Yığınakta hata yapmak


Ahmet Yavuz

Ahmet Yavuz

12 Şubat 2015, 16:23

 Bu tabir askeri olmakla birlikte hayatın her alanıyla ilgilidir.

Balkan Harbi’nin kaybına yol açan birçok neden sayılabilir, bunlardan birisi de Osmanlı ordusunun yığınakta yaptığı hatadır.

Yığınak hatası sadece savaşta birliklerin arazide konumlanmalarıyla sınırlı değildir. Yine Balkan Harbi’nde yaşandığı gibi, donanmadan yoksun ya da Çanakkale Boğazı’nı geçme kapasitesini kaybetmiş bir donanmayla harbe girmek de aynı yığınak hatasının başka bir tezahürüdür.

Yani olan gücünüzü uygun tertipleyememek kadar, gerektiğinde kullanmak üzere uygun güç geliştirememek de aynı kapıya çıkar. 1963 ya da 1967 Kıbrıs hadiselerinden sonra adaya müdahale etmek için1974’ü beklemek zorunda kalmak! Yığınak hatasının giderilmesi hem çok zor hem de çok zaman alıcıdır.

1990’larda Avrupa savunma kimliğinin nasıl oluşturulması gerektiği konusu çok tartışıldı. Tartışmalar esas itibariyle NATO’ya dayanmak ya da Avrupa’nın kendi gücüne dayalı bir savunma kimliği inşa etme ekseninde iki kutupta cereyan etmişti. Fransa, De Gaulle geleneğinin etkisiyle yeni bir savunma kimliği oluşturulmasını savunsa da sonunda bu tezden vazgeçti. Sarkozy’nin tercihleriyle de Fransa’yı NATO’ya demirledi. Bu tartışmalar geride kaldı. AB tamamenABD’nin himayesi altına girdi. Bu tercih Avrupa açısından jeopolitik anlamda bir yığınak hatasıydı.

Ancak bu durum yeni yeni anlaşılıyor. Neden mi? Bunları yazdıran, kimi mahfillerde dillendirilen ama yankı bulmayan şu görüşlerdi: Avrupa Rusya’yı ve Türkiye’yi de içine alarak büyümeli, bugünkü refahına bakarak kendisini aldatmamalı, bunun için büyümeyi seçmeli, Avrupa ulus devletlerini bir araya getirmeli, vb. Bu sesler cılız kalmıştı; değeri yeni ortaya çıkıyor.

Avrupa kolay olanı seçti. Çünkü ordularını küçülterek sosyal devletin finansmanını sağlayacaklarını, böylelikle rahat ve huzur içinde yaşayabileceklerini düşündüler. Oysa kolay seçimler her zaman daha pahalıdır ve bedeli sonradan ortaya çıkar. Rusya-Ukrayna kriziyle ortaya çıktığı gibi…

ABD politikalarına teslim olmanın sonuçları kendini gösteriyor. Bedeli de ödeniyor.
ABD’nin giderek güçten düştüğü, Çin’in hızla büyüdüğü ve Rusya’nın her geçen gün yeni büyük bir güç gibi davrandığı ve kendisinin de zayıfladığı bir ortamda Avrupa’yı nasıl bir gelecek beklediği sorusu şimdilik yanıtsızdır.

Gelelim Türkiye’ye…

1950’lerin yığınak hatasının tahribatı devam ediyor. Çünkü orada problem, sadece NATO’ya üye olmak değil, kendisi olmaktan vazgeçmekti.

Güncel gelişmeler de Türkiye’nin Avrupa’da AB ile Rusya; dünyada ABD-AB ileÇin-Rusya blokları arasında giderek daha çok sıkışacağına hatalaraişaret ediyor ve yeni hataları tetikleyeceğe benziyor.Suriye’de yaşananları bu olgudan bağımsız olarak ele alamayız.

Önümüzdeki dönem iki eğilimi öne çıkaracak:
1.Küreselleşmeye karşı ulus devletlerin kendi kimliklerini koruyan tercihlere daha çok yönelmeleri.

2.Neoliberal ekonomi politikalarına ket vurmaları.

Bu iki eğilim, içeride iki zıt siyasi akımı besleyecek:
1.Statüko yanlısı küreselci ve liberal politikaları benimseyenler. Parlamentodaki bütün partiler az ya da çok bu akımın temsilcileridir. Onların bir kısmı Atatürk’e saldırırken, diğer kısmı o’nun politikalarının açığına düştüklerinin farkında bile değiller.

2.Milli politika yanlısı olanlar. Bunun öncülüğünü yapanlar yarın, yaniPazar günü toplanıp bir güç olarak ortaya çıkmaya karar verecekler.

Yani gayri milli ya da milli çözümden yana olanlar.

Birincisi ucuz ve kolay: Önünde bağımlılık hatta iflas var.
İkincisi pahalı ve zor: Önünde kendi ayaklarının üstünde durmak var.
Tercih sahiplerine anımsatalım: yığınak hatası ölümcüldür.


Ahmet Yavuz
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.