Yeni CHP’nin reddettiği miras günümüzün ağır sorunlarından kurtuluş için tek çıkış yoludur


Soner Polat

Soner Polat

10 Eylül 2014, 15:12

Yeni CHP ve ona yön veren liberal ve küreselci takım, sorunların kaynağı olan egemenlerin verdiği reçeteler ile yüksek ateşin düşeceğini ve hastanın iyileşebileceğini sanıyorlar. Hâlbuki çıkmaza giren düzenin onlara önerdiği, sadece yeni Ortaçağ’dır. Bu ise bizi, günümüzün post modern despotlarının, çarklarını ancak baskı ve zulüm ile döndürebileceği bir uçuruma sürüklemektedir. Çözüm olarak sunulan acı reçetede, dilde, ülküde, bütünlükte, millette, toprakta, yönetimde, hemen her yerde bölünme vardır. Dersimli Kemal’in, “Ben özerklik için söz verdim!” haykırışları boşuna değildir ve içinde bulunduğumuz süreçle bütünüyle uyumludur.

Ancak yeni yöneticilerin bu görüşleri hem hayatın gerçeklerinin dışındadır hem de bilimsel değildir. Bu kesim Türkiye’nin içinde aktığı tarihsel süreçleri hakkıyla incelemiş olsaydı, eminim ki sonu “çıkmaz sokak” olan bu yanlışlara saplanıp kalmazdı!

Bakın, yayın hayatını 1960’lı yıllarda sürdüren Yön Dergisi, Türkiye konusunda nasıl bir tahlil yapmış: “Esas sorun kalkınmadır. Kalkınma sanayiye dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. Demokrasi, sosyal adalet ve eğitim, ancak kalkınma sonrası hayata geçirilebilir. Feodal bağlantıları devam eden sosyal sınıflara ve örgütlenme bilinci düşük işçilere sahip bir ülkede parlamento, gerici güçlerin denetimine girer.”

Köy Enstitülerinin babası İsmail Hakkı Tonguç (1893-1960), yeni CHP’cilerin diline pelesenk ettiği “demokrasi” kavramını, bakın nasıl çarpıcı bir şekilde açıklıyor: “İki tür demokrasi vardır. Birincisi, “zor ve gerçek” demokrasidir. Bu tür bir demokrasi için topraksız köylüler toprak sahibi yapılmalı, işçilerin koşulları iyileştirilmeli ve halk köklü bir eğitimden geçirilmelidir. Aksi halde başarı olmaz.

İkincisi, “kâğıt ve sandık” demokrasisidir. Toprağı işi olmayan, okuma yazma bilmeyen, demagoji ile serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. ABD’nin yaydığı bu ikinci demokrasidir. Çok şeyler göreceğiz daha!

Yeni CHP yöneticilerinin dudak büktüğü Ulu Önderimizin meşalesi, Türk’ü sonsuza kadar aydınlatacak kadar güçlüdür. Mirası o kadar zengin ve muhteşemdir ki çelik pençeleri ile yedi düveli ayakları altında ezmiş, ışık saçan beyni ile gönenç ve uygarlığa giden yolu göstermiştir. Yeni bir fikre, yeni bir ideolojiye, yeni bir CHP’ye ihtiyaç yoktur. Sırası gelmişken, Montaigne’nın (1533-1592) altı çizilecek şu sözlerini de hatırlayalım: “Bir devleti yenileştirmek kadar hiçbir şey yıkmaz!”

Günümüz Türkiye’sinde Meclis dışındaki muhalefet, hiç kimse kabul etmese de, Meclis’teki muhalefetten çok daha etkili, çok daha saygın ve çok daha gerçekçidir. Mevcut gücünü belirli bir oy potansiyeline henüz dönüştüremese de, en azından beyinlerde ve düşüncelerde kalıcı izler bıraktığı kesindir.

Sakın, Meclis’deki partilerin afra tafrasına aldanarak, bu kesimin gücünü küçümsemeyin! Mısırlı ünlü fikir adamı ve ekonomist Samir Amin, bakın bu durumu nasıl da çarpıcı bir şekilde açıklıyor: ”Tüm değişimler, radikaller bile, seçimler anlamında söylersek, azınlık gibi görünen kitlelerin verdikleri mücadele sonucu ortaya çıkmıştır. Bu tür azınlıkların inisiyatifi olmazsa-ki toplumu harekete geçiren bu güçtür- herhangi bir değişimin gerçekleşmesi mümkün değildir.”

Ayrıca üzerinde düşündüğüm bir özdeyişi de burada belirtmeliyim: “Geniş yığınlar karanlıktır. Hakikat, arınmış bir avuç insanın elinde yükselir:” Kaldı ki bu kesim, arkasındaki sessiz çoğunluk ile herkesin sandığından çok daha kalabalık, siyasete yön verebilecek kadar güçlüdür.

Birçok kişi farkında olmasa da, bazıları kabul etmek istemese de Türkiye sırat köprüsünden geçmektedir. Bütün ulusal değer ve çıkarları iç ve dış mihraklar tarafından hedef tahtasına konulmuştur. Önümüzde duran sorun, sadece ülkede bir oldubitti ile değiştirilen tüm kurucu nitelik taşıyan kavramlarımızın, yasal ya da anayasal olarak tescil edilmesi değildir. Türkiye’nin birlik ve dirliğine, Batı’nın çıkarları için göstere göstere bölücü temalar şırınga edilmektedir.

Bu vahim duruma, devleti kuran parti olarak cepheden bütün gücü ile karşı çıkması beklenen CHP, maalesef Dersimli Kemal’in Yeri’ne dönüşmüş, mücadeleden vazgeçtim, küresel dalaverecilerin değirmenine su taşımaya başlamıştır.

Bu nedenle, ülkenin kaderini, her kesimden, her partiden ulusalcı ya da millici olarak tanımlanan yurttaşlarımızın direnci, fedakârlığı, ödeyebilecekleri bedel ve örgütlenme gücü belirleyecektir. Ünlü Afrika özdeyişini asla unutmamalıyız: “Kükremesini bilmeyen aslan Afrika’ya turist getirir!”

Tarihin dönüş noktalarında ihtiyat geri tepen bir silahtır. Hareket daima ataletin önündedir. Unutmayalım, talih dişidir; ona sahip olmak istiyorsak üstüne gitmeliyiz. Reçete için doktor aramaya da ihtiyaç yoktur. Atamızın mavi gözlerinden yayılan ışığı izlemek yeterlidir.

Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emre ikan - 2 yıl önce
Ataturk tabiki gerekli butun can alici calismalari tamamlamistir, ancak ona sahip cikiyoruz anlaminda adini somurenler halk ile ilke ve inkilaplar arasina daglar yigmistir, bazen dinsiz soylemleri bazen icki icerdi gibi soylemler de cemaatlerin isine yaramistir, hal boyle olunca adi var kendi yok olan Ataturk yaratilmistir, kasitli vatan hainligidir her iki durumda...