banner863

Yeni dönem, fırsatlar ve görevler


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

11 Kasım 2015, 15:45

A. En önemli gelişme

Öncelikle 7 Haziran ile bir Kasım arasındaki dönemde, halkın AKP lehine yüzde 8’e varan bir oranda tavır değiştirmesini mümkün kılan gelişmenin ne olduğuna bakmak gerekir.

Söz konusu dönemdeki en önemli gelişme TSK’nın 24 Temmuz’da bölücü terör örgütüne karşı harekete geçmesidir. Partiler, bu önemli gelişme karşısında aldıkları tutuma göre kazanmışlardır ya da kaybetmişlerdir.

Bu başlık altında ayrıca şu noktalara değinilebilir:

CHP, Vatan Partisi’nin güçbirliği teklifini ret ederek AKP’ye karşı alternatif iktidar olanağını ret etmiş oldu. Halk, seçim hedefi olarak, en fazla AKP ile koalisyon yapmayı önüne koyan Partileri tercih etmedi. CHP, MHP ve HDP seçim kampanyaları sırasında AKP ile koalisyon yapmaya hazır olduklarını söylediler. Halk ise “madem hedefiniz AKP ile koalisyon ve hepiniz AKP’yi iktidar olmaya layık bir Parti olarak görüyorsunuz, o halde ben de koalisyonu değil, tek başına hükümet kurma ihtimali olan AKP’yi tercih ediyorum” dedi.

CHP seçim kampanyası döneminde bir eli PKK da diğer eli Fethullah’da olan politikası ile AKP’nin ekmeğine yağ sürdü. Açılım politikasıyla Türkiye’yi bugünkü noktaya getiren AKP’ye, “PKK’ya karşı mücadele eden Parti” payesini kendi eliyle verdi. AKP, CHP ve MHP’nin izlediği politikaların yardımıyla “Vatan’a sahip çıkan Parti” görünümüyle seçime gidebildi.

MHP, hiçbir çözüm önermeyen yaklaşımıyla seçmenini kaybetti. MHP seçmeni Bahçeli’ye olan tepkisini bu seçimde AKP’ye yönelerek ortaya koydu.

AKP, TSK’nın bölücü teröre karşı yürüttüğü mücadeleyi sahiplendi. Türkiye gibi bir ülkede iktidar koltuklarında oturmanın önüne koyduğu mecburiyetleri çok iyi değerlendirdi. F Tipi çeteye karşı yürütülen mücadele de bu kapsamdadır. Ordu’ya sahip çıkan, destek olan, Ordu’nun önünü açan Parti görüntüsüyle büyük avantaj sağladı.

Cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yeni yeni yaşamaya başlayan halk, “tek Parti iktidarının istikrarı” ile ekonomik krizin daha rahat çözülebileceği propagandasına inanmayı tercih etti. İşverenlerin de çok önemli bir kesimi, yaklaşan krizi AKP’nin tek başına iktidarı ile daha rahat karşılayabileceğini düşündü ve ağırlığını bu Parti’den yana koydu.

Nihayet 7 Haziran seçiminin galibi olan ABD’nin, 1 Kasım seçiminin asıl kaybedeni olduğunu söyleyebiliriz. Hesapları tutmamıştır ve seçim sonuçlarından rahatsız olmuştur.

ABD’nin AKP yerine, içinde CHP ve HDP’nin de olduğu alternatif bir Hükümet oluşturma çabaları bu Parti’ye; milliyetçi bir söylemle halkın anti emperyalist tavrını değerlendirme olanağını vermiştir.


B. PKK, halktan esaslı bir cevap almıştır.

7 Haziran seçimlerinden hemen sonra şiddet eylemlerine başlayan PKK, halktan önemli bir cevap almış bulunuyor. HDP hem bölgede, hem de Batı’da oy kaybetti. Kürt yurttaşlarımız PKK’nın şiddet eylemlerini tasvip etmediklerini oylarıyla gösterdiler. Aynı şekilde “Ne olursa olsun yeter ki Tayyip gitsin” anlayışıyla HDP’ye oy veren yurttaşların bir kısmının da PKK’nın şiddet eylemleri sonucunda bu tavırlarını değiştirdiklerini görüyoruz.

HDP’nin oy kaybının özellikle Türklerin ve Kürtlerin eskiden beri içiçe yaşadığı “Kırmızı bölge”de gerçekleşmesi anlamlıdır. Kürt kökenli yurttaşlarımız, etnik ayrışmaya ve çatışmaya tavır koymuşlardır.



C. MHP ve CHP bu seçimin kaybedenleridir.

Bu Partilerin aldıkları seçim sonuçları halktaki arayışı şimdi daha da derinleştirecektir. Sistem içinde bir çözümün olmadığı fikri daha da güçlenecektir.

Önümüzdeki aylarda, bu Partilerde iç çatışmaların ve kopmaların yaşanması kaçınılmazdır. Koşullar bu anlamda Vatan Partisi açısından şimdi daha elverişli hale gelmiştir.

D. AKP iktidarı Türkiye’yi yönetemez!

317 milletvekili almış olmak AKP’nin bir dört yıl daha Türkiye’yi yöneteceği anlamına gelmiyor. AKP’nin Bölücü terör sorununu, giderek derinleşen toplumsal kutuplaşmayı ve ekonomik krizi çözme yeteneği yoktur. Bölge ülkeleriyle birleşmeyen, Ortaçağ zihniyetiyle toplumu giderek ayrıştıran ve serbest piyasa politikalarıyla krize neden olan AKP, bu sorunların hiçbirisini çözemeyecektir. Kısacası Türkiye, AKP açısından yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkmıştır.

Krizin daha da derinleşmesi ve Türkiye’nin sistem dışı bir çözüme yönelmesi kaçınılmazdır. Türkiye sorunlarını ancak Devrimle çözebileceği bir tarihi döneme girmiş durumdadır.



E. Vatan Partisi açısından durum

Vatan Partisi’nin bütün öngörülerinin doğrulandığı bir seçim daha yaşandı. 7 Haziranda alınan oyun oyun muhafaza edilememesinin en büyük nedeni, Parti’nin örgütsel zaaflarıdır. Parti tabanının örgütlü olmamasıdır.

Ama belirleyici olan Türkiye’nin ABD ile savaş mevzisine girmesidir. Bu mevzinin Türkiye’de bugün tek bir Partisi vardır. Onun için Vatan Partisi’nin, 1 Kasım’da oy kaybetmesine yol açan eksikliklerini gidermesi durumunda; hızla büyümesini gerçekleştirecek koşullar olgunlaşmaktadır

Sistem içinde çözüm olanaklarının tükendiği koşullarda halkın önünde, ayağa kalkmak ve ülkenin gidişatına doğrudan müdahale etmek dışında bir çıkış yolu kalmamıştır. Önümüzdeki dönem büyük halk hareketleri kaçınılmazdır. Başka bir deyişle Devrimci Parti’nin günleri gelmektedir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.