Yemen’de ne ABD ne Rusya


Teoman Alili

Teoman Alili

27 Mart 2015, 14:42

 Hani bir reklam var ya: ‘Hayattan rengi alın geriye ne kalır ki?’ diye, işte o reklam sloganını ‘Ortadoğu’dan Baas’ı alın geriye ne kalır ki?’ şeklinde söylemenin tam zamanı. Baas varken de şii vardı, sünni vardı, alevi vardı, hristiyan vardı ama savaş, kaos, yıkım yada emperyalist kışkırtma veya emperyalist saldırı yoktu. Nedeni basit: Baas, bağımsızlıkçıydı, özyönetimciydi ve nihayet Arap dünyasını sosyalist ilkeler çevresinde toplayabiliyordu. Zaman zaman baskıcı yöntemleri abarttılar ama Sünni veya alevi yönetim kadroları bile öncelikle mezhepleri değil ortak noktaları bulmaya çalışıyordu. Mısır’da Nasır’la başlayan süreç Irak, Libya ve Suriye gibi ülkelerle devam etti. O dönem de bölge rahattı.

BAAS’SIZ ORTADOĞU

Özellikle Bağlantısızlar Hareketi içinde yer alan Baas partilerinin yönettiği ülkelerin ekonomik gelişmişliği ve halklarına verdikleri refah dikkat çekiyordu. Libya’nın durumu malum, Irak petrol kaynaklarını ağırlıklı olarak halkı için kullanıyordu, Suriye biraz farklıydı. Bağlantısızlar’dan çok Sovyetler’e sonra da Rusya’ya yakındı ama sonuçta Baas ilkelerine bağlıydı. Baas ilkeleri açık: ‘Milliyetçi, Sosyalist ve Bağımsız. Altı Ok’un özetlenmiş hali denebilir. Millyetçilik Fransız İhtilali, sosyalizm de Sovyet Devrimi kaynaklıydı. Bağımsızlık fikri de bölgenin güvenliğini sağlıyordu.

SARI ÖKÜZ

Bugün yaşanan kaosun ‘sarı öküzü’ Yugoslavya’ydı. Gerçek bugün daha netleşti. Tito ve Nasır’ın öncülüğünde kurulan 3. Yol, bilinen adıyla Bağlantısızlar Hareketi, İran’ı da içine alarak şiileri dışlamamış ve uluslararası alanda Ortadoğu ve Afrika ülkelerini de birleştirebilmişti. Mezhepler ortak çıkarlar etrafında toplanabiliyordu. Hep söyledim şimdi daha cesur ve daha yüksek sesle söylüyorum Yugoslavya’nın parçalanması dünyayı yüzyıllarca geriye götürdü. Mezhep savaşlarına. Parçalanma süreci ikinci dünya savaşının karanlık intikam duygularını da hortlattı. O savaş sırasında Hitler kışkırtmasıyla partizanlara karşı savaşan ve Kudüs Müftüsü tarafından örgütlenen Katolik uztaşlarla Müslüman Boşnak dağ birliklerinin faaliyetlerine karşı intikam duyguları Yugoslavya’nın parçalanması sırasında Katolik-ortodoks kapışması ve nihayet Müslüman kıyımına döndü. Sürecin ilerleyeceği belliydi. Yugoslavya’nın parçalanmasına ‘yeni dünya düzeni’ dediler Baas’a karşı yani Ortadoğu’daki bağımsızlığa karşı saldırıya da ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ yada ‘Arap Baharı’ adı verildi.

ANTİEMPERYALİST OLMAK

Kemalist Devrim, Özyönetim ve Baas… Türkiye, Yugoslavya, Mısır, Suriye, Libya, Irak… Bu ülkeler aslında devrimleriyle aynı rotanın yolcularıydı. Bu yüzden emperyalizm öncelikle bu ülkeleri hedef aldı ve alıyor. Yemen meselesinde sadece anti Amerikancı olmak yetmez. Anti emperyalist olup ne ABD ne Rusya diyebilmek lazımdır. Elbette ABD emperyalisttir ve Yemen saldırısına karşı çıkmak gerekir ama bu durum bölgede bağnaz şii yayılımını ve arkasındaki güçleri de dengelemek gerektiği gerçeğini unutturmamalı. Tayyip Erdoğan’ın mezhepçi tavrı ne kadar tehlikeliyse bağnaz şii mezhepçi tavır da o kadar tehlikelidir ve bölgeyi kan denizine çevirir. Tek seçenek bağımsızlıktır ve söz konusu bağımsızlık ‘emperyalizmi mahv ve nabut’ eder. Bu yüzden öncü adım Türkiye, Irak, İran ve Suriye’yi kapsayan Batı Asya Birliği’dir. Mümkün mü? Tarih şahidimdir, mümkündür.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.