Yine o sinsi virüs


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

14 Eylül 2014, 14:55

ADAM YERİNE
Mecidiyeköy’de inşaatı süren rezidansta hayatını kaybeden Hıdır Ali Genç'in babası, Ahmet Davutoğlu'na “Başımın sağ olup olmadığı sizi ilgilendirmez” dedi.
Adamdı… Ve yüreği yanıktı… Oğlunu öldürenin ne veya kim olduğunu çok iyi biliyordu. Bundandı tepkisi…
Sabah gazetesi muhabiri Nazif Karaman da, evladını vermiş bir adamın, adam gibi duruşuna karşılık twitter sayfasından şöyle dedi: "Bunun adı açık nezaketsizliktir. Başbakan adam yerine koymuş aramış şu babanın laflarına bak!"
Çünkü onun için önemliydi adam yerine konulmak. Hele de iktidar tarafından. Bunu önemsemeyen bir adama nasıl tahammül etsindi?
İnsan irkiliyor değil mi? Sadece on iki yılda adam ile adam yerine konulan arasındaki çarpıcı farkı görünce…

DİN UĞRUNA

Mısır’lı bir büyük Müslüman din adamının kadınlara “cinsel cihad” çağrısı yaptığını duymuştuk. “IŞİD militanlarının cinsel ihtiyaçlarını karşılamanın onları cennete götüreceğini” söylüyordu. Şimdi bir de başka versiyonu çıktı.
Olay İsrail’de oluyor. Malum din devletidir İsrail ve ahalisi de bu konuda oldukça tutucudur. Polis bir fuhuş çetesinin peşine düşüyor. Yakalıyor, kadınlı erkekli… Fakat bir tuhaflık var. Fuhuş yapan kadınlar, kendilerini pazarlayanlar tarafından bunun bir ibadet olduğuna inandırılmışlar. Buna göre: “Yahudi olmayan erkeklerle cinsel ilişkiye girerlerse Yahudi halkını kurtaracak ve günahlarından da arınacaklar…”
Ödül büyük. Bunlar da yobaz olunca. Dalmışlar sektöre kardeşim. Nerede Arap var, nerede yabancı var, alayına… Adlarına da “Mesihçi” diyorlarmış. Mesihçi fuhuş…
Haaretz gazetesi muhabirleri soruşturma başkanı Başkomiser Ary Mordehay ile konuşmuş. Paralı seks müşterileri arasında Batı Şerialı Filistinliler ve Tel Aviv’de çalışan yabancı işçiler varmış. Tutuklanan dini bütün yahudiler; 60 yaşında bir erkek, Batı Şeria’nın Yahudi kenti Kiriyat Arba’dan 40 yaşında bir kadın, Echelonlu 47 yaşında bir erkek ve Kudüslü 39 yaşında bir kadın…
Haydi, bunlar sadece sevişiyor diyelim. Ama daha beteri var: Meksika’nın Nezahualcoyotl kentinde şeytan çağırmak için ayin düzenleyen bir aile, kaşıkla 5 yaşındaki çocuklarının gözlerini çıkardı. Çünkü çocuk, gözlerini kapatmıyordu.
Ne bileyim kardeşim, ben de şaşırdım ne diyeceğimi.

TERCÜME EDİYORUZ

“Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in "Paralel yapıyla ilgili bize resmi makamlardan bilgi-belge sunulmalı" sözlerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı'na medya aracılığı ile cevap vermem. Ama keşke Genelkurmay Başkanımız böyle bir açıklamayı bugüne kadar yapmadığı gibi aynı şekilde yapmasaydı. Bunu bizimle paylaşsaydı daha isabetli olurdu" dedi.”
Yani…
“Sen” diyor, “bugüne kadar yüzlerce subayını, astsubayını, generalini tutukladık da tek kelime etmedin, önceki Genelkurmay Başkanı ve karargâhı terör örgütü olmakla suçlandı sustun, haklarında mahkeme kararı olmayanları bile YAŞ kararlarıyla ordudan atmamıza ses çıkarmadın, ne belge istedin ne kanıt, şimdi Paralel yapı diyoruz, çıktın belge bilgi istiyorsun. Keşke yine sussaydın, nereden çıktı bu belge hassasiyeti?”

UNUTMA UNUTTURMA

Faili meçhuller davası adı verilen düzmece yüzünden Albay Cemal Temizöz haksız ve hukuksuzca 5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu.
Ama…
Askeri Casusluk davası adı verilen kumpas yüzünden 43 Türk subay ve astsubayı halen haksız ve hukuksuzca tutuklu…
Şemdinli’de 2005 yılında Türk Ordusu’na kurulan ilk kumpas nedeniyle, Astsubay Ali Kaya ve Astsubay Özcan İldeniz haksız ve hukuksuzca verilen hükümle halen tutsak…
Unutma. Unutturma…

HABERİMİZ YOK

Selahattin Demirtaş… PKK’nın siyasi sözcüsü. Kürt ordusu kurulması gerektiğini söyledi. Resmileşsin istiyor. Sonra da “Türkiye ile PKK birlikte hareket etsin” dedi.
Murat Karayılan, Davutoğlu’nun usulen yaptığı “PKK’nın eline silah geçmesin” açıklaması üzerinden kayıkçı kavgası başlatmış: “IŞİD’i kim silahlandırdı? Terörist kim? PKK’ya silah vermeyin diyorsunuz, e hani barışacaktık” diyor.
Ahmet Takan yazdı, PKK bazı ilçelere kaymakam atamış, makam arabası bile vermiş. Adamlar, arabaya flama takıp denetim yapıyormuş.
Diyarbakır-Lice’deki Yalaza köyünde, PKK tarafından Kürtçe eğitim vermek üzere yapımına başlanan okulu tespit için bölgeye gelen askerlere, köylüler ve PKK’lılar saldırdı, roket bile attılar. Yani sadece denetim değil, koruma da yapıyorlar.
Ve Genelkurmay Başkanımız, bundan birkaç gün önce şöyle demişti. “açılımdan haberimiz yok…”

YİNE O SİNSİ VİRÜS

AİDS adam öldürmez, vücudun direncini kırar. Direnç kırılınca tetiği çeken bazen bir nezle virüsü bile olabilir.
Vakıadır, çok bilinir, Mütareke döneminde Damat Ferit Hükümeti'nin Maarif Nazırı Rumbeyoğlu Fahrettin ders kitaplarından "Türk" sözünü çıkarılmasını istemiştir. Suçtur o vakitler Türk olmak. Çünkü devletin bütün direnci kırılmış ve işgal hükümetleri tarafından yönetilmektedir. O basit nezle virüsü artık ölümcül bir tetikçi cüretiyle çıkmıştır sahneye…
Atila Yayla… O bildik nezle virüsü normal bir vücuda ne kadar zarar verebilirse, fikirlerinin etkisi de o kadardı. Ama gün döndü, devlet sanki AİDS oldu. Bütün direnci kırıldı. Cumhuriyet en büyük karşıtları tarafından yönetiliyor artık. Ve Atilla Yayla yazıyor: “İnkılap Tarihi dersleri kaldırılmalı.”(Yeni Şafak, 11 Eylül)

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ


O,Yeni Akit gazetesinden Hüseyin Öztürk…
Bu kutuya çok isim girdi, ama gerçekten de böylesi nadir görüldü. Tayyip Erdoğan için şöyle yazdı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtiçinde ve yurtdışında sevilmesinin pek çok sebeplerinden ikisini paylaşayım.
“Birincisi; hangi ortamda ve kimlerle beraber olursa olsun, kendisini Allah’ın gözlediğini bilerek hal ve hareketlerinin “insan hali’nce” olmasıdır. İkincisi; yine nasıl bir makam ve mevkide bulunursa bulunsun; “Ne desem, nasıl anlaşılır acaba” gibi zihin ve söz karışıklığına düşmeden söyleyeceğini söylemesidir. Yani Cumhurbaşkanının hayatında; “yapmacıklık,” “riyakârlık,” “ikiyüzlülük,” birilerini ikna etmek için kırk takla atmak gibi “yönlendirilmiş” bir tavır asla yoktur.”(11 Eylül)
Girdiği süpermarkette karşılaştığı çocuğu “İsrail dölü” diye yumrukladığında… Konvoyunu protesto eden ufacık çocuğu otobüsüne alıp boynunu sıktığında… Köylüye “ananı da al git” dediğinde… Ya da yüreği yanık şehit babasını mahkemeye verdiğinde… Demek, “insan hali”nce davranıyordu.
Sonra… Otuz beş farklı yerde “Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı” olduğunu söyleyip, hemen ardından “bunu ispatlarlarsa her şeye varım, edemezlerse alçaktırlar, namussuzdurlar” dediğinde… Başta NATO’nun Libya müdahalesine karşı çıkıp, hemen ardından “NATO müdahale etmelidir” dediğinde… Ya da İmralı ile görüşmeler konusunda “terör örgütü ile görüşen şerefsiz ve namussuzdur “buyurup ardından “adayla görüşme yaptırırız” dediğinde… Demek ki, ikiyüzlülük riyakârlık, yokmuş…

VE AHMET İŞBAŞINDA

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bizde doğalgaz kaynakları, ekonomik kaynaklar olmadığına göre, geçmiş dönemden sömürgeci bir devlet olup da bugüne intikal etmiş bir kapital birikim olmadığına göre, elimizdeki en önemli sermaye insan. İnsan kaynağını çok iyi değerlendirmemiz lazım. Onun niteliğini değiştirmemiz lazım" dedi.
Ve Türk milleti o “büyük” hayal gücüyle baş başa…




Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.