Yeniden “tek bir millet” olma yoluna girmek


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

18 Haziran 2016, 11:12

PKK’nın Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı canlı bomba saldırısının ardından binlerce Midyat’lı, ellerinde Türk bayrakları ile yürüdü, PKK terörünü lanetledi.

Benzer bir yürüyüş birkaç ay önce Muş’ta da gerçekleşmişti.Beytüşşebap’ta da geçtiğimiz günlerde aynı görüntüler vardı.

PKK’nın daha yakında oldukça yüksek bir oy oranına ulaştığı yerlerde gerçekleşen bu gösteriler; TSK, PKK’yı hendeklere gömdükçe halkın özgürleştiğini ve ayrılıkçı teröre tavır koyduğunu gösteriyor.

Ama halkın gösterdiği tepkinin, teröre karşı olmanın ötesinde daha derin bir anlamı bulunmaktadır.
 
Anadolu halkının tek bir millet olma süreci

Yaklaşık iki ay kadar önce Ankara’da gerçekleştirilen bir toplantıda şimdi Vatan Partisi Ankara İl Başkanı olan Prof. Dr. Ercan Enç son derece önemli bir saptamada bulundu.

Prof. Dr. Enç, 24 Temmuz’dan bu yana ABD destekli bölücü teröre karşı verilen savaş içinde Türklerin ve Kürtlerin yeniden tek bir millet olma sürecine girdiklerini belirtti.

Son derece önemlidir. Türkler ve Kürtler, yüz elli yıldır beraber yürüdükleri bağımsızlık ve demokrasi yolunda, Emperyalizme ve Ortaçağ’a karşı mücadele içinde tek bir millet olma yoluna girdiler.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi, Misakı Milli coğrafyası içinde yaşayan bütün halkın tek bir millet haline gelmesini sağladı.

Atatürk bu gerçeği; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözleriyle ifade etmişti.

Ama bu süreç son30 yıldır emperyalizm destekli ayrılıkçılık tarafından tersine döndürülmek istendi. PKK’nınson seçimlerde ulaştığı kitle desteği, olumsuz anlamda kat edilen yolun küçümsenmeyecek boyutta olduğunu gösteriyor.
 
Aynı denklem tekrar kuruluyor

Türkiye, 24 Temmuzdan bu yana ABD ile cephe cepheye gelmiştir. Emperyalizmle karşı karşıya gelmek, onun stratejik müttefiki olan Ortaçağ’la da hesaplaşmayı kaçınılmaz olarak getirir.

Kısacası geçen yüzyılın başındaki denklem bir kez daha kuruluyor.

Emperyalizm ve Ortaçağ bir tarafta; Türk’ü ve Kürd’üyle bütün Türkiye halkı diğer taraftadır.

Halkımızın önündeki seçenekler, emperyalizmin piyonu olarak Ortaçağ karanlığına yuvarlanmak ile bağımsız ve demokratik bir ülkede başı dik yaşamaktır.

Bağımsız ve demokratik ülkede yaşamak, çağımızda ancak bir milli devlet çerçevesinde olabilir.

24 Temmuz’dan sonra yaşanan gelişmeler, Kürt yurttaşlarımızın ABD’nin ve bölücülüğün önlerine koyduğu “ayrılıkçılık” seçeneğine itibar etmediğini gösterdi.

PKK’nın özerklik ilan ettiği yerlerde halk PKK’nın değil, Devletin çağrılarına itibar etti.

HDP’nin, operasyon yapılan Sur ve Cizre ilçelerine “yürüyelim” çağrıları havada kaldı. Çağrıya itibar edenler bir avuç insanı geçmedi.

PKK’nın kazdığı hendeklere gömülmesinde, Kürt yurttaşların güvenlik güçlerine yardımcı olmasının payı büyüktür.
 
9 Haziran yürüyüşü

Midyat halkının 9 Haziran günü gerçekleştirdiği yürüyüş ise adeta bir dönüm noktasıdır.

Midyat; Kürt, Türk, Arap ve Süryani yurttaşlarımızın bir arada yaşadığı bir beldemizdir. Midyatlılar “dört dilli” olmakla övünürler.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet devrimiyle birlikte bütün Midyat, tek bir millet olma yolunda barış içinde yaşadı. Bir anlamda Midyatlılar, farklı etnik kökenlerden ve farklı inançlardan insanların, demokratik devrim süreci içinde nasıl tek bir millet haline geldiğinin çarpıcı örneğidirler.

PKK’nın bombalı saldırısının ardından binlerce Midyatlının Türk bayrakları ile sokaklara dökülmesi ise milletin birlik içinde yaşamasına, “millet olmaya” yapılan sabotaja verilen cevaptır.

Midyatlı, emperyalizme piyon olmaya ve Ortaçağa dönüşe karşı ayağa kalkmıştır. Ve bütün Bölgeye örnek olmuştur.

Çağımızda belli bir coğrafyada (ülkede), emperyalizme ve Ortaçağ’a karşı ayağa kalktığınız zaman “Millet” oluyorsunuz.
           
 Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa - 6 ay önce
biz Midyatlılar ezelden beri Türkiye cumhuriyetinin koruyucusuyuz lakin ülkemiz pek bilmez...doğuda görev yapan tüm askeri ve emniyet birimleri çok iyi bilir,hainler midyatta içeri giremez,girerse çıkamaz!!!