100 bin TL'lik dava

Antalya'nın Finike İlçesi Alacadağ köyü sınırları içinde yer alan Kızılcık Yaylası'nda taş ocaklarının sebep olduğu doğa katliamına karşı yürütülen mücadeleye, taş ocağı firması 100 bin TL'lik tazminat davası açmış, dava çevre gönüllüleri ve kamuoyu tarafından tepki toplamıştı. İşte bu davanın ilk duruşması bugün Antalya Adliyesi 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü. 30 Ekim 2014 tarihine ertelenen davanın hemen ardından desteğe gelen yöre köylüleri, çevre gönüllüleri ve avukatlar dava ile ilgili basın açıklaması yaptı.

100 bin TL'lik dava

Antalya'nın Finike İlçesi Alacadağ köyü sınırları içinde yer alan Kızılcık Yaylası'nda taş ocaklarının sebep olduğu doğa katliamına karşı yürütülen mücadeleye, taş ocağı firması 100 bin TL'lik tazminat davası açmış, dava çevre gönüllüleri ve kamuoyu tarafından tepki toplamıştı. İşte bu davanın ilk duruşması bugün Antalya Adliyesi 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü. 30 Ekim 2014 tarihine ertelenen davanın hemen ardından desteğe gelen yöre köylüleri, çevre gönüllüleri ve avukatlar dava ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Biz Yaptıklarımızla Doğa Katliamını Engelledik
Doğa talanının durdurulması talebiyle başlatılan mücadele için kurulan Finike Taş Ocakları İle Mücadele Platformu'nun Sözcüsü Ali Ulvi Büyüknohutçu'nun şahsında açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü. Ocakların doğa ve insan yaşamında bıraktığı tahribatı çektiği fotoğraf ve videolarla sosyal medyada, verdiği demeçlerle de yazılı ve görsel medya da gündemde tutan Büyüknohutçu'ya taş ocağı firması tarafından "Ticari faaliyetlerimize engel oluyor." gerekçesiyle 100 bin TL'lik tazminat davası açılmıştı. Duruşma sonrası dava ile ilgili bilgi veren Büyüknohutçu: "Taş ocakları yaptığımız basın açıklamalarıyla, bilgi paylaşım sitelerinde kullandığımız videolarla, onların ticari faaliyetlerini engellediğimizi iddia ederek, bu ticaretin tazminin talep ettiler. Oysa biz yaptıklarımızla hiç kimsenin ticari faaliyetini engellemedik tam tersine o yaptıklarımızla biz doğanın katliamını engelledik. Sedir ağaçlarının katliamını, katran ormanlarının yok edilmesini engelledik. Bundan böyle de bu çalışmalarımız devam edecek." diye konuştu.

Taş Ocakları Karşısında Alınacak Başarıya Kadar Mücadeleye Devam
Yürüttükleri mücadelede kararlı olduklarını vurgulayan Büyüknohutçu, taş ocaklarına karşı başarı elde edinceye kadar geri adım atmayacaklarının altını çizdi. Büyüknohutçu: "Kamu olarak daha dikkatli davranılmasını sağlamak, toplumsal çevre bilincinin geliştirilmesi ve daha da yükseltilmesi adına toplumu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Taş ocaklarının doğaya verdiği zararları yine kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Ta ki taş ocaklarının doğaya zarar vermemesi noktasında bir başarı sağlayıncaya kadar." diye konuştu. Davanın 30 Ekim gününe ertelendiğini söyleyen Büyüknohutçu, duruşmada yer alan yedi gönüllü avukatın olduğunu, ilerleyen günlerde bu sayısının giderek artacağını söyledi.

TBF; Dava Sindirme Amaçlı ve Skandaldır
Tüketiciler Birliği Federasyon Başkanı Av. Bülent Deniz de hem kurumu adına destek vermek hem de avukat olarak davaya katılmak üzere Antalya'daydı. Davayı "Sindirme amaçlı." ve "Skandal." sözleriyle değerlendiren Deniz, doğayı korumanın anayasal bir görev olduğunun hatırlattı, taş ocağı firmasına uyarıda bulundu. Deniz: "Federasyon olarak bir yurttaşımızın doğa ile ilgili endişelerini ortaya koyarak tepki vermesi ve kamuoyu vicdanındaki huzursuzluğu gündeme getirmesi karşısında, taş ocağı firmasının bu yurttaşımızı yüksek oranlı tazminat davasıyla sindirmeye çalışmasını bir skandal olarak görüyoruz. Yurttaşların kamuoyu vicdanını oluşturan duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri, doğaya sahip çıkmaları Anayasanın yurttaşlara verdiği bir ödev ve haktır. Bu hakkını kullanan her yurttaş aleyhine, ticari firmaların dava açmasına alıştık. Biz tüketici hareketinin içerisinde olan insanlar, bu yöndeki girişimlere karşı tepkimizi ortaya koyuyoruz. Federasyon olarak bu firmaya sözümüz şudur; bir an önce bu davadan feragat etsinler. Harekete geçen kamuoyu vicdanını davayla değil, yönlendirerek ikna etmeye gayret etsinler." ifadelerini kullandı.

Yöre Halkından Köyü Taş Ocaklarına Peşkeş Çekmeyin Uyarısı

Taş ocakları düşmanı olmadıklarını ama tabiatın yok edilmesine karşı olduklarını vurgulayan yöre köylülerinden Doğan Çağrı, "Ormanlarımız yok olmasın. Ruhsat izinlerini ormanların içerisine vermeyin sayın Valilerimiz, sayın yetkililerimiz, sayın Ankara beni duyun. Gelecek nesiller bize lanet okuyacak bunu bilin. Bu sedirler, ormanlar dünyada başka yok. Gelin görün, inanılmaz tahribat, yıkım var. Gerçekten insanın içi acıyor. Bu ruhsatı verirken bir incelesinler. Ülkemize döviz girsin ama kontrol edilsin öyle verilsin. Köyün içini taş ocaklarına peşkeş çekmeyin efendiler." diyerek tepkisini dile getirdi.

İçimizde Taş Ocaklarının Tozu Var
Yine yöre köylülerinden Abdullah Dinç de taş ocaklarının doğaya ve yaşamlarına bıraktığı onulmaz hasar sebebiyle sıkıntıda olduklarını anlattı. 65 yaşındaki Dinç davaya tepkisini dile getirerek, yetkililerden yerinde inceleme talebinde bulundu. Dinç şöyle konuştu; "Bu köyümüze bir çare bulalım. Büyüklerimiz, adliye, hükümet Türkiye'de ne varsa gelsinler yerinde incelesinler. Ankara'ya gitsinler bize de bir kara göndersinler. Bizde o karara saygı duyalım. Türk adaletine güveneceksek bize bunu yapsınlar bizde adaletimize, yargıçlarımıza güvenelim. Türkiye'de adalet olmadıktan sonra hiç bir şey olmaz. Kimsenin yolunu kesmedik, önünü kapatmadık, çevresine düzenleme yapmadık, makinesini ateşe vermedik, birinin kafasına taş atmadık. Biz halkımızla birlikte beraberiz, çalışıyoruz. Bize bu katliamları yapıp ta, huzurumuzu bozmasınlar. İçlerimizde bizim taş ocaklarının kireç tozu var. Gelsinler bunları görsünler, incelesinler de ondan sonra bizimle mücadele etsinler sayın büyüklerimiz."

Taş ocağı firması tarafından yürütülen mücadeleye yönelik açılan dava delillerin karşılıklı sunulması gerekçesiyle 30 Ekim 2014 gününe ertelendi.

Haber: Devrim Dönmez Koçak
ulusalkanal.com.tr

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.