Avrupa’nın en büyüğü ama Türkiye’de unutuldu!

Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde bulunan İğneada Longoz Ormanları, Avrupa’nın en büyük subasar ormanı olarak anılıyor

Avrupa’nın en büyüğü ama Türkiye’de unutuldu!

 Yusuf Yavuz

Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde bulunan İğneada Longoz Ormanları, Avrupa’nın en büyük subasar ormanı olarak anılıyor. Ancak milli park olarak koruma altında olan İğneada ve çevresi son yıllarda bölgede kurulmak istenen termik santral tehdidi ile karşı karşıya. Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Kırklareli Temsilcisi Göksal Çidem, dünyanın en önemli sulak alanlarından biri olan İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağının ilan edildiğini ancak aradan geçen süre içerisinde bu konuda somut bir adım atılmadığını belirterek, “İğneada unutulmuş, yok sayılmıştır. İğneada Longozu korunmayı hak etmiyor mu?” dedi.

'2 ŞUBAT KUTLAMA DEĞİL, DERS ALMA GÜNÜDÜR'
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle bir açıklama yapan Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Kırklareli Temsilcisi Göksal Çidem, sulak alanların yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturduğuna dikkati çekerek, “Dünya nüfusunun 2050’de dokuz milyara ulaşacak olması, su kaynaklarının üzerindeki baskıyı ve iklim değişikliğinden kaynaklanan tehditleri artırmaktadır. 2 Şubat kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise nasıl kurtarırız diye hesap yapma günüdür. Doğal bir varlık olan ve yaşamın temelini oluşturan su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Su varoldukça yaşam devam edecek” diye konuştu.

'DUPNİSA'YA MERMER OCAĞI, İĞNEADA'YA TERMİK SANTRAL'
Türkiye’de bulunan uluslar arası öneme sahip 135 sulak alanın 14’ünün RAMSAR kapsamında olduğunu anımsatan Çidem, “135 alandan ikisi ise ilimiz sınırları içerisindedir. Bunlardan birisi İğneada longozu, diğeri ise Dupnisa Mağarasıdır. Ne yazık ki Dupnisa Mağarasına mermer ocağı, İğneada’ya ise entegre termik santral gündeme geldi. 1970’li yıllardan bu yana sulak alanlarımızı yatırım, aş, iş diyerek yok ediyoruz. Sulak alanlar yok edilirken, burada yaşayan milyonlarca canlıyı da yok ettik. Hani doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır günlük çıkarlar uğruna milyonlarca canı yok ettik” dedi.

'ERGENE'DEN SU DEĞİL, SIVI AKIYOR!'
Bölgemizdeki doğal alanların yok edilişine en çarpıcı örneğin Ergene Nehri ve nehri besleyen Istranca ormanları olduğunun altını çizen Çidem, şöyle konuştu: “Yaşı yarım asrı devirenlerin doğaya çıktıklarında ‘bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırıl su akardı’ diye söze başlarlar. Ergene’de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. ‘Yüzmeyi orada öğrendik’ derler. ‘Peki şimdi neden balık yok, neden yüzemiyorsunuz?’ diye sorsak, verilen cevap ‘çok kirli, çok kötü kokuyor’ olacak. Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor. İyi de temiz olan su ve içinde ki yaşam neden yok oldu, kim yok etti? Asıl sorun da burada.”

'RAMSAR KAPSAMINA ALINMASI GEREKEN İĞNEADA UNUTULDU'
Doğal varlıkların yok olmasında ki en büyük etkenin yanlış planlamalar ve bu planları yapan insanlar olduğunu söyleyen DAYKO Temsilcisi Çidem, “Bizler yok oluşa canlı tanıklık ederken, gelecek nesillerin yaşam alanlarının da yok edilişini izlemeye devam ediyoruz. Dünyanın en önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra İğneada unutulmuş, yok sayılmıştır. İğneada longozu korunmayı hak etmiyor mu?” diye konuştu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.