banner863

Türkiye'yi büyük resme bakmadan yorumlayamazsınız


Hüseyin Vodinalı

Hüseyin Vodinalı

24 Haziran 2015, 12:56



Gelişmeler tahmin ettiğim gibi oluyor.

Seçimler, küresel konjonktüre oturuyor.

Kaos içinde istikrar olmaz.

Dünya ve bölgemiz ciddi bir çalkantının, kargaşanın içinde.

ABD’nin gerileme süreci, Avrupa ve Ortadoğu’yu sarsarak sürüyor.

Çin ve Rusya bu gerileme sürecinden kazançlı çıkmasın diye, batı kapitalizmi elinden geleni ardına koymuyor.

Rusya’nın Avrupa’ya, Çin’in topyekün dünyaya açılmasını engellemeyi amaçlayan bir Ortadoğu politikası güdülüyor.

Türkiye de bu siyasetin tam göbeğinde oturuyor.

Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Somali, Ukrayna, Makedonya, İran, Bahreyn…

Bunların hepsi aşamalı olarak Çin (ve Rusya’nın) önünde setler oluşturuyor.

Oluşturan ise ABD, İngiltere ve İsrail.


Asya, Avrupa, Afrika’da Çin’i durdurmayı planlıyorlar.

Kısaca Batı kapitalizmi veya emperyalizmi diyoruz buna.

Ancak işler 19 ve 20. Yüzyıllardan biraz farklı.

O dönem her şey çok netti.

Rakipler er veya geç karşı karşıya gelip savaşırdı.

Sermaye, silahların ucunda yükselirdi.

Üretime yönelik işgücü doğrudan kol gücüne, yani köle işçiye endeksliydi.

Savaş gemisi diplomasisi denilen bir kavram vardı.

Ardından ise soğuk savaş, demir perde türünden düşmanlık ve ayrımlar yapıldı.

Ama bugün küreselleşmenin ışığında durum farklı.

Herşey iç içe geçmiş.

Düşmanlar bir birleriyle doğrudan savaşmıyor. Başkalarını vekaletle savaştırıyor. Ticaretlerini kesmiyor, finans kapital engel tanımadan her yere akıp duruyor. Ülkeler, silah zoruyla değil, ekonomik şantajlarla yönlendiriliyor.

Çin, dünyayı ticaretle fethediyor. Zoru gördü mü o da kas gücüne başvurabiliyor.

Türkiye de bu vekalet savaşlarının, finans kapital girdaplarının ortasında bulunuyor.

Buna kısaca “kriz” diyoruz.

KRİZDEN FIRSAT ÇIKAR MI?

Bugün artık eski ABD Başkanı J.F. Kennedy’nin 1959’da söylediği, “Çince’de kriz kelimesi, tehlike ve fırsat kelimelerinin bitiştirilmesinden oluşur” ifadesinin yanlış olduğunu biliyoruz. Tanınmış Çinblimciler, “Weiji” kelimesinin, fırsat ifadesini içermediğini, daha çok “kritik noktaya ulaşmak” anlamını içerdiğini belirtiyor.

Binaenaleyh, Japonca’da “Kiki” kelimesi kriz ve fırsat anlamına gelirmiş. Bunu da Mehmet Barlas’tan öğreniyoruz.

Şimdi Türkiye tam bir Weiji noktasında, bir Kiki durumundadır.

Zorluklar çoktur.

13 yıllık bir “cahiliye” dönemi, bölünme süreci, sıfır komşu, sıfır demokrasi, eğitimde gerileme, ekonominin sadece inşaata dayalı tek bacaklı halde olması vs.

Ama bu dönem bugün krizdedir.

Tıpkı bu dönemi bize dayatan ABD’nin içinde bulunduğu gibi.

Irak’ı üçe bölemediler, Suriye’de Esad’ı deviremediler, Ukrayna’da Rusya’ya Kırım’ı hediye ettiler.

Müttefikleri Avrupa Birliği’ni krize soktular, Yunanistan Rusya’ya yanaşırken, Avro tarihe karışıyor.

Çin ise tüm engellemelere rağmen yoluna devam ediyor.

Aslında ideolojiyi bir tarafa bırakırsak, Asya’nın topyekün yükselişine tanıklık ediyoruz.

Bize dönecek olursak…

AKP seçimi kaybetmedi, ama kazanmadı da.

Kaybeden başkanlık sistemi oldu.

Şimdi bir AKP-CHP koalisyonu pişiriliyor.

Ekonomik kriz tehdidi etkili.

Çözüm/çözülme sürecinin devamı için, AKP-CHP koalisyonuna HDP destek verecek.

MHP ise ana muhalefet görevini başından kabul etti.

Şimdi biraz fal açalım…

Ama bu koalisyon, takdir edersiniz ki kısa vadeli olacak.

CHP’nin baraj sorunu ortaya çıkacak.

Bir Bahçeli partisi haline gelen MHP ise 1999’da aldığı oyu düşürmeye devam edecek.

Tayyip Erdoğan şöyle veya böyle Cumhurbaşkanlığı’nı sürdürecek.

Yeni anayasa, Yugoslavyalaşma metni olacak.

Güney sınırlarımız istikrarsızlık ve tehdit kaynağı olmaya devam edecek.

CHP’ye, HDP’ye oy veren CHP’liler başlarını taşlara vuracak.

MHP’ye verenler de kısmen.


Vatan Partisi seçeneği, hiçbir zaman olmadığı kadar canlı ve güçlü ortada olacak.

Binde 3 küsur moral bozucu idi evet.

Ama enseyi karartmaya gerek yok.

Sağlam bir programı olan, ayakları bu toprağa basan başka parti yok.

Suriye, Yugoslavya olma tehlikesi belirdikçe, millet Atatürk’e sarılacak.

TSK silkinip kendine dönmek zorunda kalacak.

Bölünmeyi istemeyen Kürt yurttaşlarımız da PKK’dan kurtulmak için harekete geçecek.

Vatan Partisi’ne katılımlar artacak.

Muhtemelen önünü kesmek için bir ikinci Cem Uzan oyunu da pişirilecek ama bu tutmaz.

Ben önümüzdeki 2 sene içinde bunu kaçınılmaz olarak görüyorum.

Biliyorum, beni dış politika yazılarımla biliyorsunuz.

Zaten bu yazı da aslında bir dış politika yazısı.

DİPNOT: Aydınlık Gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller, çok ilgiyle okuduğum ve analizlerinden yararlandığım bir yazar. Yazılarını yeniden Aydınlık’ta görmek istiyorum.

Hüseyin Vodinalı
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
güney çelik - 1 yıl önce
brecht'in dediği gibi:''iki tane gözün varsa senin/binlerce gözü var partinin''.ben değil,''biz'' olalım,vatan partisini büyütmek için.şimdi vatan partisi zamanı!
Avatar
Esen Zafer - 1 yıl önce
Gelinen bu aşamada, Yugoslavya’laşmaktan söz etmek biraz yanlış. Benzerliği ve başlangıçtaki yöntemler aynı olsada, çevrili olduğu ülkeler ve AB ile bağları açısından Türkiyenin sürüklenmek istendiği felaketle kıyaslanamaz artık. Ama görünen odur ki, Irak’a bombalarla giren demokrasi bize Tek dünya uşaklarının ihanetiyle+Nato yla girmiştir. Şu haliyle de çıkarmaya hevesli kimse yok. Ne yazık ki bize uygulanan muamele Irak+Mısır karışımı bir planlamadır bu da sonuçta kazanalım veya kaybedelim 2. İsrailin yaratılması demektir. Korkarım bu iş Kürt koridoruyla falan kalmaz.
Dipnot: Bizde Sayın Gülleri ilgiyle okuyoruz. Lütfen sorun neyse çözülsün.
Avatar
Selahattin - 1 yıl önce
evet m.ali gülleri okumaya devam etmek istiyoruz.