banner863

Türkiye’nin eli kolu bağlandı; Bir rejim ve anayasa sorunu yaşıyoruz


Can Ataklı

Can Ataklı

07 Nisan 2014, 22:29

İyi akşamlar iyi haftalar sevgili izleyiciler; seçimin üzerinden tam bir hafta geçti. Ancak tartışması bitmiyor, bitecek gibi de görünmüyor. Hatırlarsınız, her seçimden sonra hile yapıldığı iddiaları atılır ortaya. Sandıklara itiraz edilir. İtiraz edenler bunların bazılarından olumlu sonuçlar alırken bazılarında yine hüsrana uğrarlar.

Ancak ilk kez, çok partili hayata geçtiğimiz 1946’daki şaibeli seçimlerden sonra ilk kez kamuoyunun zihninde “çok kapsamlı bir hile yapıldığı” konusunda algı oluştu. Veriler ve iktidarın tavrı da bu algıyı güçlendiriyor.

Hukuk ve demokrasi askıya alındı

Sevgili izleyiciler, seçimden önce halk toplantılarında çok söyledim, seçimden bu yana ekranlarda da sürekli söylüyorum, şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu rejim anayasa ve hukuk sorunudur. Çünkü işbaşındaki iktidar ve öncelikle bu iktidarın başındaki kişi anayasa ve hukuku tamamen askıya almış durumda.
Demokratik ülkelerde hiç görülmeyecek bir durumla karşı karşıyayız. Ülkenin başbakanı yargı kararlarını hiç tanımadığı gibi, elindeki devlet gücünü kullanarak başta yargı olmak üzere tüm devlet erkini dilediği gibi yönetiyor, yönlendiriyor.
Demokrasilerde hukuk belirleyicidir. İktidarlar hukuka uymak, yargı kararlarına uymak ve bunları ı uygulamak zorundadır. Peki, bu yapılmazsa ne olur? İşte Türkiye’de demokrasinin de sıkıştığı nokta budur.

Akla hiç gelmemiş

Normal bir demokratik ülkede yargı bir karar alır, iktidar da buna uyar. Demokrasi geleneğini oluşturanlar bunun aksini hiç düşünmedikleri için başkaca bir önleme gerek duymamışlardır ki zaten hukuk varken başka bir önleme de gerek yoktur.
Ancak biz de durum farklı. İktidar hukukla ilgili hiçbir kuralı yerine getirmiyor, Başbakan en büyük mahkemenin kararlarına saygı duymadığını söyleyebiliyor.
O halde ne yapılacak? Bilmiyoruz. Çünkü demokratik ahlâkın aklına bu hiç gelmemiş. Bir iktidar hukukun üstünlüğüne uymazsa ne olacağını hiç hesaplamamış. Hukuka uymamak, yargıyı kendi çıkarı için baskı altında tutmak, yargıya emir vererek operasyonlar yaptırmak ancak diktatörlerin olduğu ülkelerde geçerli olabilecek davranışlar. Diktatörlüklerde demokrasi olmadığı için de hukukun üstünlüğü prensibi kimseyi ilgilendirmiyor. Ama Türkiye gibi ısrarla demokratik olduğunu ileri süren bir ülkede hukuk tanımazlığa karşı normal olarak bir önlem geliştirilmemiş.

Ne yapılır bilinmiyor

Yani sevgili izleyiciler, Türkiye çok ciddi bir sorun yaşıyor, hukuku katleden, askıya alan, hiçbir kuralına uymayan bir iktidarımız var ve herkesin eli kolu bağlı. Ne yapacağız bilemiyoruz. Bu artık otoriter bir iktidar ve onun diktatör gibi davranabilen başkanı olayını çoktan aşmıştır, Türkiye çok ciddi bir rejim sorunu ile karşı karşıyadır.
Bakın Ağrı’da AKP belediye başkanlığı seçimini kıl payı kaybetmiş. Bölgede güçlü olan BDP adayı, ki o da milletvekili, Sırrı Sakık, seçimi kazanmış. Ancak iktidar partisi itiraz üstüne itiraz yapılıyor ve bunun sonucunda da sayım üzerine sayım yapılıyor. Sonuç hep aynı, ne kadar sayarsan say üç oy beş oy BDP hep önde çıkıyor. Sonunda Yüksek Seçimi Kurulu diyor ki “Seçimlerde bir oy torbasının yırtık olduğunu fark ettik, o halde seçimi yenileyeceğiz.” Ve bu kentte seçimlerin yenilenmesine karar veriliyor. Ağrı halkı 1 Haziran’da yeniden sandık başına gidecek.

15 sayıma rağmen seçim

Şimdi, Ağrı’da 15 kere sayım yapılmasına rağmen yeniden seçime gidilirken, yapılan hilenin sahtekarlığın belgelendiği Ankara’da ise hiçbir şey yapılmıyor. Seçim kurulları CHP adayının tüm başvurularını reddediyor.
Ama buna karşı, Yalova’da da bir itiraz gerçekleşiyor. İlk başta bir oy farkla geride olduğu açıklanan CHP adayının başvurusu üzerine, her nasılsa itiraz edilen sandıklarda yeniden sayım yapılıyor ve CHP 6 oyla öne geçiyor. Bunun üzerine iktidar partisi itirazda bulunuyor.

AKP’li ise mazbata hazır

Yalova İl Seçimi Kurulu “henüz itirazlar var” gerekçesiyle CHP’li Başkanı’nın mazbatasını vermiyor. Oysa aynı itirazlar çok daha kapsamlı bir şekilde Ankara’da da var, ama orada ne oluyor, sanki bunlar hiç yokmuş gibi Melih Gökçek’in mazbatası törenle teslim ediliyor. Hatta öyle ki neredeyse seçim kurulu başkanı Gökçekle birlikte sevinçten havalara uçacak.
Aynı şekilde Üsküdar’da da durum aynı. CHP adayı İhsan Özkes hileyi ortaya çıkarmış, elinde sandık tutanakları var, bunlar birleştirme tutanakları ile uyuşmuyor, seçim kurulu da bunu görüyor ama ret kararı veriyor. Özkes daha üst makama itiraz ediyor, Ankara’da yaşanan burada da yaşanıyor ve AKP’li başkanın mazbatası hemen veriliyor.

Elimiz kolumuz bağlı

Şimdi düşünün, bunlara karşı ne yapılacak? Elimiz kolumuz bağlı değil mi?
Bakın sevgili izleyiciler, sizlere sadece birkaç örnek verdim. Bunlar yurt sathında birçok yerde yaşanıyor. İtirazlar AKP’den geliyorsa hemen yürürlüğe sokuluyor ve sonuç da AKP lehine çıkarsa son karar alınıyor ve başkanların mazbataları veriliyor. Yok eğer muhalefet lehine bir durum söz konusuysa her yerde ayak diretiliyor.

Demokraside bu olmaz

Bunun örneğini bir demokratik ülkede göremezsiniz. Çünkü demokratik ülkelerde kimsenin aklına böyle şeyler yapmak gelmez. Gelmediği için de hukukun üstünlüğü dışında başka bir yaptırım düşünmek de kimsenin aklına gelmez. Ne yazık ki, dincisiyle, cemaatçisiyle, sözde liberaliyle, döneğiyle, ihanet etmişleriyle hepsi işbirliği yapmış, ağızlarından demokrasi ve hukuku düşürmeden hukuku ve demokrasiyi katlediyorlar ve koca toplumun buna karşı yapacağı hiçbir şey yok.
Ama inanın bu böyle gitmez. Bir yerde mutlaka duvara vuracaktır. İktidar ve çevresi sanıyorum bu hukuksuzluklara karşı halkın sokağa dökülmesini istiyor. Nitekim özellikle Ankara’daki belediye başkanı seçim akşamından beri halkın sokağa dökülmesi için tahrik edici sözler söylemekten geri durmuyor. Halk sokağa dökülecek, bunu karşı şiddet uygulanacak ondan sonra Gezi’den beri dinlediğimiz “dış güçler harekete geçti, amaç Türkiye’deki demokratik iktidarı devirmek” yalanlarını yeniden yeniden duymaya devam edeceğiz.
Ancak görüyorsunuz, halk artık şerbetlendi. İktidarın bu yöndeki tuzaklarına düşmüyor, düşmeyecek. Sonunda iktidar daha da panikleyecek ve hata üstüne hata yapacaktır.

Dünya sessiz değil ama

Sevgili izleyiciler, iktidarın Türkiye’de uyguladığı anti demokratik ve hukuk dışı uygulamalara biz şu anda bir şey yapamıyoruz belki ama Türkiye’nin dünyadaki itibarı sürekli geriliyor.
Başta Amerika olmak üzere dünyanın önde gelen hiçbir ülkesi seçimlerden sonra, güya zafer kazanan AKP iktidarını kutlamadı. Erdoğan ve danışmanları bir haftadır telefon başında gelecek kutlama mesajlarını bekliyor ama gelmiyor. Neden acaba?

İki korkunç haber

Bu olmadığı gibi, aslında Türkiye’nin başına büyük sıkıntılar açacak haberlerin de arkası kesilmiyor. İşte son 24 saat içinde gelen iki korkunç haber. Biri Avrupa Güvenlik ve İşbirliği teşkilatı AGİT’in Türkiye Daimi Büyükelçisi Tacan İldem tarafından açıklandı. İldem Reyhanlı’da 52 vatandaşımızın ölümüne neden olan bombalı saldırıyı El Kaide’nin düzenlediğini açıkladı.
Dışişleri bakanlığı alel acele bir yalanlama yayınladı. Bakanlık kendi büyükelçisinin doğru söylemediğini açıklayarak “Reyhanlı saldırısı Suriye devletinin işidir” dedi. Bir tarafta bütün Avrupa’nın istihbarat kaynaklarına dayanarak inandığı bir gerçek diğer tarafta bir söylediği diğerini tutmayan Dışişlerimiz. Bizim dışişleri yalanlama yaparak belki Türkiye’de yaşayan insanların yüreğini biraz ferahlatabilir ama bu dünyanın inandığı bildiği gerçeği saklayamaz.

Sarin gazını kim kullandı?

Son 24 saat içinde gelen ikinci korkunç açıklama ise Amerika kaynaklı. Amerikalı tanınmış gazeteci Seymour Hersh yazdığı bir haberde Suriye’de kullanılan ve 1000’den fazla kişinin ölümüne neden olan Sarin Gazı’nın Türkiye tarafından gönderildiğini, gazı El Nusra milislerinin Suriye yöneimini hedef göstermek için kullandığını ve bundan bizzat Başbakan Erdoğan’ın haberinin olduğunu ileri sürdü.
Beyaz Saray hemen bir açıklama yaparak Hersh’ün haberini yalanladı. Ancak sevgili izleyiciler, bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Beyaz Saray yalanlaması Türkiye’yi korumak için değil Başkan Obama’yı korumak için yapılmış bir açıklama. Çünkü Hersh’ün haberi Türkiye’yi suçluyor suçlamasına ama asıl hedefi başkan Obama. Hersh Başkan Obama’nın bunu bildiğini, Türkiye’nin bu kirli operasyonu yaparak Suriye yönetimini zora sokmak istediğini, Başkan Obama’nın da bunu bahane ederek Suriye’ye yönelik bir operasyon yapmak istediğini yazıyor. Hersh daha sonraki gelişmeler sonucunda kimyasal gaz kullanımındaki gerçeğin ortaya çıktığını ve nedenle operasyonun yapılamadığını ileri sürüyor.
Şimdi sevgili izleyiciler, yalanlama olsun olmasın, dünya kamuoyu ve pek çok ülkenin önde gelenleri resmi açıklamalara değil, dünyaca saygın isimlerin yazdıkları haberlere, verdikleri bilgilere daha çok güvenir.
Ayrıca zaten Beyaz Saray’ın böyle bir haber karşısında “Evet yazılanlar doğrudur” türü bir açıklama yapması da mümkün değildir, dediğim gibi haberdeki asıl hedef zaten Amerika’dır ve Beyaz Saray da kendini korumak zorundadır.
Ama ne zaman ki bu kirli operasyonun içinden Obama’yı çekip almanın formülünü bulurlar, işte o zaman Beyaz saray da haberi doğrular ve “Türkiye bizden habersiz böyle bir şey yapmış” açıklaması geliverir, böyle bir gelişme sakın sizi şaşırtmasın.
Ayrıca size aylardır Suriye konusunda Türkiye’nin “savaş suçlusu” konumuna düşürülmesini amaçlayan belge bilgi toplandığını söylüyorum. Hatay ve Gaziantep’te konuşlandırılan El kaide militanlarının haberleri çok yayınladı Batı basınında. Yine bu militanların kevgire döndürülen sınırlarımızdan Suriye’ye giriş çıkış yaptıkları da görüntüleriyle kayda geçirildi. Türkiye içinde konuşlandırılan El Kaidecilerin eğitim gördükleri, yaralıların tedavi edildikleri de yine görüntüleriyle saptandı ve ilgili yerlere gönderildi. Suriye’deki bazı katliamlarda Türkiye’nin payı olduğu yolundaki haberleri de unutmayın.
Yani kısacası sevgili izleyiciler, dünya ülkelerinin elinde Türkiye’yi suçlayabilecek malzemeler çok birikti. Türkiye’nin hızla demokrasi ve hukuk yolundan ayrılması demokratik ülkelerin “hesap sorma” reflekslerini harekete geçirebilir. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin dünya gündeminde hiç de hoş olmayan biçimlerde yer alması sürpriz değildir.
Evet bu akşam bu kadar. Yarın aynı saatte birlikte olmak dileğiyle hoşça kalın.

CAN ATAKLI İLE GÜNÜN YORUMU. 7.4.2014.PTS. paylaşan: ulusalkanal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.