Yunanistan Krizi ve Borçlar Konferansı


Barış Tınay

Barış Tınay

20 Temmuz 2015, 16:40

 Yunanistan Parlamentosu, 86 milyar avroluk 3. kurtarma paketi karşılığında, Başbakan Çipras tarafından taahhüt edilen kemer sıkma politikalarını onayladı. Kemer sıkma politikalarına son vereceği vaadi ile iktidara gelen SYRİZA, önceki iktidarlar gibi ekonomik kriz karşısında somut bir çözüm üretememiş, böylece Troyka olarak adlandırılan Avrupa Birliği (AB), Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Uluslararası Para Kuruluşu'nun (IMF) taleplerine boyun eğmek zorunda kalmıştır.

Kısa zamanda birçok kesimin sempatisini kazanan SYRİZA, aldığı bu son karar ile ne yazık ki Avrupa/Almanya emperyalizmine teslim olmuştur. Troyka'nın sunduğu taslağın Yunanistan Parlamentosu tarafından kabulü ile sınırlarımızda artık bağımsız bir Yunanistan’dan bahsetmek de mümkün değildir. Yunan halkı, SYRİZA'dan bir mucize yaratmasını beklemiyordu fakat %61'lik referandum desteği sonrası bu kadar kolay bir teslimiyeti de hayal etmiyordu.

Kurtarma Paketi'nin Şartları Nedir?

Kabul edilen 3. kurtarma paketi karşılığında Yunanistan, ağır şartları kabul etmek durumunda kalmıştır. İşte paketin içeriğindeki şartlar:

-Vergi gelirlerinin ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 1’i oranında arttırılacak,

-Bütçe fazlası ülkenin GSYİH'sının bu yıl yüzde 1’i, önümüzdeki yıl yüzde 2’si, 2017’de ise yüzde 3’ü olarak sağlanacak,

-Katma Değer Vergisi’nin (KDV) yüzde 23’e varan oranlara yükseltilecek,

-Yunan Adaları için yıllardır geçerli olan yüzde 30’luk KDV indiriminin kademeli olarak kaldırılacak,

-Kurumlar Vergisi’nin yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltilecek, lüks ürünlerden daha fazla vergi alınması, televizyon reklamlarına da vergi konulacak,

-Emeklilik yaşının 67’de sabitlenecek,

-Savunma harcamaları bu yıl 100, önümüzdeki yıl 200 milyon avro azaltılacak,

-Ülkenin telekom şirketi OTE, Pire ve Selanik limanlarının ve enerji sektörü özelleştirilecek,

-Vergi kaçakçılığı ile etkin mücadele edilmesi için idari birimlerde reforma gidilecek,

- Yunanistan'ın değerli kamu varlıklarının özelleştirilmesi için bir fon kurulacak, 50 milyar avroluk bu fonun yönetimi de AB'de olacaktır. Düyun-u Umumiye'nin bir benzeri olarak, Yunanistan'da AB/Almanya denetiminde bir özelleştirme fonunun kurulacak olması, Yunanistan'ın ekonomik bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırmaktadır.

Kemer Sıkma Politikası Krizi Daha Da Derinleştirir...

Ekonomik krizlerin yaşandığı ülkelerde "kemer sıkma politikaları" sıkça kullanılan, geleneksel bir yöntem. Kamu borçluluğunun azaltılması için alınan tasarruf amaçlı tedbirlerin yanında dolaylı ve doğrudan vergiler de arttırılıyor. Böylece bütçede yaratılacak faiz dışı fazla ile borçların ödenmesi ve dolayısı ile borç yükünün azaltılması hedefleniyor. Fakat bu politikaların kriz koşullarında olumsuz etki yaptığı, artık iktisat dünyasında bir tartışma konusu dahi değildir.

Uzun yıllardır kemer sıkma politikaları uygulayan Yunanistan'ın GSYİH'sı, 2009'dan bu yana %25 oranında daralmıştır. Yunan halkının şiddetli protesto gösterileri ile artarak devam eden toplumsal tepkiler, krizin etkileri ile daha da şiddetleniyor. Kemer sıkma ile elde edilen rakamlar da ekonomilerin büyüklüğü düşünüldüğünde pek bir anlam ifade etmiyor. Yunanistan'ın bugün itibari ile toplam kamu borcu 340 milyar dolar civarı iken, kemer sıkma politikaları ile elde edilecek rakamın büyüklüğü yaklaşık 13.5 milyar dolar olarak belirtiliyor. Yani kemer sıkma politikalarının ne ekonomik olarak ne de sosyal olarak bir getirisi bulunuyor.
(https://thenextrecession.wordpress.com/2012/09/30/can-austerity-work/)

Borçlar Konferansı Toplanmalıdır...

Ekonomik krizlere alışkın bir ülkenin çocukları olarak, Yunanistan'da krizle mücadele eden halkın, ekmeğinin peşindeki emekçilerin yanında olmak bizlerin tarihsel görevidir.

Kapitalist sistemde, krizlerin faturalarının yoksul halkın ve emekçilerin sırtından karşılandığını çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla bugün, Yunanistan'da yaşanan dramı "Avrupa'nın Şımarık Çocuğu, Siesta Yapıyorlar" lafları ile değil, sınıfsal bilinç ve dayanışma üzerinden değerlendirmemiz gerekmektedir.

Bugün yapılması gereken Avrupa'da büyük bir borçlar konferansının düzenlenmesi için ısrarcı olmaktır. Bunun gerçekleştirilmesi Avrupalı emekçiler ve Sol için büyük bir başarı olacaktır. Yunanistan’ın, hatta pek çok Avrupa ülkesinin borçları bu yol ile yeniden yapılandırılmalıdır. Türkiye de bu konferansa katılmalı, Yunanistan'a destek vermeli ve hatta kendi borçlarını da yapılandırmalıdır.

Borçlar Konferansı ilk defa yapılacak bir şey de değildir. Konferans, 1953 yılında Londra'da, Yunanistan'dan daha kötü bir ekonomiye sahip olan Almanya için toplanmıştı. Almanya'nın dünya savaşlarından kalan borçları yarı yarıya azaltılmış, kalan borçların nasıl ödeneceğine de şartlara bağlanmıştı. Bu şartlara göre Almanya'nın borçlarını ödeyebilmesi için dış ticaret fazlası vermesi gerekecek ve bir yılda ödenecek borç miktarı da yıllık ihracatın %3'ünü geçemeyecekti.

Yunanistan için de buna benzer bir çözümün yaratılması gerekiyor.

***

SYRİZA'nın vaatlerini gerçekleştiremediği, sözünü tutamadığı ve Troyka'ya boyun eğdiği açıktır. Ne yazık ki SYRİZA, ayakları yere basmayan romantik söylemler ile koşulları daha da ağırlaştırmıştır. AB gibi ileri derecede entegre olmuş bir ekonomik sistemde, hem sistem içerisinde kalmaya çalışıp hem de borçları ödemiyoruz diyemezsiniz.

Fakat SYRİZA hiçbir şey başaramasa da Korkut Boratav'ın dediği gibi, "emperyalizmin gaddar, paragöz ve çirkin özünü, içyüzünü bir kez daha teşhir etmiştir."

Bu bile insanlık için, gelecek için bir umuttur.

Barış TINAY
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.