Baklagil ithalatı 200 kat arttı!

Baklagillerin gen merkezi olan Türkiye dışa bağımlı hale gelirken, 1988 yılında 2 bin ton olan baklagil ithalatı bugün 200 kat artarak 400 bin tona yükseldi...

Baklagil ithalatı 200 kat arttı!

Yusuf Yavuz
Bir zamanlar dünyanı önemli baklagiller üreticisi ülkelerinin başında gelen Türkiye, hatalı tarım politikaları yüzünden bugün baklagillerdedışa bağımlı hale geldi. 1988'de 20 milyon dekarlık baklagil ekimi yapılan Türkiye'de 2016 yılında sadece 6 milyon dekar ekim yapıldı. 1988'de 2 milyon 136 bin ton olan baklagil üretimi ise yüzde 50 azalarak 1 milyon tona geriledi. Gen merkezi olduğu baklagillerde bugün net ithalatçı konumuna düşen Türkiye'de 1988'de 2 bin ton olan baklagil ithalatı bugün 400 bin tona yükselirken son iki yılın baklagildeki dış açığının tutarı ise yaklaşık 200 milyon Dolar düzeyinde olduğu açıklandı.

Türkiye'nin baklagil üretimine ilişkin bir değerlendirme yayınlayan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), TUİK verilerine dayanarak 1988-2016 yılları arasındaki üretim ve ithalat rakamlarını açıkladı. Dünyanın en önemli besin kaynaklarından biri olan bakliyatın, bitkisel kaynaklı protein ihtiyacının karşılanmasında büyük önem taşıdığına vurgu yapılan ZMO'nun konuyla ilgili değerlendirmesinde, iklim ve toprak yönünden Türkiye'nin büyük bir baklagil üretimi potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilerek, "Ülkemizin kuru tarım alanlarında nadasın daraltılmasında nohut ve mercimeğin, sulu tarım arazilerinde fasulye, bakla, bezelye ve börülcenin ekim nöbeti içerisinde bugünkünden daha fazla yetiştirilmesi mümkündür"denildi.

2016, 'ULUSLARARASI BAKLİYAT YILI' İLAN EDİLDİ
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün, Türkiye'nin girişimleriyle 2016 yılını 'Uluslararası Bakliyat Yılı' ilan ettiğinin altı çizilen ZMO değerlendirmesinde, "Ülkemizde 1988'de 20 milyon dekar alanda baklagil ekimi yapılırken, 2016'ya gelindiğinde ekim alanı yaklaşık 6 milyon dekara geriledi. Üretim ise 1988'de 2 milyon 136 bin ton iken, 2016'ya geldiğimizde yüzde 50  düşüşle 1 milyon tona indi. 1988'de 2 bin ton olan bakliyat ithalatı 2016‘ya geldiğimizde 400 bin tonu geçerek Türkiye'nin net ithalatçı konuma geldiği görülmektedir. Son 2 yılda baklagildeki dış açık yaklaşık 200 milyon dolar civarındadır" bilgilerine yer verildi.

BAKLİYAT İTHALATINDA KIRMIZI MERCİMEK İLK SIRADA
Bakliyat ithalatının büyük kısmını kırmızı mercimeğin oluşturduğu kaydedilen değerlendirmede, bunu fasulye, yeşil mercimek ve nohutun izlediği belirtilerek, dünya bakliyat üretiminde Türkiye'nin 10 sırada bulunduğu, ilk sırayı ise yüzde 25'lik payla Hindistan'ın aldığı bilgisine yer verildi.

TÜRK ÜRETİCİSİ BAKLİYATI NEDEN BIRAKTI
Türkiye'deki baklagil üreticisinin son yıllarda üretimden neden çekildiği sorusuna yanıt aranan ZMO değerlendirmesinde, bunun sebepleri ise şöyle sıralandı: "Türkiye‘de üretim maliyetlerinin yüksekliği genel bir sorun. Üretimde kullanılan girdilerdeki fiyat yüksekliği bezginliği artırıyor. Bu sadece baklagiller için değil tüm tarım ürünleri için geçerli. Akaryakıt, gübre, ilaç, tohum gibi temel üretim araçlarında dışa bağımlı olan Türkiye‘de girdi fiyatları sürekli artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Üretici para kazanamadığı için de üretimden kaçıyor. Türkiye‘de tarım dışı kalan 4 milyon hektar alan bunun kanıtı niteliğinde.

1980'LERDE BAKLAGİLLERE VERİLEN DESTEK, 1994'TE ÇEKİLDİ
Türkiye'de 1980'li yılların ikinci yarısında uygulanan destekleyici politikalar, baklagillerin üretimine önemli bir ivme kazandırdı. 1990'lı yıllarda uygulanan tam tersi politikalar ise baklagillerin üretimini olumsuz etkiledi. Baklagiller, 1994 yılında destekleme kapsamı dışında bırakılınca üretimin azalması yönünde sonuçlar ortaya çıktı. Alımının tamamen durdurulması ve yerine bir pazarlama politikası oluşturulamaması ile birlikte üretici, pazarlama sorunu yaşadı. Ürettiği ürün elinde kalanlar ekim alanlarını, fiyat garantisi olan ve üretimi daha kolay olan diğer ürünlere kaydırarak baklagillerin üretiminden kaçtı."

TARIMDA UYGULANAN POLİTİKALAR BÜYÜK TEHLİKEYE İŞARET
Baklagillerin üretiminde işçilik maliyetinin diğer alternatif ürünlere göre daha yüksek olduğunun altı çizilen değerlendirmede, bu durumun üreticiyi zorladığına dikkat çekilerek, şöyle denildi:"Hasat, çoğunlukla işçiler tarafından elle toplanarak yapılıyor. Alternatif ürünlerde bu maliyet kısmen daha düşük. Üretim maliyetinin artması, verim düşüklüğü nedeniyle Türkiye‘deki üreticiler dünya fiyatları ile yarışamıyor. Üretici tercihini makinalı hasat yapılan ürünlerden yana kullanıyor. Tarımda uygulanan yanlış politika ve yüksek maliyetler nedeniyle daha az zahmetli, maliyeti düşük, insan işgücüne daha az gereksinim duyulan ürünlere yöneliş var. Bu durum baklagillerin üretimi açısından gelecekte de büyük bir tehlikeye işaret.

DEVLET VE TOHUMCULAR BAKLAGİLE İLGİSİZ
Kaliteli ve verimli tohum kullanımı yok denecek kadar düşük. Devlet ve tohumculuk firmaları baklagillerin üretimine ilgisiz. Bu yüzden kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Çok düşük miktarlar karşısında da üretici kendi yetiştirdiği üründen tohumluk ayırıyor. Bu da verim düşüklüğüne neden oluyor. Baklagil üretiminin iklim koşullarına büyük ölçüde bağlı olması sorun oluşturuyor. Son yıllarda çok tekrarlanan kuraklık en çok baklagillerin üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye'de iklimsel verilere ilişkin öngörüler kısa süreleri kapsadığından, üreticilere gelecekte yapılacak yönlendirmeler söz konusu olmuyor."

TÜRKİYE SORUNLARLA BOĞUŞURKEN KANADA VE ABD UÇTU
Türkiye'nin, baklagillerin üretiminde sorunlar ve darboğazlarla uğraşırken; Kanada, ABD ve Avustralya'nın, 1990'lı yıllardan sonra baklagillerin üretimine büyük önem verdiği vurgulanan ZMO değerlendirmesinde, "Bu ürünlerde araştırma çalışmalarına büyük kaynaklar aktararak altyapı oluşturdu. Elde edilen bulguları üretime aktarıp üretim ve ihracatlarını arttırdı. Türkiye‘de kuru tarım alanlarında daha çok eski toprak işleme teknikleri uygulanmakta, sulu koşullarda ise bölgeden bölgeye, hatta çiftçiden çiftçiye değişen uygulamalar yapılmakta. Böylece, toprak işleme, ekim zamanı ve sıklığı, sulama, gübreleme, hastalıklarla savaşım ve hasat–harman gibi yetiştirme tekniği uygulamalarında yetersiz kalıyor. Bu nedenle birim alan verimi düşerken, üretim maliyeti artıyor" görüşüne yer verildi.

BAKLİYAT ÜRETİMİNİN ARTMASI İÇİN NELER YAPILMALI
Bakliyat üretiminin arttırılması için yapılması gerekenlere de yer verilen ZMO değerlendirmesinde, şu öneriler dile getirildi:
"Öncelikle mazot, gübre, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları kontrol altında bulundurulmalıdır. Hastalık ve zararlılara dayanıklı, makineli hasada uygun, kaliteli, yüksek verimli, yerli tüketicilerin ve dış pazarın isteğine uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Yerel çeşitlerin sürdürülmesi ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bakliyat ekim alanlarının genişletilmesi için  'Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi' yeniden başlatılmalıdır.  
                                                                                                              BAKANLIK DESTEĞİ UZUN VADEDE YETERSİZ KALACAK
Hasat döneminde bakliyat ithalatına izin verilmemelidir. Hasattan sonra çiftçinin ürününü satın alıp pazarlayacak müdahale kuruluşları oluşturulmalıdır. Ve son olarak, baklagil üretiminde yaşanan sorunları gören Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiftçiyi bakliyat üretimine teşvik etmek için 2015 yılında prim desteklerini yüzde 100, 2016 yılında ise yüzde 50 oranında arttırarak kilogram başına desteği 30 kuruşa çıkardı. Bu durum bakliyat üretimini kısmen arttırabilir. Ancak uzun vadede, sorunların çözümlenmesine katkısı yetersiz kalacaktır."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.