in vefatıyla birlikte yeniden ortaya çıkmışlardı.

Mustafa Kemal’in vefatından sonraki tarih, Batı’ya yeniden teslimiyetin tarihidir.

Kimileri buna modernizasyon deler. Evet, modernizasyonda bir çürümedir. Ama Batı, halkımızı, Batı halklarından daha ötede çürütmüş ve direncini kırmıştır.

Biz direnmeyi bırakınca, elin oğlu elini kolunu sallaya sallaya geldi.

Batının tüm kurumlarını Türkiye’de kurdu. Silahlı işgalden daha ucuza işgali gerçekleştirdi.

NATO, OECD, Dünya Bankası, Gümrük Birliği, ABD ile İkili Gizli Antlaşmalar, İstihbarat Antlaşmaları, say sayabildiğin kadar.

Böylece silahlı güçlerin NATO’ya, ulusal pazarların Batının sermayesine teslim edilmiş oldu.

Bu kadar kurumu Batı’ya teslim edince, siyasette zaten teslim edilmiş oldu.

Ne siyaset, ne ekonomi, ne de silahlı güç kaldı.

Bunların hepsi, Türk halkına, ittifaklar diye taktim edildi.

Amerika ve Batı aynı sistemi İran’a karşı da uyguladı. Şah teslim olma aşamasındayken, İran direndi. Ve bağımsızlığını vermedi.

Amerika işin peşini bırakmadı. Silahlı ya da silahsız İran’ı teslim almakta kararlıydı. Amerika saldırdıkça, İran halkının direnci artı.

Elbette bağımsızlığın bir bedeli olacaktı. İran halkı bu bedeli ödeyerek geliyor.

Bu bedel hem maddi hem de manevidir. İran hala bedel ödemeye devam ediyor.

Amerika müttefikleriyle beraber, İran’a ambargo uygulamaya devam ediyor.

İran’ın Batıya sattığı petrolün bedeli İran’a ödenmiyor.

Amerikan bankalarında, 150 milyar dolar İran parası, gasp ediliyor. Tıpkı, 14-15. yüz yıllarda korsanların yaptığı gibi…

Batı İran’ı teslim alamayınca, zaman kazanmak için İran’a sürekli yalan söylüyorlar.

P5+1 Antlaşmaları yapılıyor. Amerika yan çiziyor. Zaman kazanmaya çalışıyor.

İran’ın kabul edemeyeceği maddeler ilave ederek yol almaya çalışıyor.

İran’da, petrol satamamanın verdiği zorluklar nedeniyle halkı ile karşı karşıya kalıyor.

Amerika, İran’ın tüm askeri tesislerinde denetçiler bulundurma ve İran’ın AR-GE yapmaması hususunda diretiyor.

Durum bu olunca, İran Hürmüz Boğazını kapatmak dâhil her çareye başvuracağının işaretlerini veriyor.

Batıya ait bir ticaret gemisinin enterne edilmesi buna örnek olabilir.

İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin bölünmesine karşı durması, Amerika’yı hepten çileden çıkarıyor.

Anlayacağımız İran hala direniyor.

Direnmek kazanmaktır. Amerika zaman kazanıyor gibi görünse de, sonunda bölge halkları kazanacaktır.

Türkiye’ye gelince, Amerika’ya teslim olmuş bir iktidardan ne beklenirse onu yapıyoruz. Hem geçmişimizi hem geleceğimizi satıyoruz.


[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.