Türkiye'nin marka değeri


Ömer Yıldız

Ömer Yıldız

09 Ekim 2015, 09:36

Devletin meclisindeki bir partinin başkanı, “PKK'lıların HDP'nin seçmeni olduğunu ve PKK'lıların cenazesine gitmeyen HDP'li milletvekilleri hakkında soruşturma açılacağını” söylemiş.

Diyen kim? HDP başkanı Demirtaş.

Milletvekilleri, ille de kimin cenazesine katılacakmış?

Türk Devleti ile girdiği çatışmada öldürülen, Mehmetçiğin katili PKK’lı terörist cenazelerine katılmalıymış.

Ne güzel bir ülkeyiz değil mi?

Mantığa bak mantığa. PKK’lı seçmeniymiş, cenazesine gitmeliymiş. Peki, Türk askeri senin neyin oluyor?

Türk askerini öldürenler dostunuz mu düşmanınız mı?

Siz bu ülkenin ve milletin düşmanı mısın da Türk askerini öldüren canileri dost tutuyorsunuz?

Sözüm ona AKP düşmanlığı yaparak, AKP karşıtlığı bağlamında PKK ve uzantılarını dost belleyenler Türk Milletinin gözünün içine baka baka yalan söylemektedirler. Onlar Kürt sorunu diye diye PKK ile kol kola yürürken, PKK ile tam bir fikir birliği içindedirler.

HDP milletvekillerinin terörist cenazelerine katılmayışını suç görenlerin ve hesap soracağını söyleyenlerin beyanatı birilerine kabak olur mu sizce?
Hiç sanmıyorum.

Yumuşak yumuşak güler, alttan alta konuşur, en nihayetinde devletin köküne kibrit suyu döken teröristleri ve destekçilerinin isteklerini Kürt sorunu kabul ederek Türkiye’ye zorla kabul ettirmeye çalışır.

Parti başkan yardımcıları “HDP’ye oy verdim” diyecek kadar apsürtleşen partinin yöneticileri, yıkıcı ve bölücüleri görmezden ve anlamazdan gelirler. Çünkü onların Türk Devleti ile görülecek hesapları vardır ve Tunceli’yi tekrar Dersim yaparak, adeta kan davası güder gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile hesaplaşmaya çağırılar. PKK ve HDP isteklerine hizmeti, hedef ve ilke olarak benimserler.

Aslında, bu partiyi Atatürk’ün partisi olmaktan çıkaranların fazlaca kabahati de yoktur.

Esas kabahat, senelerdir o partinin sırtından ekmek yiyip, Atatürk’ün ilkelerinin o partiden silinmesine ses çıkarmayanlardır.

HDP hamiliği ve bölücü Kürt korumacılığı yapanların Türk Devletinin çıkarlarını koruyacağını söylemesi benim yirmi yaşana döndüğümü söylemem kadar yalandır.

Diğer yandan, bölücü Kürtçülük ve FETÖ aynı tezgâhın ürünleridir.

Senelerce el ele, gönül gönüle olduğu FETÖ örgütünün pusularına düşen AKP kadroları, kesin U dönüşü ile bu örgüte karşı devleti harekete geçirmiştir.
Bu sayede Türkiye’nin ABD eksenli bölünme ve yok edilme sürecini şimdilik geciktirmiştir.

Türk toplumuna, Türk aydınına ve özellikle Türk ordusuna karşı düzenlenen FETÖ kumpas günlerinde, FETÖ’nün kravatlı militanları karşısında korkudan tam siper yapanların şu günlerde tekrar aslan adam rollerine soyunmaları komik kaçmaktadır.

Türk toplumunun tabakalaşma yapısı içerisinde gettolaşan kesimlerin üst katmanlarında yaşayan bu aslan parçaları, halkın arasına girip hayat süremezler.

Bunların o günlerdeki ve şimdiki halleri sadece bir hiçtir. Hiç olan bir şeyin marka değeri de kocaman bir hiçtir.
1 Kasım seçimde tek başına iktidar çıkaramayacak bir AKP, ANAP’a dönmeye başlayacak ve önümüzdeki beş altı sene içinde de kademeli olarak silinip gidecektir.

AKP’nin ülkede, devlette ve Türk Milletinde yarattığı erozyonları onarmak, beli ki de yıllar süreceği gibi AKP iktidarları ile birlikte sessizliğe bürünen anti laik STÖ yapılanmalarının boyutu da, önümüzdeki yıllarda bir sorun olarak ülke gündemini meşgul edecektir.

Geçen son on yıl içinde Türkiye’nin marka değeri büyük oranda düşmüştür.

ABD psikolojik operasyonlarına maruz kalan ve ABD’ci kesilen yönetici kadroların elinde Türkiye’nin milli birliğini koruması mümkün değildir.

Suriye’de bataklığa çekilmeye çalışan Türkiye, ne ABD’nin, ne AB’nin ne de NATO’nun oyununa gelmemelidir.

Artık bu kısır döngü kırılmalı ve Türkiye hızla Atatürk devrimciliğine dönmeli,

Türkiye’nin çıkışı altı ilke ile yeniden hızlandırılmalıdır.
Bunun yolu da milli ekonomi ve milli hükümet yolundan geçmektedir.

DİP NOT:

Mardin’den adam gibi bir adam çıkar ve kalkar Nobel Ödüllünü alır. Göğsünü gere gere ben Türküm der. Atatürk değerlerine sımsıkı sarılmışlığın mihmandarlığını yapar.
Atatürk Türkiye’sini savunur.

O bir bilim insanıdır.

Nobel Ödülü alçağım diye de birileri gibi çıkıp “Ne Türkler şu kadar Ermeni öldürdü der, ne de Kürtlere eziyet edildi.” Der.

O Türk Milletinin ve insanlığın gururudur. Ülkemizin çağdaş yüzüdür.

Sağ ol hocam.

NOBEL Kimya Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar hocamızı ellerim kanayana kadar alkışlıyorum.


Ömer Yıldız
Ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.