Adem'in cennetini cehenneme çevirdiler!

Sahi çevre neydi? Çevre, yaşamdı. Yaşam neydi? Yaşam, çevreydi...

Adem'in cennetini cehenneme çevirdiler!

Yusuf Yavuz
1972'den beri her yıl 'Dünya Çevre Günü' olarak kutlanan 5 Haziran, son yıllarda Türkiye için adeta yas gününe dönüştü. Vahşi madencilik, enerji, turizm, otoyol ve hatalı tarım politikaları yüzünden hızla yok edilen Anadolu coğrafyasında büyük bir yıkım yaşanırken, vadiler ve yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan binlerce insan anılarını da yitirdi. Isparta'nın Sütçüler ilçesinde, Yukarı Köprüçay Havzası'nda doğup büyüyen 39 yaşındaki Adem Çevikbaş ise, göç etmek zorunda kaldığı İstanbul'dan bulduğu her fırsatta doğduğu topraklara gelip anılarındaki coğrafyayı fotoğraflıyor. Ancak bölgedeki baraj ve mermer ocaklarının parçaladığı coğrafya Çevikbaş'ın tüm anılarını da birer birer siliyor. Bunun kabul edilemez olduğunu söyleyen Çevikbaş, "İnsanın doğup büyüdüğü bir yerin yok edilmesi asla kabul edilebilir bir şey değil. Doğup büyüdüğüm coğrafya talan oldukça hayallerim de eriyip gidiyor" diye konuştu.

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TÜRKİYE İÇİN YAS GÜNÜ HALİNE GELDİ
5 Haziran tarihi, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda alınan kararın ardından, 'Dünya Çevre Günü' olarak kabul edildi. Çevre bilincinin geliştirilmesi ve çevrenin korunmasına yönelik farkındalık yaratmayı amaçlayan etkinliklerle 44 yıldır kutlanan Dünya Çevre Günü, ne yazık ki son yıllarda Türkiye için çevre için yas tutulan bir gün haline geldi.

ADEM'İN CENNETİNİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER
Vahşi madencilik, enerji, turizm, otoyol ve hatalı tarım politikaları yüzünden hızla yok edilen Anadolu coğrafyasında büyük bir yıkım yaşanırken, vadiler ve yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan binlerce insan anılarını da yitirdi. Dağları, yaylaları ve ırmaklarıyla ünlü Isparta'nın Sütçüler ilçesine bağlı Kesme köyünde dünyaya gelen 39 yaşındaki Adem Çevikbaş da anılarını yıkım projelerine kurban verenlerden sadece biri. Çevikbaş, doğduğu toprakları terk edip İstanbul'da yaşamak zorunda kalan yöre sakinlerinden biri. Ancak doğduğu, çocukluğunun geçtiği Torosların koynundaki coğrafyayı hiç unutamadığını söylüyor.

HER GELİŞİNDE DÜŞ KIRIKLIĞI YAŞIYOR
Bulduğu her fırsatta doğduğu topraklara gelerek anılarının geçtiği coğrafyayı otuyla böceğiyle, ağacıyla çiçeğiyle fotoğraflayıp anılarını kayıt altına almaya çalışan Çevikbaş, her gelişinde yıkım projelerinin biraz daha parçaladığı coğrafyanın ellerinin arasından kayıp gitmesi karşısında büyük bir düş kırıklığı yaşadığını anlatıyor. Aslında Adem Çevikbaş'ın yaşadığı düş kırıklığı, bölgedeki binlerce insanın ortak sorunu.

BİR KAREDE İKİ BÜYÜK YIKIM
Kesme köyü de dahil yöredeki geniş coğrafyada 6 köyü doğrudan etkileyen Kasımlar Barajı ve HES projesinin yanısıra bölgede ardı ardına açılan mermer ocaklarının anılarını yok ettiğini anlatan Çevikbaş, geçmişine yaptığı her yolculukta bir parçası daha yok olan anılarını hüzünle izliyor. Dağların koynunda açılan mermer ocağının parçaladığı tepelerle, biraz aşağısında inşa edilen barajın yok ettiği Köprüçay vadisini yüreği burkularak izleyen Çevikbaş, cennetinin ellerinden kayıp gidişinin acısını yaşıyor.

ADEM'İN CENNETE YAPTIĞI SON YOLCULUK
Yaşadıklarını "Büyük bir hayal kırıklığı" olarak nitelendiren Çevikbaş, doğduğu topraklara geçtiğimiz hafta yaptığı son yolculukta yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: "Benim doğup büyüdüğüm dağlarda, yıllardır akıp duran bir pınar vardı. Doğduğum köy olan Kesme ile Kasımlar arasında yer alan bölgede açılan mermer ocağının çalışmaya başlamasıyla bu gibi akan bu su şimdi yok oldu, kurudu. Belki de burada yapılan dinamitli patlatmalardan dolayı yön değiştirip bizi terk etti. Son gidişimde o suyu yerinde göremeyince büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.

'İNSANIN ANILARININ YOK EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ'
Yıllardır doğup büyüdüğüm, anlarımın olduğu alanların talan edilmesi asla kabul edilebilir bir şey değil. İnsanın tüm anılarının, ailesinin, köklerinin bulunduğu bir yerin yok edilmesi, insanın ecdadından ayırmak kadar ağır ve kabul edilemez bir durum. Ben gerçekten çok üzgünüm. Bu bölgeyi çok seviyorum, burada kendimi buluyorum ancak şimdi bu talan edilmiş haline baktıkça hayallerimin yavaş yavaş eriyip gittiğini görüyorum."

Fotoğraflar:Adem Çevikbaş, Yukarı Köprüçay Havzası'nda yıkım projelerinin tehdidi altındaki zengin biyolojik çeşitlilik. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.