El koyma yetkisini Danıştay iptal etti!

AKP'nin getirdiği 'yangından mal kaçırma' düzenlemesini Danıştay iptal etti...

El koyma yetkisini Danıştay iptal etti!

Yusuf Yavuz

EPDK ve TOKİ’yi ‘Acele Kamulaştırma’ konusunda yetkili kılan Bakanlar Kurulu Kararının, önce yürütmesini durduran, ardından da iptal eden Danıştay; bu kez de hem EPDK’nın geri çektiği kamulaştırmayı, hem de konuyla ilgili Bakanlar Kurulu Kararını yeniden iptal etti. Elazığlı bir yurttaşın acele kamulaştırmaya karşı açtığı ve iptalle sonuçlanan davanın avukatı Mehmet Horuş, Danıştay kararına sevinmek için acele edilmemesi gerektiğini söyledi.


TÜRKİYE ACELE KAMULAŞTIRMA HUKUKUNU TARTIŞIYOR
Bakanlar Kurulu’nun, HES projeleri için aldığı ‘acele kamulaştırma’ kararları neredeyse arapsaçına döndü. Bir yandan köylüler ve yaşam savunucuları doğal yaşam alanlarını korumak için demokratik ve hukuksal mücadelelerini sürdürürken, diğer yandan HES’lere karşı mücadelenin önünü kesmek için çalışan Bakanlar Kurulu, yargı kararlarına karşın ‘acele kamulaştırma kararları’ almaya devam ediyor. Bakanlar Kurulu’nun, HES projeleri başta olmak üzere çeşitli enerji projeleri hakkında ‘acele kamulaştırma yetkisini’ Enerji Piyasasını Düzenleme Kurulu (EPDK), DSİ ve TOKİ’ye devretmesine tepkiler devam ediyor, hukuksal tartışmalar ise sürüyor.

DOĞRUDAN EL KOYMA SAVAŞ HUKUKU SAYILIYOR

Danıştay 6. Dairesi, Bakanlar Kurulu’nun acele kamulaştırma yetkisini başka kurumlara devredemeyeceğine hükmederek, 2004 yılında bu yönde alınan Bakanlar Kurulu Kararını 19 Haziran 2013'te iptal etti. Danıştay, 25 Aralık 2013 tarihinde aldığı ikinci bir kararla aynı aynı düzenlemeyi bir kez daha iptal etmesiyle de EPDK'nın 2004’ten bu yana yaptığı ‘acele kamulaştırmalar’ da hukuki dayanağını yitirdi. Bakanlar Kurulu, ilk iptal kararının ardından, söz konusu arazilere ‘doğrudan el koyma’ anlamına gelen, parsel numaraları ve açıkça adresleri belirtilerek kamulaştırma kararları veriyor; bu uygulama, ‘savaş hukuku’ olarak yorumlanıyordu.

11 YURTTAŞ ACELE KAMULAŞTIRMAYA KARŞI DAVA AÇTI
Ordu'nun Fatsa ve Çamaş ilçelerinde Bolaman Vadisi'nde yapılması planlaman Atilla 1-2 Regülatörleri ve HES projesi için, EPDK tarafından 16 Şubat 2011 tarihinde alınan 3255-12 sayılı 'acele kamulaştırma' kararına karşı 11 yurttaş dava açtı. Davada, hem EPDK kararının ve hem de Bakanlar Kurulu’nun yetkilerini EPDK’ya devrettiği 2004’deki karanın iptali istendi.

DANIŞTAY, 'HUKUKA UYGUNLUĞU YOK' DEDİ
Danıştay 6. Dairesi’nin 25 Aralık 2013'te karara bağladığı davanın kararında görüşlerine yer verilen Danıştay Tetkik Hakimi Mehmet Sıtkı Çelik, Çelik, bu şekilde genel nitelikte bir karar alınmasının mümkün olmadığını, bunun hukuka uygunluğunun bulunmadığını söyleyerek, Bakanlar Kurulu kararı ve buna dayanılarak tesis edilen işlemlerin iptal edilmesi gerektiğini belirtti.

'ACELELİK HALİ SOMUT OLARAK BELİRLENMEMİŞ'

Kararın gerekçe bölümünde ise ‘acele kamulaştırma’ karanının ‘milli müdafaa' gibi özel durumlar için uygulandığı, karar alınırken acelelik durumunun somut olarak ortaya konulması gerektiğine vurgu yapılarak, "acelelik halinin somut olarak belirlenmediği, genel çerçevesinin çizilmediği, Bakanlar Kurulu'na tanınan yetkinin başka makamlarca kullanılmasına olanak sağladığı, mülkiyet hakkının kullanılması konusunda belirsizlik yaratıldığı, mülkiyet hakkı ile sınırlandırılması arasındaki dengenin neden gösterilmeyerek bozulduğu" ifadelerine de yer verilmesi dikkat çekti.

'EPDK ACELE KAMULAŞTIRMA HÜKMÜNÜ UYGULAYAMAZ'
Danıştay’ın son kararını değerlendiren ve aynı zamanda davanın da avukatı olan Alp Tekin Ocak, bu kararın EPDK tarafından yapılan tüm kamulaştırma işlemlerini bağladığını belirterek, "Bakanlar Kurulu, 2004'te aldığı kararla yetkisini devretti ve o tarihten sonra tekrar tekrar aynı kararı almıyor. Danıştay'ın iptal kararı Bakanlar Kurulu'nun 2004'te aldığı kararların yok sayılması anlamına geliyor. Böylece Bakanlar Kurulu'nun genel düzenleyici kararı iptal edilmiş oldu. Artık EPDK hiç bir kamulaştırma işleminde ‘acele kamulaştırma’ hükmünü uygulayamaz" görüşünü dile getirdi.
EPDK tarafından acele kamulaştırma yapılan her ilde en az 30 proje olduğunu belirten Ocak, 2004'ten sonra yapılan tüm işlemlerin hukuki olarak dayanağının kalmadığını da sözlerine ekledi.

ELAZIĞ'DA DA DAVA AÇILMIŞTI

Daha önce Elazığ ile Tunceli sınırlarında yer alan Peri Vadisi’nde kurulması planlanan Pembelik Barajı ve HES projesi için EPDK’nın, Bakanlar Kurulu yetkisini kullanarak aldığı, ‘acele kamulaştırma’ kararına karşı yöre köylülerinden Hasan Akyol tarafından açılan ve Danıştay'ın iptaliyle sonuçlanan davanın avukatı Mehmet Horuş ise, Danıştay'ın daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile zaten EPDK’nın ‘acele kamulaştırma’ yapması da engellenmiş olduğuna işaret eden Horuş, bu durum karşısında Bakanlar Kurulu’nun, HES projelerinin önünü açmak için, HES projelerinin bulunduğu bölgelerdeki arazilere doğrudan el koymaya başladığını kaydetti.

DANIŞTAY'IN 'SAVAŞ HUKUKU' VURGUSU

Söz konusu yetki devriyle EPDK'nın istediği yere doğrudan el koyduğuna dikkat çeken Horuş, "EPDK kararları sadece yerel gazetelerde yayımlanıyordu. Şimdi, Bakanlar Kurulu'nun bu ‘yetki devrini’ iptal ettirdiğimiz için Bakanlar Kurulu kendisi doğrudan el koymaya başladı. Bu yüzden, son yıllarda sinsice devam eden uygulamalar Bakanlar Kurulu kararlarının Resmi Gazetede yayımlanma zorunluluğu nedeniyle aleniyet kazandı. Durumun vahameti gizlenemez oldu. Bakanlar Kurulu bu şekilde, Danıştay'ın ‘yürütmeyi durdurma’ kararının sadece ‘yetki devri’ nedeniyle ‘usulden’ verilmiş bir karar olduğunu varsayıyor. Oysa Danıştay kararında acele kamulaştırma yoluna olağanüstü hallerde başvurulabileceğinin altı çizilmiş, ‘Bu bir ‘Savaş Hukuku’ uygulamasıdır’ vurgusu yapılmıştı" diye konuştu.


'SEVİNMEK İÇİN ACELE ETMEMEK GEREK'

İptal kararına ilişkin basında çıkan iyimser değerlendirmelere rağmen sevinmek için acele etmemek gerektiğinin altını çizen Horuş, "Bakanlar Kurulu’nun aldığı 2. acele kamulaştırma kararı, hukuki geçerliliğin korumaya devam etmektedir. Yani taşınmazlarına el konulan yurttaşlar ellerindeki bu iptal kararına sevinebilecek mi? Bence sevinmek için ‘acele’ etmeye gerek yok" dedi.

ACELE KAMULAŞTIRMA YAŞAM ALANLARINA SALDIRI
Kararı değerlendiren Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Sözcüsü Ömer Şan da, söz konusu acele kamulaştırma işlemlerinde Bakanlar Kurulu’nun, ‘Milli Müdafaa Mükellefiyeti Hakkında Kanun’ doğrultusunda, ‘takdir hakkını’ kullandığını belirterek, doğal yaşam alanlarına yönelik saldırıların başında acele kamulaştırma sorununun geldiğini dile getirdi.

1939'DAN BUGÜNE ACELE KAMULAŞTIRMA YETKİSİ
Esas olarak savaş sırasında kullanılmak üzere 1939’da Bakanlar Kurulu’na verilen ‘el koyma’ yetkisi önce 1983’teki Kamulaştırma Kanunu’na girdi. Bakanlar Kurulu, 2004’te bu hakkı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK) devretti. EPDK, bu yetkiyi enerji, madencilik, doğalgaz ve petrol sektörlerinde kullanmaya başladı. Bu yöntem, daha önce Mersin ’de Özgürlük, Çilek ve Çay mahallelerinde kentsel dönüşüm amacıyla, İzmir-Efemçukuru ve Uşak-Eşme’de de siyanürlü madencilik projelerinde kullanıldı. Ayrıca Hasankeyf, Amasya-Taşova, Isparta Sütçüler, Antalya, Tunceli ve Ordu gibi illerdeki HES ve baraj projelerinde de aynı yönteme başvuruldu.







ulusalkanal.com.tr



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.