Bu Bakanlar mizahçıları aç bırakacak!

Türkiye’nin ormanlarını, sularını ve çevresini bu bakanlardan kim koruyacak?

Bu Bakanlar mizahçıları aç bırakacak!

Yusuf Yavuz

AKP’nin Bakanları mizahçıları aç bırakacak. Öldürülen leoparın postu önünde poz veren Bakan Eroğlu “yaban hayatını koruyoruz” diyerek mizahçılara rahmet okuturken, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce ise kimsenin Müslümanlara çevreciliği öğretmeye kalkmaması ve çevrecilik edebiyatı yapmaması gerektiğini dile getirerek, “Biz Kalü Bela’dan beri çevreciyiz. Çevreyle ilgili kimsenin bizden daha iddialı olması mümkün değil" diye konuştu.


Türk mizahı zor günler geçiriyor!

Nasreddin Hoca’dan Aziz Nesin’e uzanan süreçte onlarca deha yetiştiren Türk mizahi zor günler geçiriyor. Bunun nedeni ise ne mizahçılar üzerindeki baskılar ne de toplumsal çarpıklıkların sona ermesi. Gezi olaylarıyla birlikte tavan yapan ve gençlik enerjisi taşıyan muhalif mizahı bir yana bırakırsak Türk mizahçılar yaşananlardan mizah üretmekte bir hayli zorlanıyor. Çünkü siyasi gündemi iyice toz duman olan Türkiye’de Başbakan’ından ilçe başkanına AKP’li siyasilerin akılları zorlayan görüş ve açıklamaları siyasi mizahın nal toplamasını sağlıyor.

Eroğlu ve Güllüce’den şaka gibi sözler
Yaşananlardan mizah üretmenin geride kaldığı Türkiye’de, bizzat mizahı yaşar olduk. Türkiye’nin ormanları ve sularıyla Avrupa kıtasından daha zengin olan biyolojik zenginliğinin emanet edildiği Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile bu emanetlere halel gelmesin diye koruması gereken çiçeği burnunda Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin son iki gündür yaptıkları açıklamalar mizahçıların bile akıllarını zorlayacak türden. Zira pek çok siyasinin ağzından çıkan açıklamalar duyanlara “şaka gibi” dedirtecek türden.
Sözü daha fazla uzatmadan, once açıklamalarıyla doğrudan mizah yapmak konusunda oldukça mahir olan Bakan Eroğlu’nun sözlerine kulak verelim, ardından da Başbakan Erdoğan’a yönelik zehir zemberek açıklamalar yaparak istifa eden öncülü Erdoğan Bayraktar’ın ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koltuğuna oturan İdris Güllüce’nin açıklamalarını okuyalım…

Bakan Eroğlu: 'Türkiye sulak alanların farkında'
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle Ankara’da düzenlenen çalıştaya katılan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, burada yaptığı konuşmada, sulak alanların önemine işaret ederek “135 tane uluslararası ehemmiyete haiz sulak alan bulunması, bunlardan 14'ünün RAMSAR Sözleşmesine uygun yönetilmesi Türkiye'de sulak alanların öneminin farkında olunduğunun ve korunduğunun çok açık göstergesi” dedi.
Ancak Bakan Eroğlu’nun sözlerinin aksine uzmanlar hatalı politikalar sonucu son kırk yılda Türkiye’deki 40 gölün kuruduğunu söylüyor.

‘Sultan Sazlığı’na su getirdik, yoksa kuruyacaktı’

Sulak alanların, ormanların ve korunan alanların arttığını öne süren Bakan Eroğlu, bunu gururla anlattığının altını çizerek, Kayseri’de bulunan Sultansazlığı’nda muhteşem bir çalışma yaptıklarını söyledi: “Zamantı Irmağı'ndan iletim hatlarıyla birlikte yaklaşık 20 kilometre mesafeden Sultansazlığı’na su getirdik. Bu büyük bir mutluluk, yoksa kuruyacaktı.”

‘Akdeniz’e boşa akan suları bu tarafa yönlendirmemiz lazım'
Türkiye su zengini bir ülke olmadığını da söyleyen Bakan Eroğlu, “Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de zaman zaman kuraklıklar ortaya çıkıyor. Sadece yağışın bol olduğu yıllarda değil kurak yıllarda da bu sulak alanları korumak için gerekli her türlü tedbiri almamız lazım. Bunu yapacak tecrübe, gayret ve heyecana sahibiz. Seyfe ile ilgili de büyük bir çalışma yaptık. Beyşehir Gölü de büyük bir risk altındaydı. Teknik üniversiteden hocam Prof. Dr. Yılmaz Muslu, Beyşehirli. Bana 'Beyşehir Gölü'nü sana emanet ediyorum' dedi. Benim üzerime öyle bir yük bindi ki. Kendisi vefat etti. Biz Beyşehir Gölü'nü nasıl kurtaracağız? Mutlaka başka havzadan su getirmemiz lazım. Akdeniz'e boşa akan suları bu tarafa yönlendirmemiz lazım. Bunun için Beyşehir'in güneyinde Derebucak civarında bir baraj inşa ettik. Arada tabii dağ var. Dağı delmek suretiyle bu suyu Beyşehir Gölü'ne aktardık. Göle yılda 180 milyon metreküp su akıyor. Beyşehir Gölü'nde muazzam bir dönüşüm başladı” dedi.

Ancak Bakan Eroğlu’nun sözünü ettiği havzalar arası su transferi ekolojik felaket olarak görülürken, gölleri besleyen alanlara gölet yapılmasının, göllerin kurumasındaki en büyük etkenlerden biri olduğu belirtiliyor.

Vurulan leoparın önünde 'yaban hayatını koruyoruz' dedi.
Konuşmasının ardından “Yaban Hayatı” konulu fotoğraf sergisini açan Bakan Eroğlu’nun buradaki sözleri de oldukça ilginçti. Geçtiğimiz yıl Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde bir çoban tarafından vurularak öldürülen ve daha sonra içi doldurularak çalıştayın düzenlendiği otelde sergilenen leoparı inceleyen Bakan Eroğlu, söz konusu canlının neslinin tükendiğinin sanıldığını belirterek, “Vurulduktan sonra biz bunun tahnitini yaptırdık. Gerçekten güzel oldu. Şimdi bunu eğitim maksadıyla sergileyeceğiz. Bizim aracımız var. Bazı illere götürerek vatandaşlara göstermek istiyoruz. Bu türün hala Anadolu'da var olduğunu ispatlayan bir hayvan. İran'dan da gelmiş olabilir. Şu anda arkadaşlarımız inceliyor” diye konuştu.

‘Kimse müslümanlara çevreciliği öğretmeye kalkmasın'
Yolsuzluk operasyonlarının ardından istifa ederek Başbakan Erdoğan’a yönelik zehir zemberek açıklamalarda bulunan Erdoğan Bayraktar’ın koltuğuna oturan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin hedefinde ise çevreciler vardı. İstanbul Topkapı’daki Eresin Hotel’de, Mimar ve Mühendisler Grubu'nun toplantısında konuşan Bakan Güllüce, mizah literatürüne girecek türden ifadeler kullandı. Çevre’nin Müslümanların öz be öz, anasının ak sütü kadar helal, kendi malları olduğunu söyleyen Bakan Güllüce, “Kimse Müslümanlara, Türkiye'deki insanlara ne çevreciliği öğretmeye kalksın, ne de çevrecilik edebiyatı yapsın. Biz Kalu Beladan beri çevreciyiz. Çevreyle ilgili kimsenin bizden daha iddialı olması mümkün değil” diye konuştu.

‘Kanadalılar, İsviçreliler daha mı az çevreci?’

Bazı ülkelerin, özellikle Türkiye gibi gelişmekte, gelişmemiş ya da kendilerine rakip gördükleri ülkelerde çevre bilinci ve şuurunu, oranın gelişmesiyle ilgili bir kırbaç olarak kullandığını iddia eden Bakan Güllüce, “O ülkeler kendilerini geliştirmeyle ilgili hangi projeyi atarsa atsın, eğer öbürleri o ülkenin ilerlemesini, o noktaya sahip olmamasını istiyorsa, hemen bu enstrümanı kullanıyor ve o projeyi engellemeye çalışıyor. Rahmetli Menderes nükleer santralle ilgili talimat vermiş. Ondan sonra gelen bütün hükümetler de 'evet' demişler. Fakat 'yapalım' diye inceden bir ses çıkar çıkmaz, 'nasıl yaparsınız' diye bir ses çıkınca, 'yok canım vazgeçtik' deyip herkes durmuş. Yani hepsi bir kere 'yapalım' demişler. Bu hükümet, 'nasıl yaparsınız' bağırtısına rağmen 'yapacağız' dedi. Tabi çeşitli sorular sormak lazım. Fransızlar bizden daha mı az çevreci. Kanadalılar, Almanlar, İsviçreliler daha mı az çevreci? Oralarda niye oluyor? Bu bizde niye olmasın? Bir ülke, nükleer santrale ulaşırsa daha sonra da nükleer enerjiyi de bilen, kontrol eden bir ülke olursa, bu ülke hele de Müslüman ülkeyse başka sıkıntılar oluşturur diye mi korkup da karşı çıkıyorsun gibi soruları çoğaltabiliriz” görüşünü dile getirdi.

ulusalkanal.com.tr



banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.