Umudumuz kırıldı mı,Yugoslavyalaşıyor muyuz?


Teoman Alili

Teoman Alili

08 Haziran 2015, 14:15

Irkçı bölücü, sorosçu, gerici... 7 Haziran sonrası ortaya çıkan meclis tablosu budur. Kimse kendini kandırmaya kalkmasın "emanet oy" verenler "demokratik" sistemlere göre namuslarını emanet ettiler. Kime? Sırrı Süreyya Önder cevapladı zaten "emanet oyların farkındayız" dedi. Oy namussa, PKK'ya oy verenler namuslarını PKK'ya emanet ettiler. Bilerek, isteyerek mi çıktı ortaya bu tablo? Elbette hayır çünkü Türkiye'yi Yugoslavya yapmak isteyenlerin planı yürüdü. Amerika'nın Türkiye'deki sesi CNNTurk(bknz. Türk değil Turk) yıllarca PKK'yı sempatikleştirme projesini yürüttü. Çok etnikli bir ülkeyi millete kabul ettirmek için uğraştı. Sadece onlar değil tabi düzenin mimarları terörist partiyi sempatikleştirmek için uğraştı. Bilinenleri bırakalım ve esasa gelelim. Nasıl Yugoslavya olunur?

MİLLETSİZ GERİCİLER

Yugoslavyalaşmak demek, parçalanmak demektir. Bir ülkeyi parçalamak için önce milleti birbirinden ayırmak gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi parçalanmanın önünü daha başta kesmiştir. Mustafa Kemal dehası bu yüzden önemlidir. CHP, Halkın Cumhuriyet partisidir yani halkı Cumhuriyet içinde birleştirme projesidir. Bu nedenle emperyalizmin temel hamlesi kurucu partiyi ele geçirmektir. Yugoslavya'dan bahisle diğer parçalanan ülkelere bakarsak tunç gerçek karşımıza çıkıyor. Ülkeleri kuran partiler ele geçirilince ülkeler bölünüyor. Yugoslavya parçalanırken iktidarda kurucu parti vardı. Aynı durum Çekoslovakya için de geçerliydi. Başlangıç ise elbette SSCB'ydi. Kurucu parti iktidarları, iktidarda oldukları için değil anayasalarını değiştirdikleri için ülkelerini böldüler. Yani iktidar olmak şart değil kurucu anayasanın temel ilkelerini ortadan kaldırmak yeterli. Bunu kurucu parti yaparsa zaten maksad hasıl oluyor. SSCB'nin, Gorbaçov'unu hatırlayın ne diyordu: "Glasnost ve Perestoroyka", "Yeniden yapılanma ve Açıklık" AKP ne diyor "Yeni Türkiye" CHP ne diyor: "1930'ların CHP'si değiliz. Yeni CHP'yiz" PKK'nın ne dediği zaten belli. Hepsi seçim sonrasında aynı telden çalmadı mı? Balkondan, salondan, oradan buradan "yeni anayasa" açıklamaları gelmedi mi? "açıklık" zaten Türkiye'ye "açılım" olarak tercüme edildi. AKP ile PKK masanın etrafında Yeni CHP de temel direği. YCHP, açılımın esas aktörü çünkü Gürsel Tekin seçim sonrası yaptığı ilk açıklamda PKK'ya "emanet oy" veren CHP seçmenlerini kutladı. Yeni anayasanın temelini millet tanımını ortadan kaldırmak oluşturuyor. Artık BM İkiz Yasalarının da desteğiyle "Multhi Ethnical State" yani "çok etnikli devlet" projesi için iktidar kurma düğmesine basılmıştır. Yugoslavya parçalandıktan sonra kurulan devletlerin anayasalarında artık bu tanım var. Mesela "Makedonya ve Kosova çok etnikli devletlerdir" deniliyor. Kurucu iradenin düşmanı olanların yanına önce bölücüler ve nihayet kurucu partinin reddi mirasçıları eklenmiştir. Koalisyon "milletsiz anayasa" çerçevesinde kuruldu. Anayasa değişikliği için reddi mirasçılarda şer cephesine katıldı. Seçim sonrası konuşmalarda ortak vurgu "anayasa değişikliği" değil miydi? Tekrar yazalım koalisyonun temel maddesi, içinde Türk milleti olmayan yeni anayasadır. Bu temelde hareket eden herkes bölücüdür ve bu projeye oy verenlerde malesef bölücülüğe oy vermiştir. Üstelik bu yapılırken "demokrasi" ve "ilericilik" naraları atıldı. Sözde gerici iktidar yıkıldı denilerek aslında gerici fikir güçlendi çünkü özerklik gericiliktir.

ÖZERKLİK GERİCİLİKTİR

SSCB, Yugoslavya ve Çekoslovakya dünya savaşları sonrasında kurulan devrimci ülkelerdir. İlericidir. Federasyon kurmuşlardır ama birleşmek için, güçlenmek için. Onların bir "Kemal"i yoktu belki, belki de yapabilecekleri en ileri hamle federasyondu. SSCB ve Çekoslovakya için ahkam kesemem ama Yugoslavya konusunda rahatım. Türk devrimi bağımsız devrimler içinde Yugoslav devrimi ile karşılaştırıldığında daha ileridir. Adını koymasa da Tito bile bunu kabul eder çünkü nihayi amacı federatif bir yapıya sahip olan ülkesini birleştirmek olmuştur. Her adımı ülkesini millet haline getirmek için atmış ve nihayet en ileri adımı olan 'Bratsvo-Jedinsvo' politikasını çizmiştir. Türkçesi: 'Kardeşlik-Birlik' olan politika esas olarak milletleşmeyi amaçlamış ve bu yönde Yugoslav milleti tanımı güçlenmiştir. Ancak Yugoslavya için geri dönüş Tito'nun politikasından uzaklaşmak nedeniyle gerçekleşmiştir. Oysa Tito ileri bir adım olarak milletleşmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle Türk devrimi milletleşmeyi başardığı için daha ileridir. Oysa bugün Türkiye'yi Devrimci cumhuriyetinden ayırıp yenileştireceğini iddia edenler eski Yugoslavya modelini öneriyorlar. Özerk bölgeler modeli 1945'te nazilere karşı savaşan eski Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorloğu tebalarının oluşturduğu bir modeldir. Dönemine göre devrimcidir. Fakat devrimci kadroların asıl hedefi birinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan Yugoslavya fikrinin ikinci savaştan sonra önce federatif ardından tam anlamıyla birleşmiş ve milletleşmiş bir ülke kurma hedefidir. Devrimci fikir buysa ki tarih bunun doğru olduğunu göstermiştir bugün gerici fikir özerklik talebidir.

SİLAHLI TEHTİD

Türkiye'de anaysa değişikliği yada Türk milleti tanımının ortadan kalkması kolay mı? İki model var biri Çekoslovakya gibi masa başında ayrılık yada Yugoslavya gibi kanlı ayrılık. Yugoslavya, bir kurtuluş savaşı sayesinde kuruldu. Ülkesi ve bağımsızlıkları için kan döken insanların birleşmiş güçleri yani partizanlar ve liderleri Tito vardı. Çekoslovakya'nın milli liderini yada milli direniş örgütünü hatırlayan var mı? Buradan bakınca Türkiye, Yugoslavya'ya benziyor. Yani Allah korusun Türkiye Çekoslovakyalılaşmaz, Yugoslavyalaşır. Bunu ABD çok iyi biliyor ve bildiği için IŞİD diye bir örgüt yarattı. Bana göre Suriye'deki "Kobani"nin benzeri bir durum Türkiye topraklarında yaratılabilir. Bu açık bir uyarımdır. Seçim sonrasında Selahhattin Demirtaş'ın "Kobani" vurgusu yapması ve IŞİD'ten bahsetmesi tesadüf değil tehdittir. Zafer konuşması sırasında dinleyenlerin "biji serhıladani Kobani" yani "yaşasın Kobani direnişi" sloganı atması da tesadüf değildir. Kimse unutmasın HDP, PKK'dır. PKK silahlı terör örgütüdür. En iyi bildikleri şey silahlı tehdittir. Amaçları için Türkiye topraklarını kan gölüne çevirmekten çekinmezler. Suriye'den gelip Türkiye'de eğitilenler, "Fetih Ordusu" ve sınırlarımızda var olan IŞİD gerçeği, PKK'nın düşman yaratmasını kolaylaştıryor. IŞİD ile PKK savaşırsa ne olur? Kendine sol yada ilerici diyenler vahşi bir örgüte karşı savaşan PKK'yı sempatik bulacak, PKK'yı düşman görenlerde IŞİD'i sempatikleştirecek. Türk Ordusu'da malesef iki terör örgütüyle aynı anda savaşmak zorunda kalacak. Öyle ya, ülke toprakları terör örgütlerine teslim edilemez. Yugoslavyalaşma senaryasonda bir tehlike de budur, kandır.

KARŞILAŞTIRMA

"Umudum kalmadı fani dünyada" sadece bir arabesk şarkının sözüdür. Biz Türk milletiyiz, bunu asla unutmayacağız ve unutmamalıyız. Emin olun hamasi cümleler kurmuyorum gerçekleri hatırlatıyorum. Maddelerle yazıp daha anlaşılır kılmak isterim.

1.Yugoslavya parçalanırken henüz millet yaratamamıştı. Bizim millet bilincimiz var.

2.Yugoslavya parçalanırken ordusu bölünmüştü. İç savaşın en kötü dönemi "kışla savaşları" dönemiydi. Kışlalar etnik veya mezhepsel biçimde bölünmüş ve herkes kışlasındaki silahla birbirini öldürmüştü.

3.Yugoslavya'yı savunan siyasi parti kalmamıştı. Birlik yanlıları örgütsüzdü. Bizim partimiz var.

4.Yugoslavya gençliği tamamen ABD'ye teslim olmuş, örgütlü olarak Soros'un hizmetine girmişti. Bizim en örgütlü gençlik hareketimiz TGB milletin hizmetinde.
5.Yugoslavya parçalanırken halk Tito'yu ve bayrağını unutmuştu. Biz hala "Mustafa Kemal'in askeriyiz" diyoruz ve bayrağımızı taşıyoruz.

6.Yugoslavya'da her etnik grubun kendi bayrağı, kendi parlamentosu ve kendi toprağı vardı. Sırplar Sırbistan'da, Hırvatlar Hırvatistan'da, Makedonlar Makedonya'da, Boşnaklar Bosna Hersek'te, Arnavutlar Kosova'da yaşıyordu. Türkiye'de bölgeler de etnik yoğunlaşma var ama kaynaşma çok daha ileridir.

7.Yugoslavya'da halkın yüzde 85'i ayrılık istiyordu, Türkiye'de bu rakam en çok yüzde 5'tir. Özerkliğe evet diyecekler de en fazla yüzde 10'dur. Yüzde 13'ün yüzde 7'si "emanettir"

ESAS BARAJ ERGENEKON'DU BALYOZLADIK

Demem o ki: umutsuz olmak en kolay şey. Umudumuzu kırmak için Ergenekon ve balyoz kumpası kurdular. Türkiye'nin umudu iki örgütü, TSK'yı ve dönemin İşçi Partisi bugünün Vatan Partisi'ni hedef aldılar. Umudu hapsederek korku ve umutsuzluk yaratmak istediler. Başarabildiler mi? Baraj dedikleri aslında Silivri duvarıydı ve yıkıldı. Ordumuzu bölemediler, partisiz ve örgütsüz bırakamadılar. Evet seçim sonuçları üzücü ama son değil başlangıç. Şimdi Türkiye'yi Yugoslavyalaştırma sürecine girildi fakat elimiz güçlü. Tito ne demişti: "emperyalizmin saldırıları sürecek ama Anadolu ihtilalinin ülkesinden dönecek" Mustafa Kemal Atatürk ne demişti: "mazlum milletler, zalimleri mahv ve nabut edecektir" Partimiz var, gençliğimiz var, ordumuz var, bayrağımız var ve en önemlisi "toprağa basıp doğruldukları zaman" dünyayı sarsabilen milletimiz var. Umudumuz? Umudu olmayan, boynunda idam fermanı taşırken Kurtuluş Savaşı'na önderlik eden büyük adamın askeriyim demesin.

Teoman Alili
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özgürlük - 1 yıl önce
türkiye yi yugoslavya yapacak kişi daha anasından doğmadı