banner863

Yarınların Dersim'i


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

08 Aralık 2014, 09:04

 Dersim tartışmalarının büyük bir dış destekle açılması tesadüf değil. Milliyetini yitirmiş partilerin üç-beş bin gericinin oylarını hedefleri için de değil. Bu, sadece dün için değil, yarın için de önemli amaçları olan bir hesaplaşma.

Başında AKP ve PKK'nın yakın dostu, Yugoslavya’yı parçalara ayıran eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari ile eski Amerikalı Senatör George Mitchell’in olduğu Uluslararası Kriz Grubu, “Türkiye ve PKK; çözüm sürecini kurtarmak" başlıklı bir rapor hazırladı. Grubun direktörü Hugh Pope’un Hürriyet gazetesine anlattığı rapor, Türk Ordusu’nu bölücü terör örgütü ile mücadelesinden dolayı açık açık suçluyor ve uluslararası ceza mahkemesinde yargılamakla tehdit ediyor.

Şimdiden söylüyorum, bu ana kadar terörle mücadelede kahramanca savaşan Mehmetçiklere dağıtılan o takdirnameler, gazilik madalyaları da bu suçlamalarda kanıt olarak kullanılacak. Bugün Dersim üzerinden Türk devletine saldıran bilinçli hainlere değil ama yolunu kaybetmiş Dersim şaşkınlarına sesleniyorum, düşmanın şarjöründe ucuz birer mermi oluyor ve Mehmetçiğin sırtına saplanıyorsunuz…

ŞER İTTİFAKI

Diyarbakır'ın Çüngüş ilçesi girişindeki "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" yazılı tabela iş makineleriyle söküldü.

3 ay önce AKP'li belediye meclis üyelerinin toplantı gündemine getirdiği tabelanın kaldırılması kararı CHP ve HDP'li üyelerin desteği ile alındı. Karar oy birliği ile verildi.
İp bağlanan tabela iş makineleri ile çekildi. Tabelanın üst kısmında yer alan Atatürk büstü de yerle bir oldu.

ÜNİVERSİTE HUNİSİ

Haliç Kongre Merkezi’nde 28 -30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen “Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongre ve Fuarı”nda, Said- i Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’nın Lem’a’lar eserinin 25. Lem’a’sı “Hastalar Risalesi” için stant açıldı.

Daha durun, bu kadar olsa iyi… Satış ve Proje sorumlusu Enver Yorulmaz şu açıklamayı yaptı, “Sağlık Bakanlığı’nın Hastalar Risalesi’ni tavsiye etmesine yönelik çalışmalarımızı başlatmış bulunuyoruz. Ayrıca Üsküdar Üniversitesi’nden ruh sağlığına fayda sağladığına yönelik ilmi bir rapor talep ettik.”

Bu yetmemiş, eczanelerde satılması için de çalışma başlatmışlar. Doktor yazacak mesela, “sabah akşam tok karnına on sayfa.” Hasta tekrar gelince bu sefer: “Yemeyeceksin, okuyacaksın, bu okuyunca şey ediyor.”

Buna da bir üniversite olur verecek. Derseniz ki hangi hastalıklarda kullanılacak?

Bilmeyenler olabilir. Asıl adı Said-i Kürdi’dir… Devr-i Abdülhamit’de, sarayın kapısına gelip, Kürtçe eğitim talebinde bulununca, alıp akıl hastanesine kapatmışlar. Kendisi de burasını “birinci musibet okulu” diye adlandırmış… Yani hastalık ağır… Bunu anladık…

Bir merakımız kaldı: Elbette satış üniversite onayıyla olacağı için bu “ilaç” ile birlikte hastalara birer de bilimsel huni verilecek mi?

FİTNE BAŞI

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde “Başkanlık sistemi” konulu konferansta konuşan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu , “Özal'a da başkanlık fikrini veren benim. Dolayısıyla eğer bu konuda bir fitne varsa, bu fitnenin başı benim" dedi.

TOPARLA YASİN

Kadınların karşısına çıkıp da dedi ya: “Kadın erkek eşit değildir” diye… E arkasından bi toparlayan lazım değil mi? Yasin Aktay’dır o… Yeni Şafak’ta toparlayıvermiş: “Onun dünya düzenini sorgulayan tavrı, dünyadaki haksızlıklara karşı açık sözlü ve dik duruşu, bu düzenin sahiplerinin hedefi haline getiriyor. Kadın lehine konuşmasını bir çırpıda kadın düşmanı bir mesaja doğru tahrif edebiliyorlar.” (1 Aralık)

Ah şu medya yok mu? Hep çarpıtıyorlar arkadaş…

Mesela, 2 Ekim 2007’de kadınlara siyasi eşitlik sağlanmasını isteyen ve “Ruanda’da bile kota var” diyen KADER Başkanına: “Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur Ruanda ol” dediğinde...

Mesela, 21 Temmuz 2010’da: “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Onun için fırsat eşitliği demeyi tercih ediyorum. Kadın ve erkek farklıdır, birbirinin mütemmimidir” dediğinde...

Mesela, 3 Eylül 2010’da: “Yapabileceğin kadar değil, bakabileceğin kadar, diyor. Böyle saçmalık olur mu? Zaten ülkemizde öyle tipler var ki onlarda zaten evlenmek, şu-bu derdi zaten yok. Onlar ayrı bir şey. Biz kalkıp onların yaşamına karışamayız, o ayrı bir mesele. Temenni ederiz ki onlar da evlensin” dediğinde...

Mesela, 3 Haziran 2011’de: “Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem ve orada panzer yetmiyormuş oradan hırsını alamıyor kalkanla yerinde duran polisimize elindeki sopayla saldırıyor” dediğinde...

Mesela, 6 Haziran 2012de ATV ekranlarında, kürtaj tartışmalarında vücut benimdir diyenlere: “Vücut senindir ancak, cenin senin olmaktan çıkmıştır” dediğinde…
Mesela, 29 Mayıs 2012’de İstanbul’da özel bir hastanenin açılışında: Sezaryen bu milletin nüfusunu engelleme operasyonundan başka bir şey değil. Niye iki çocuktan fazla olmasın. Sezaryenle olursa ikiden fazla olmaz. Bazı terbiyeden muaf tipler bu işlerle niye uğraşıyor diyor. Ben bu ülkede her meselenin sorumlusuyum” dediğinde...
Hep medya çarpıttı kardeşim. Yoksa Tayyip Erdoğan’ın kadınlarla ne problemi var değil mi?

ALLAH MESUD ETSİN

Abdullah Öcalan için şöyle dedi: “Abdullah Öcalan hakkındaki algının bu kadar kısa sürede değiştiği nadir insanlardan birisi. 10 sene önce neler deniyordu şimdi neler deniyor(…)Abdullah Öcalan’ın kendisi hakkında kaygısı olduğunu düşünmüyorum. İdeolojik olarak gerçekten bir rehber ve lider(…)Öcalan’ın çok geniş bir prestij alanı var, oluştu. Bunu tabi ki kendisi de yarattı. Onun çok fazla kaybedeceği bir şey olmayabilir(…)Abdullah Öcalan’a ne verileceğini çok somut küçük detaylarla ölçüyor insanlar. O dünya çapında bir problemin taşıyıcısı, lideri ve bu sorunu çözerse tarihe geçecek bir insan, eğer bu çizgiyi devam ettirirse. Abdullah Öcalan’a bir şey verilmesine gerek yok, o alıyor zaten. Kendisini karizmatik hale getiriyor.” Aslında bu sözler Pervin Buldan’ın ağzına daha çok yakışırdı ama Etyen Mahcupyan rol çalıyor… Haydi, hayırlısı artık…

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ

Tartışmasız Alev Alatlı… Cumhurbaşkanlığı Edebiyat ödülünü alınca şöyle dedi: “Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. O yetmez Daniel Defoe de kalkar o da alkışlardı...”

Her kültür, kendisini en iyi temsil edeni ödüllendiriyor. Sartre, Nobel Edebiyat Ödülünü reddederken, aslında biat kültürü reddediyordu. Alatlı’dan bir Sartre tavrı beklemiyoruz elbette, ama bu kadar kaba bir övgü, Alatlı’ya bile yakışmıyor.

ÖVÜNECEKMİŞ

Yaptırdığı görgüsüzlük şaheseri saray için şöyle dedi: “İstanbul'da bir Dolmabahçe Sarayımız var hâlâ onunla övünürüz. Bir Topkapı Sarayımız var, hâlâ onunla övünürüz. Bizden sonra gelen nesillere acaba bizden öncekiler bize ne bıraktı diye sorduklarında ortaya koyduğunuz bir eseriniz var mı? Buna bakın bununla övünün…”
Dolmabahçe sarayı ile övünen bir tek aklı başında adama rastlamadım. Övünemez.
Çünkü…

Sarayı yaptırmaya başlayan Sultan Abdülmecid, dizbağı nişanı sahibi bir Haçlı Garter şövalyesiydi. Bu sayede Abdülmecid’in arması ve Osmanlı bayrağı, Windsor kalesindeki, Sait George kilisesi Chapel’inde, diğer Haçlı hizmetkârlarının bayrakları arasına asılmıştı. Bunlar Saint George tarikatı müritleriydi. Dolmabahçe’yi o yaptırdı. Ve Avrupalılara tapu hakkı olmaksızın toprak kullanabilme hakkını veren de oydu. Saray 5 milyon altına mal oldu ve hepsi dış borçtu. Bu nedenle memur maaşları ödenemeyince, maaş günü değiştirildi. O sarayda da sadece 6 ay yaşayabildi… Saray 1855’te bitti, Osmanlı bundan 63 yıl sonra yıkıldı…

Tabii ki, bu kısma Abdullah Gül’ün Garter şövalyeliğini, Tayyip Erdoğan’ın giydiği papaz elbiselerini ve papa heykeli altında attıkları teslimiyet imzalarını da ekliyorum.
Topkapı Sarayı’na gelince…

1478’de Fatih tarafından yaptırıldı, Dolmabahçe’ye kadar tam 380 yıl devlet oradan yönetildi. Özelliği nedir biliyor musunuz? Büyük mimar ve tarihçiler Topkapı için taştan bir çadır gibidir derler. Sonradan görmeliğin değil, sadeliğin ve tevazuunun eseridir.

Ve aklı başında herkes, Dolmabahçe’nin şatafatıyla değil, Topkapı’nın sadeliğiyle övünür… Ama çorabına bile adını yazdıran biri için bu ayrımı yapabilmek hiç kolay olmasa gerek…

Oktay Yıldırım 
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat Vehbi - 2 yıl önce
bu kadar acik ve net... kalemine,beynine,yuregine saglik....