Bu kuş yılda 40 milyon dolar kazandırıyor!

Bu kuş yılda 40 milyon dolar kazandırıyor!

Türkiye’de doğal olarak yetişen kestane ağaçları, pek çok bölgede halkın önemli bir geçim kaynağını oluşturuyor. Kayıngiller ailesinin bir türü olan ‘castanea’ ağacı, Anadolu’nun çoğu bölgesinde doğal olarak yetişiyor. Eskilerin deyimiyle, ‘Hüda-i nabit’ bir ağaç olan kestanenin de tıpkı meşe, ceviz ve benzeri türlerde olduğu gibi pek bilinmeyen bir bahçıvanı var aslında: Alakarga! Hasat dönemi başlayan kestane meyvelerinden Türkiye yılda yaklaşık 40 milyon dolar ihracat geliri elde ediyor. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “iklim ve toprak özelliklerimiz kestane üretimine çok uygun. Yıllık 63 bin tondan çok daha fazla kestane üretimi yapmamız mümkün” görüşünü dile getirdi.

Oldukça değerli bir ağaç olan kestanenin Anadolu’nun hemen her yöresinde yetişmesine aracılık eden alakarga, hemen her bölgede farklı bir isimle anılıyor. Toroslarda ‘Falak’ diye anılan, kurnazlığıyla ünlü bu kuşa, Karadeniz’de ‘Çiha’ adını vermişler. Rize ve çevresinin doğasının korunması için yıllardır mücadele eden Nevzat Özer, tilkinin ağzından peyniri alacak kadar kurnaz olan Çiha’nın altın, gümüş, anahtar ya da parlak metal eşyaları da kaçırdığına dair pek çok rivayet anlatıldığını söyleyerek, “Siz siz olun balkonda, bahçe masasında bunları bırakmaya kalkmayın” diye uyarıyor.

 

KESTANE ÇİHA’YI BESLER, ÇİHA DA KESTANE TOHUMUNU TOPRAĞA GÖMER
Ancak Nevzat Özer’in Çiha’nın hünerleri hakkında anlattığı başka ve çok daha önemli şeyler de var: “Çiha ile kestane arasında çok özel bir dostluk vardır. Kestane Çiha’yı besler, Çiha da kestanenin tohumlarını kimseye göstermeden toprağa gömer. Acıktıkça bazılarını yer ama çoğu toprakta kalır. İlkyaz geldiğinde o kestaneler sürer; narin, ince sürgünler verir. Onun adı ‘fitrika’dır. Doğu Karadeniz'de genç kızlara, uzun, yakışıklı delikanlılara onun adı verilir. O narin, körpe, yumuşak, kırılgan sürgünlerin altında öyle bir kazık kök vardır ki kimse fitrikaları o topraktan ayıramaz. Onlar büyüyecek dev ağaçlar olacaktır. Kökleriyle en sarp zor yamaçları kuşatacak, çiçekleriyle şifa kaynağı balları üretecek, meyveleri ile hem Çiha'yı hem de çocukları mutlu edecek. Bir gün bu ağaçları orman dışına çıkaran, onu odun, kereste gören bir yasa çıkacak. Kimse sormayacak Çiha’ya, ‘sen ne diyorsun?’ diye.”

EKOLOJİK ZENGİNLİĞİN EKONOMİYE KATKISI GÖZARDI EDİLİYOR
Ekolojik ve doğal varlıkların ülke ekonomisine yaptığı katkılara küçük bir örnek olan alakarga ve kestane ağacının ekolojik ilişkisini, incir ve incirkuşu, ardıç ve ardıçkuşu gibi türlerde de görmek mümkün. Ancak ancak ‘gelişmişlik’ uğruna girişilen pek çok yanlış projenin yarattığı tahribat, bu ekolojik zincirin kopmasına, giderek de yok olmasına yol açması, bu alandaki politikaların gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Enerji, madencilik, otoyol, köprü ve benzeri kısa ömürlü projelerde, ‘kamu yararı’ gerekçesiyle kolayca gözden çıkarılan doğal varlıkların çok daha uzun süreli yararlar sağladığı gerçeğine çarpıcı bir örnek olan kestane ağacında, bir kuş türünün ekonomiye yaptığı dolaylı katkı da gözler önüne seriliyor.

TÜRKİYE KESTANE ÜRETİMİNDE DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ
Hasadı süren kestane konusunda bilgiler veren Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ise Çin’in tek hakim olduğunu kestane üretiminde, Türkiye’nin dünya üçüncülüğünü sürdürdüğünü söylüyor. 2008 yılında 55 bin 385 ton olan, 2014 yılında ise 63 bin 762 tona yükselen kestane üretiminin, bu yıl yüzde 0,9 azalmayla 63 bin 173 tona inmesinin beklendiği bilgisini veren Bayraktar, 2 milyon tonun üzerinde olan kestane üretiminde, 1 milyon 650 milyon ton üretim yapan Çin’in yüzde 82,1 oranla ilk sırada olduğunu dile getirdi. 67 bin tonluk üretim yapan Güney Kore’nin ardından 63 bin ton kestane üretimiyle Türkiye’nin dünya üçünsücü olduğunun altını çizen Bayraktar, üretimin Doğu Karadeniz’de gürgen, kızılağaç gibi ağaçlarla karışık olarak nadiren de saf kestane toplulukları şeklinde yapıldığını, batıya doğru ise küçük gruplar halinde bol miktarda kestaneliklere rastlandığı bilgisini verdi.

 

40 MİLYON DOLARIN ÜZERİNDEKİ İHRACATI ARTIRMAK MÜMKÜN
Kestane üretiminde yüzde 70 payla Ege Bölgesi’nin ilk sırayı aldığını kaydeden Bayraktar, 20 bin 989 tonla Aydın’ın birinciliği üstlendiği üretimde bu ilimizi Kastamonu, İzmir ve Sinop’un izlediğini dile getirdi. Kestanede üretimdeki sınırlı yükselişe karşın son 6 yıldır ihracatın da sürekli arttığına dikkati çeken Bayraktar, 2009 yılında 4,9 milyon dolar olan ihracatın 2014 yılında 40,2 milyon dolara çıktığını, ithalatın da 0,37 milyon dolardan 0,4 milyon dolara yükseldiğini belirterek, “40 milyon doların üzerinde ihracat yapılan kestanede üretim hızla artırılabilir. Ülkemizin iklim ve toprak özellikleri bunu mümkün kılıyor. Tamamen doğal şartlarda üretilen kestanede, kapama bahçecilik yaygınlaştırılmalıdır. Üretim artışı için modern üretime geçilmelidir” çağrısında bulundu.

İLAÇ VE GÜBRESİZ YETİŞEN KESTANE ÇOCUK MAMASINDA KULLANILIYOR
Türkiye’de kestanenin, tamamen doğal şartlar altında yetiştirildiğini ve hiçbir şekilde tarımsal ilaç ve suni gübre kullanılmadığının altını çizen Bayraktar, “Başta nişasta ve şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitaminleri dolayısıyla kestanenin, besin içeriği zengindir. Tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmesi nedeniyle, beslenme diyetlerinde hatta çocuk mamalarında kullanılmaktadır” bilgisini verdi.

‘POTANSİYEL VAR, KAPAMA BAHÇE KURULMASI DESTEKLENMELİ’
Meyvesinin yanı sıra ağacıyla da önemli bir ekonomik değer olan kestanede markalaşmaya önem verilerek modern ürün işleme tesisleri kurulması gerektiğinin de altını çizen Bayraktar, “Tanıtım yapılır, üreticinin yetiştiricilik ve pazarlama konusundaki bilgi eksikliği giderilir ve kapama bahçelerin kurulması desteklenirse kestanede üretim de ihracat da artar. Bunun olmaması için bir sebep yok. Ülkemizin potansiyeli var” görüşünü dile getirdi.

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ertuğrul - 1 yıl önce
Çok güzel bir yazı