banner863

Dünyanın en güzel kumsalını koruyamadık!

Dünyanın en güzel kumsallarından biri olarak gösterilen Antalya Patara’daki betonlaşma Türkiye’yi uluslararası koruma kuruluşları nezdinde zora soktu.

Dünyanın en güzel kumsalını koruyamadık!

 Yusuf Yavuz
Akdeniz’in en iyi korunmuş kumsallarından biri olan Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Patara’da, koruma imar planı çerçevesinde yapımına izin verilen villalar Türkiye’yi uluslararası koruma örgütleri nezdinde zora soktu. Caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının yaşam alanı olan kumsaldaki sorunları yıllardır yakında izleyen MEDASSET’in başvurusuyla Türkiye’ye gelen Bern Konvansiyonu heyeti, Patara’da toplantı düzenledi. Yerel sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra konuyla ilgili uzmanların ve akademisyenlerin katıldığı toplantının ardından hazırlanacak olan tavsiye raporu, Türk yetkililere iletilecek. Türkiye’nin de imza koyduğu Bern Sözleşmesi, yaban hayatın korunması ve devamlılığı konusunda ülkelere çeşitli tavsiyeler ve yaptırımlar uyguluyor.

BERN KONVANSİYONU YETKİLİLERİ PATARA’DA TOPLANDI
Antalya'nın Kaş ilçesindeki Patara antik kentinin de içinde bulunduğu Gelemiş köyünde ‘ikinci konut’ olarak inşa edilen villalar, dünyanın önde gelen koruma örgütlerinden olan Uluslararası Akdeniz Deniz Kaplumbağaları Koruma Birliği’nin (MEDASSET) girişimleriyle Bern Konvansiyonu’na taşındı. Üç ayrı koruma statüsü bulunan alanda 1988 yılından bu yana koruma kampanyası yürüten MEDASSET, 2014 yılına ilişkin hazırladığı raporda, Patara kumsalında yapılan usulsüz plaj işletmesinin yanı sıra yazlık konut inşaatları, orman yangınları ve insan baskısının alanı tehdit ettiği belirtilerek Türk yetkililerin konuyla ilgili önlem almalarını istemişti. Fethiye Çalış Plajı ile Patara’daki sorunlar hakkında Bern Sözleşmesi Daimi Komitesi’ne başvuran MEDASSET’in girişimlerinin ardından Türkiye’ye gelen Bern Konvansiyonu heyeti Patara’da yapılan incelemelerin ardından bir toplantı düzenledi.

‘PATARA’NIN KORUNMASI İÇİN ZORLU SÜREÇLERDEN GEÇİLDİ’
Bern Konvansiyonu ve MEDASSET yetkililerinin yanı sıra Kaş’taki sivil toplum örgütü temsilcileriyle konuyla ilgili uzmanlar ve akademisyenlerin katıldığı toplantıda, carettaların yaşam alanı olan kumsalı ve yaban hayatını tehdit eden yapılaşmalar ve insan kaynaklı sorunlar tartışıldı. Daha önce Patara’nın koruma amaçlı imar planını hazırlayan Prof. Dr. Mehmet Tunçer’in de katıldığı toplantıda konuşan Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Ozan, Patara Havzası’nın son derece hassas ve özel bir ekosistemi barındırdığına dikkati çekerek, alanın bütüncül biçimde korunması için neredeyse ömre bedel, uzun ve zorlu süreçlerden geçildiğinin altını çizerek şunları dile getirdi:

‘KORUMA PLANI SESSİZ SEDASIZ ONAYLANDI, İKİ YIL SONRA ÖĞRENDİK’
“1990 yılında Havza’nın bu gerekçe ile Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) ilan edilmesi, ilgili çevrelerce son derece sevindirici ve umut verici bir karar olarak karşılandı. Ne var ki, Gelemiş Köyü ile kooperatifler alanında ÖÇK kriterlerinin yaşama geçirilmesine yönelik yaşanan ‘sorunlu, karmaşık ve zorlu’ süreç de akabinde başladı. ÖÇK bölgesi ilan edilmesinden sonra bugün tartıştığımız söz konusu kooperatiflerin ve bazı yapıların inşaat izinleri iptal edilmişti. Kaçak yapılarla ilgili işlemler de söz konusuydu. Daha sonra da yönetim planı, 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planları 1996-1998 yılları arasında tamamlanmış, 2000 yılında onaylanmıştı. Ancak biz yereldeki sosyal dokuyla birlikte sürdürülebilir korumayı gözeten bu kapsamlı planlar doğrultusunda bölgenin düzenlenmesini ve gelişmesini beklerken, 2008 yılında 1/1000 Ölçekli Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, revizyon adı altında sessiz sedasız değiştirilip onaylandı. Sessiz sedasız diyorum çünkü dernek ve vatandaşlar olarak uygulama planının revize edildiğini yaklaşık iki yıl sonra, basına yansıyan kooperatiflere ait ‘400 (+350) villa’ haberiyle öğrendik!”

VİLLA KOOPERATİFİNİN 100 METRE UZAĞINDA ANTİK KALINTILAR
Temelleri 2010’da atılan Patara’daki ‘Özlenen Deniz Evleri Kooperatifi’ne ait 27 villanın yükseleceği alanı görmek için bölgeye gittiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını anlatan Ozan, “İnşaat alanı, kumullara ve Patara arkeolojik kazı ekibince de işaretlenmiş bazı antik kalıntılara yaklaşık yüz metre uzaklıktaydı. Bu da bize tehdidin boyutunu göstermeye yetti” diye konuştu.

KÜLTÜR MİRASININ ÜZERİNDE 3 AYRI KOOPERATİF KURULDU
Patara’daki Yeni Hitit Yapı Kooperatifi’ne ait 122 villalık konut projesinin 2014’te onaylanarak inşaat faaliyetine başlandığını kaydeden Ozan, “20 yıl önce bu kooperatif evlerinin temelleri açılırken antik kalıntılar ortaya çıkmış ve tahrip edilmişti. Kumko Kooperatifi de, keza 2014’den bu yana 150 konutluk inşaat çalışmalarını sürdürmektedir. Oysa bu kooperatif arsalarının bulunduğu alanların, bizim de halen savunduğumuz gibi, ilk planda, 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsünden 1. dereceye çıkarılması öngörülmüştü” dedi.

‘ESKİ PATARA PLANI BETONLAŞMAYA İZİN VERMİYORDU’
Geçmişte Patara için hazırlanan koruma amaçlı imar planında alanın çevre değerleri ve ekosistemiyle bir bütün halinde korunabilmesi için bölgenin Milli Park kapsamına alınmasının önerildiğini dile getiren Ozan, “Bu ikinci konut alanlarında önerilen soft turizmin (eko-turizm), 2000’de onaylanmış Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı (1/1000), III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Plan Notları 3’te kesin bir şekilde ifade edildiğini bir kez daha hatırlamakta yarar var. Buna göre, ‘Bu alanlarda ancak çadırlı veya sökülüp takılabilir bungalov yatak üniteleri olan kamping ve mokamp türü konaklama ve lokanta, gazino, kır kahvesi vb, yeme-içme, diskotek vb, eğlence günübirlik tesisleri yer alabilir. Bunun dışında, II. konut, pansiyon, konut, otel-motel, apart otel, tatil köyü vb hiçbir konaklama tesisi yer alamaz’ ifadelerine yer verilmişti” bilgisini verdi.

‘ARKEOLOJİK SİT ALANINDA YAPILAŞMA İZNİ TARİHİ HATA’
Bern Sözleşmesi’ne göre tehlike altındaki habitatlar listesinde olan kumulların yanı sıra pek çok bitki ve canlı türüne ev sahipliği yapan Patara’da antik kent sınırları dışındaki alanlara yayılmış kalıntılara rağmen dönemin Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun kooperatif inşaatlarına izin vermesinin tarihi bir hata olduğunun altını çizen Ozan, “Bu alanlarda yapılaşmaya onay verilmesi yerine, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsüne çıkarılması yönünde karar alınması gerekirdi” görüşünü dile getirdi.

KAŞ VE ÇEVRESİNDE FÜTURSUZ YAĞMACILIK SÜRÜYOR
Dernek ve Kaş Çevre Platformu olarak yalnızca Patara’da değil, pek çok alanda mücadele vermeye çalıştıklarını dile getiren Ozan, “Bugüne kadar kıyıları, denizsel ve karasal doğası diğer yerlere göre daha iyi korunagelmiş Kaş ve çevresi şu süreçte yeni düzenlemelerden dolayı ciddi tehdit altına girmiş bulunmaktadır. Fütursuzca açılan mermer, taş ocakları, HES’lerle birlikte, yaşadığımız beldeler, kıyılar ve vadiler bizim bile erişemeyeceğimiz hızda ve yoğunluktaki rantsal projelerle doğal ve kültürel varlıklarını yitirmeye başlamıştır. İleriye yönelik planlananları saymıyorum bile. Dolayısıyla üzerimizde hali hazırda, resmi olarak da soruşturduğumuz, takip ettiğimiz ve dava açacağımız birçok uygulama, proje, çevre düzeni planları, vs bulunmaktadır” dedi.

PATARA’DA ŞİMDİ NE OLACAK?
Dünyanın gözleri üzerinde olan Patara’daki yazlık amaçlı villa onayı, uluslararası çevre örgütlerini ayağa kaldırınca MEDASSET Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yazılı başvuru yaparak önlem alınmasını talep etmiş, ardından da Türkiye’yi Bern Konvansiyonu’na şikayet etmişti. MEDASSET’e yanıt veren Kültür ve Turizm Bakanlığı ise ‘endişeye gerek yok, her şey yasal’ şeklinde görüş bildirmişti. Bu sürecin ardından Bern Konvansiyonu Daimi Komitesi’nden bir heyetin konuyla ilgili çalışma başlatması önemli bir adım olarak görülüyor. Patara’da gerçekleşen toplantıdan çıkacak olan sonuçların, önümüzdeki günlerde tavsiye kararları biçiminde Türk hükümetine iletilmesi bekleniyor.



ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.