Türkiye’de trafik terörü..


Doç. Dr. Sait Yılmaz

Doç. Dr. Sait Yılmaz

07 Ekim 2015, 10:17

Ankara Cebeci-Dikimevi’nde bir belediye otobüsünün neden olduğu, 12 kişinin öldüğü ve 12 kişinin de yaralandığı kaza ile ilgili olarak, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek diyor ki*; "İnanılır gibi değil. Olay yeri videosunu defalarca izledim. Durdum, bir daha izledim. Gerçekten inanılır gibi değil. Otobüsü park edip iniyor. Sonra ne oluyorsa, bir sigara yakıyor. Gaza basıyor...". Bir görgü tanığı ise şu açıklamayı yapıyor; "Kaza nedeniyle yol kapalıydı. Geçemeyince bir anda kaldırıma çıkıp gaza bastı. Gözümüzün önünde son sürat kaldırımda insanları eze eze gitti. Cinnet geçirmiş gibiydi, bir anlam veremedik.” Olayın nedenleri ve nasıl olduğu hala soruşturma konusu olsa da Türkiye’de kesin olan bir şey var; trafik terörü. Esasında Türkiye’nin her alanında terör var, trafik terörü de bunların kaçınılmaz bir sonucu… Türkiye’nin güneydoğusunda terör var, Suriye’de teröre bulaştık, devletin içinde hukuksuz güç mücadelesi yani terör var, hukukun üstünlüğü yok sayıldığı için kamu düzeni ve adalet sistemi terör içinde, eğitimde terör, sağlıkta terör, ekonomide terör, medya içinde terör.. Artık işin içinden çıkamayan insanlarımızın cinnet geçirmekte olduğunun hemen her gün yeni bir kanıtı ile karşı karşıya geliyoruz. Bu makalede, Türkiye’deki trafik terörünü analiz ederken, ülkedeki özellikle devletin neden olduğu sorunların trafiğe etkilerini ortaya koymaya çalışacağız..

Önce biraz rakamlar üzerinde duralım. Tablo 1’de görüldüğü gibi, dünyada yaşlılık yani normal diyeceğimiz ölümlerin dışında insanlar %91 oranında hastalıklar nedeni ile ölüyor. Hemen hemen tüm ülkelerin savunma masraflarının eğitim ve sağlık bütçesinden kat kat fazla olduğunu söylersek, bu konudaki çelişkinin küresel olduğunu söyleyebiliriz. Görüldüğü gibi yol kazaları ancak %2.1 oranında ölümlere neden oluyor. Her yıl 131.4 milyon kişi doğuyor, 55.3 milyon insan ölüyor. Bu ölümlerin 1.2 milyonu yol kazalarından. Dünya istatistiklerine göre; yol kazalarında 172 ülke içinde 118. olsak ta Yunanistan hariç tüm Batı ülkeleri bizden çok daha iyi durumda yani eğitim farkı trafik kazalarında belirleyici oluyor.



Türkiye’ye gelince, Tablo 2’de görüldüğü gibi ülkemiz karayolu ağında 2014 yılında toplam 1.199.010 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 168.512 adedi ölümlü-yaralanmalı, gerisi maddi hasarlı trafik kazasıdır.



TÜİK istatistiklerine göre şimdi bu rakamların analizine bakalım;

- Ülkemizde her gün yaklaşık 3285 ve her saat 137 trafik kazası oluyor. Bu kazalarda günde 5-20 kişi ölüyor, 200 kadar kişi de yaralanıyor. Ortalama her yıl 5-6 bin kişi ölmekte ve 100-200 bin kişi de yaralanmaktadır. Özellikle bayram döneminde ölümler, bölücü terörden verilen kayıpları geçmektedir.

- Trafik kazalarında ölen kişilerin %42.7’si sürücü, %40.3’ü yolcu, %17'si ise yayadır. Ölenlerin %76.8’i erkek, %23.2’si kadın, yaralananların %70.2'sinin erkek, %29.8’i kadındır.

- Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının %75.1'i yerleşim yeri içinde, %24.9'u ise yerleşim yeri dışında meydana geliyor. Ölümlerin %35.3'ü, yaralanmaların %67.2'si yerleşim yeri içinde gerçekleşirken ölümlerin %64.7’si yaralanmaların ise %32.8’i yerleşim yeri dışında oldu.

- Ölümlü yaralanmalı trafik kazasına karışan toplam 264.936 taşıtın %50.6'sı otomobil, %16.3’ü motosiklet, %15.9’u kamyonet, %3.2’si minibüs, %3.1’i kamyon, %2.6’sı otobüs, %2.2'si çekici, %1.1'i traktör ve %5'i diğer taşıtlardan oluştu.

- Ağustos ayı %10.8 pay ile en fazla kazanın meydana geldiği ay olurken, Şubat ayı %6 pay ile en az kazanın meydana geldiği ay oldu. Haftanın günlerine göre bakıldığında ise ölümlü yaralanmalı kazaların %14.8 pay ile en fazla Cuma günü ve %13.7 pay ile en az Salı günü gerçekleştiği görüldü.

- Nüfusa oranla en çok kaza yapılan iller sırası ile; Düzce, Çankırı, Antalya ve Ankara, İstanbul ise 46. sırada.. En az olanlar; Hakkari, Zonguldak ve Siirt.. Ölümlü yaralanmalı kazanın %65.9'u gündüz, %31.2’si gece ve %2.9’u alacakaranlıkta oldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma’nın; trafik kazalarının oluşmasının en önemli etmeni %94 ile insandır. Bunu Yolcu %1, Araç Faktörü %5 ve Yol Faktörleri %1 izlemektedir. İnsan faktörleri arasında; acemilik, dikkatsizlik, uykusuzluk, hatalı sollama, aşırı hız, fazla yük taşıma, alkollü araç kullanma, trafik kurallarını dikkate almama, rutin araç bakımlarını yaptırmama bulunmaktadır. Ancak, bunlar adli kayıtlardır ve Türkiye’de trafik terörünün önüne geçmek, Batılı standartlara ulaşmak için stratejik düzeyde bir şeyler yapmak, buna göre tedbir almak gereklidir. Türkiye’de trafik terörünün üç ana nedeni var; devletin kendisi, bununla bağlantılı olarak çökmüş ahlak sistemi ve eğitimsizlik. Ne demek istiyoruz, bunları açıklayalım.

Türkiye’de yaşanan son yıllarda artan trafik terörüne devletin dolaylı katkısı iki ayrı başlık altında incelenebilir. Öncelikle, devletin ülke içi ve dışındaki politikaları insanlarımızın psikolojilerini oldukça bozmuş, insanlarımız çabuk sinirlenen, diğerlerinin hakkına bırakın saygıyı gasp eden, devletine ve polisine güvenmeyen, devletin suiistimalleri karşısında kendisi de bu duruma katılan bir anlayışa çekilmiştir. Buradan kastettiğimiz tabii ki tüm vatandaşlarımız değil, hemen her gün etrafımızda artan sayıdaki trafik canavarlarıdır. Şimdi devletin trafik terörüne katkıda bulunan uygulamalarından bazılarını sıralayalım;

- Ülkenin siyasi gidişi ve yaratılan kutuplaşmanın yol açtığı; halinden mutsuz, geleceğinden emin olmayan insanların içinde olduğu karamsar ve umursamaz ruh hali, gözü karalık, kabadayılık.

- Devletin bizzat kendi araçlarının trafik kurallarına uymaması, hiç bitmeyen devlet büyüklerin geçişi nedeni ile polisler ve korumaların çok sık trafiği durdurmasının halkta patlama noktasına gelen hezeyan durumu.

- Trafik polislerinin trafiği son derece saygısızca kontrol etmeleri, devlet büyüğü konvoyları esnasında diğer arabaları taciz etmeleri, trafikte zorlama yapmaları, kontrollerde yapılan kayırmalar.

- Trafik kurallarının uygulanmasında adaletsizlik ve suistimal, koçan bitene kadar önüne gelene ceza yazmak, trafik cezalarını devlete gelir kaynağı olarak kullanmak, cezalar için yeni ve anlamsız kurallar uydurmak.

- Araç denetimlerinin ve şoför sınavlarının özelleştirmeye rağmen iyi yapılmaması, trafikte emniyet kurallarına uygun olmayan araçların kazalara yol açmaya devam etmesi.

Devletin suistimallerin önünü açması, denetim noksanlığı ve ülkede yaşanan siyasi ortamın yarattığı ahlaki çöküntülerden örnekler verelim;

- Artık pek çok kişi trafikte kavga etmek ya da böyle bir kavgada kendi korumak için arabasında sopa, levye benzeri savunma silahı (haydar) taşıyor, yoğun trafikten sonra eğer gideceğiniz yere dayak yemeden geldi iseniz şanslısınız.

- Cep telefonundan mesaj yazarak, en sol şeritten ve saatte 20 km. hızla giderek araba kullanan kişi selektör yaktığınızda arabayı durdurup, ağzınıza tabanca sokabilir. Hanım sürücüler ağır araçlardan çekindikleri için genellikle en sol şeridi seçer.

- Emniyet şeridi ve karşıdan gelenin şeridine de girmemek çoğunlukla enayilik oldu. Kavşak ışığında beklerken, en kenardan gelip üçlü-dörtlü sıralar oluşturmak gayet normal bir uygulama haline geldi.

- Taksi ve belediye otobüslerin ama özellikle minübüslerin saygısızlıkları sıralamakla bitmez; otobüs durağının içinde taksiler sıra yapar, belediye otobüsleri orta şeritte 6-7 araba uzunlamasına müşteri indirir, en son şeritte ise uzun bir kuyruk oluşur.

Eğitim konusu aslında en başta gelmesi gerekirken, diğerleri olmadan eğitim ile bir şey çözülecek gibi değil. Eğitim ile ilgili sorunlar vatandaşların pek çok bilgisizlik nedeni ile suistimal ettikleri konuları ortaya çıkarıyor.

- Otobüs/kamyonların saatte 110 km.den fazla hızla gitmemesi gerekirken, motor beyni ile oynanarak devirleri serbest hale getiriliyor, yakıt yerine 10 numara yağ kullanarak hem araca hem de çevreye zarar veriyorlar.

- Otobüs/kamyonlar yakıt tasarrufu için vitesi boşa alıyor, araç öngörülenden fazla yüklü olduğu için fren tutması zorlaşıyor, bu tür araçlar ile aşırı manevralar yapılıyor, örneğin yol ortasında TIR U dönüşü yapmaya kalkıyor.

- Özellikle hafif ticari araçlar ve servis şoförleri eğitim seviyesi düşük ve araç motorları güçlü olduğundan kural tanımaz, saygısız ve tehlikeli araç kullanmakta başı çekiyorlar.

- Araçların fabrika çıkışları hassas bir mekaniğe bağlı olduğundan, yedek parçalar zamanında değiştirilmeyerek, parçalar ile oynararak, yolcu yerine yük taşınarak araç dengesi bozuluyor, araçlar amacı dışında kullanılıyor.

- Eğitimsizlik sürücüler kadar, şirketler ve denetleyiciler için de geçerlidir. Bu kadar çok ehliyet alıp, araç kullanamayan kişi olması da düşündürücüdür. Çok lüks arabaların aşırı hız yapması, makas atması eğitimin okul ile alakalı olmadığının göstergesidir.

Sonuç olarak, ülkemizde caydırıcı olması gereken kurumlar suistimal unsuru olarak görülüyor, kurumlar iyi çalışmıyor. Devlet büyükleri bu kadar yolsuzluk ve kural tanımazlık içine saplanmış iken, ülke insanı “ben de herşeyi yapabilirim, kim takar devleti” diyor. Devlet, trafikte gelir kapısı ve yük gördüğü vatandaşına güvenmiyor, terör uyguluyor, vatandaş da her fırsatta kendi kuralını uyguluyor. İlginç olan aynı Türk insanı Almanya’ya gittiğinde ise kurallara harfiyen uymaktadır. Bir de bu işin ekonomi-politiğine inmek lazım. Türkiye’ye Amerikalılar tarafından karayolu ile ulaşım dayatması yapılmıştır. Bütün ulaşım politikaları uluslararası şirketlerin ve yerli işbirlikçi simsarların ticaret imtiyazlarını en karlı kullanmaları üzerine kurgulanmıştır. Yollar halkın değil büyük ticaretin istediği gibi en güzel denizlerin kenarlarından, tarım arazilerinden, yerleşim yerlerini ortadan ikiye üçe bölecek ve imar rantı sağlayacak şekilde yapılıyor. Yeter ki efendilerin malları en kestirmeden ulaşsın, petrol türevleri, otomotiv ve yan sanayi karları artsın. Türkiye’de büyük şehirler artık trafik yolları ve AVM’ler ile kaplandı. Kentleşme bahanesi ile yaşam alanları daha da azalmaktadır. Stratejik olarak ilk yapılması gereken yakıtını ithal eden bu ülkenin bir an önce raylı sisteme geçmesi, bütün semt ve illerini demiryolları ile birbirine bağlamasıdır. Atatürk bunu çok önceden görmüştü..

Doç. Dr. Sait Yılmaz
@DocDrSaitYilmaz

ulusalkanal.com.tr


* Habertürk: “Melih Gökçek, Ankara'daki otobüs kazası ile ilgili konuştu”, (03 Ekim 2015).
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Aydın - 1 yıl önce
Türkiye'deki " Terör Trafiği " de araştırılmalı.
Avatar
Selim KOCAER - 1 yıl önce
En önemli sorun sürücüler araç kullanmasını bilmiyorlar.
Avatar
murat erkartal - 1 yıl önce
Bu trafik terörünün durdurulmasının bir yolu olmalı.