banner863

Urla olayının perde arkası


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

02 Mart 2014, 09:45

Urla’da bölücülüğe tepki gösteren halk, HDP’nin seçim bürosu açmasına izin vermedi. Israr eden HDP, halkla karşı karşıya gelmek pahasına zorladı, 300 araçlık konvoyla ilçeye girmeye çalıştı, olmayınca dönüşte yolunun üzerindeki İşçi Partisi Güzelbahçe binasına saldırdı. Yetinmedi askeri konvoya da saldırdı.
Ulusalcılığın kalesi gibi değerlendirilen İzmir-Urla’da meydana gelmesi, olayı, sıradan bir seçim konusu olmanın ötesine geçirmektedir.
Bugün bu konuyu aydınlatmaya çalışacağız:

Urla’da gerçekte ne yaşandı?
1) Urla’da halkın HDP seçim bürosu istememesi, ilk bakışta, anti-demokratik görünmektedir. Ancak PKK’nin şu günlerde sık sık özerklik ilan edeceğini açıklaması, Öcalan’ın “olmazsa 500 bin kişi ölür” şeklinde açık tehditlerde bulunması, halkı PKK’nin türevi olan yasal partilere karşı tahammülsüzleştiriyor.
Bu gerçek görülmeden ve anlaşılmadan olaya getirilecek çözümleme, eksik olacaktır.

2) HDP’nin askeri konvoya saldırması özellikle önemlidir ve sorunun seçim bürosu tartışmasının ötesinde olduğuna işaret etmektedir.

3) Urla’daki olay, PKK’nin özerklik hedefi ve niyetiyle birlikte okunmalıdır.

PKK açık açık 30 Mart’tan sonra özerkliği inşa edeceğini ilan etmektedir. Diğer yandan iktidar boşluğundan yararlanarak bir kalkışma başlatabileceği konuşulmaktadır.

Bu niyetle birlikte okunduğunda Urla’dan verilen mesajlar şunlardır: İzmir Türklerin, Diyarbakır da Kürtlerin şehri... HDP İzmir’e sokulmuyorsa, Türk partileri de Diyarbakır’a sokulmaz...

Yani HDP üzerinden Urla’da hedeflenenler aslında şunlardır:

1) Türk’ü Diyarbakır’a, Kürt’ü de İzmir’e sokturmamak...

2) Türk-Kürt çatışmasını kaşımak...

3) Özerklik için kalkışmaya gerekçe yaratmak...

Fidan istedi, Öcalan kurdurdu

Bu noktada HDP’nin neden ve kim tarafından kurdurulduğu, hedeflerinin ne olduğu önem kazanmaktadır.

HDP’nin mimarı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dır.

Haziran Halk Hareketi’nin en sıcak günlerinde, Erdoğan iktidarının sallandığı günlerde, 21 Temmuz 2013’te, Öcalan kendisini ziyarete gelen BDP heyetine, HDP’ye geçmelerini söyledi.

BDP’nin bir bölümü bu projeye itiraz etti. Hatta BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, uzayan tartışmalar sonrasında, “Doğu’da BDP ile gireceğimiz kesin ama Batı’da BDP mi olur, HDP mi olur, henüz kararlaştırmadık” dedi. (ANF, 1 Ağustos 2013)

Ancak neticede Fidan-Öcalan talebi gerçekleşti.

HDP’nin üç önemli hedefi vardı:

1) HDP, Açılım’ın ve AKP’nin ihtiyacıydı, Erdoğan’ın Gezi’yi bölme ve etkisizleştirme projesiydi.

2) MİT bu projeyle, Haziran Halk Hareketi’ne katılan büyük kitleyi ana yatağından uzak tutmak istedi, kitlenin önüne “alın size sol” diyerek sahte bir havuz koydu.

3) HDP’nin hedeflerinden biri de CHP’ydi. Üstelik iki yönlüydü...

Hem CHP’yi önüne yerel seçim ittifakı havuçları koyarak Açılım’a teslim almak için...

Hem de yerel seçimlerde CHP’nin oylarını tırtıklayarak AKP’nin önünü açmak için...

En önemli görev: Birliği savunmak

MİT’in rolü ve HDP’nin varlık gerekçesi anlaşılmadan, PKK’nin önüne koyulan özerklik hamlesi görülmeden, hem Urla’daki olay anlaşılmaz, hem de benzeri kışkırtmaların önüne geçilmez.

Türk-Kürt karşıtlığı yaratmak ve ayrılıkçılığı güçlendirmek isteyenlere karşı birliği savunmak, kardeşliğe sahip çıkmak, bugün dünden daha önemlidir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.