Üyelik ısrarı, bölünme ısrarıdır


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

18 Mayıs 2016, 14:07

Önce çok küçük bir hatırlatma; 17 Mart 1994, beş milletvekili; Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan Meclisten alınarak cezaevine gönderildiler.
Aradan on yıl geçti. İktidarda AKP var. Avrupa Birliğine tam üyelik için kıçımızı yırttığımız günler. Avrupa bizden, bu isimlerin hapisten çıkarılmasını istiyor. Yoksa görüşmelere devam etmem diyor.
8 Haziran 2004 yılında, Ankara Merkez Cezaevinden bu isimler, ilgili mahkemenin davayı düşürmesi sonucu çıkarılıyorlar. Yani AKP iktidarı onları cezaevinden alıyor.
Hatırlayanlar bilir, bu konunun epey bir ayrıntısı var. Girmeyelim.
Biz Batı’dan ufacık bir şey istersek, Batı bizden, Türkiye’nin bölünmesine paralel şartların yerine getirilmesini ister.
Bu kural hiç değişmez. Özgürlükler adı altında, kendilerinin Türkiye’ye nasıl hükmedeceklerinin imkânlarını ararlar.
Eğer günün şartları, etnik bölünmeyle, Türkiye’yi bölmeye uygunsa, bu konu üzerinde şartlar sıralarlar. Yok, eğer, dini ve mezhepsel ayrışmalar gündemde ise, onlara özgürlük diye yola çıkarlar.
Nereden yola çıkarlarsa çıksınlar, tek bildikleri bir şey var; Türkiye’yi bir şekilde istikrarsızlaştırmak.
 Avrupa ile aramızda bir mülteci sorunu oldu. Bize 3,5 milyar dolar verecekler. Biz de, her yerden gelen mültecilere Türkiye’de bakacağız. Aslında anlaşma veya anlaşamamazlığın temeli mülteciler.
Ama bize söyledikleri ne? PKK ile mücadele etme…
Şimdi PKK ile iç içe olan BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve yargılanması görüşmeleri devam ediyor.
Meclisten bu karar çıkar mı çıkmaz mı bilemem. Çıksa da çıkmasa da, bu sorun çözülmüş sayılmaz. Asıl sorun; bu kişilerin önceden işledikleri suçlar olmasına karşın, Meclise taşınmalarıdır.
Meclisten atılanları cezaevinden çıkaracaksın, sonra onları tekrar Meclise taşıyacaksın, bu iş çocuk oyuncağı mı? Devlet böyle mi yönetilir?
PKK’yı Meclise taşıyacaksın, sonra da atacağım diye kıvranacaksın. Avrupa Parlamentosu çıkacak “halkın seçtiği kişileri Meclisten atarsan, ben seninle AB üyelik anlaşmalarını yürütmem” diyecek.
Serbest piyasa ekonomisine dâhil olmazsan, ordunu terör bölgelerine müdahale gücü olarak göndermezsen, Dünya Bankasının, Gümrük Birliğinin dediklerini yapmazsan, PKK’ya özgürlük vermezsen, Kıbrıs’tan askerini çekmezsen, ben üyelik görüşmelerine devam etmem diyor.
Sen ne söylersen söyle, onlar aynı şeyi istiyorlar.
Hem dünya ekonomik krizi, hem içinde bulunduğumuz coğrafi dayatmalar, yeni gelişen dünya dengeleri, bizi Avrasya’ya mecbur ediyor. Biz ille de Atlantik ittifakı diyoruz.
Çıkmazımız burasıdır.




Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.