Kurdun kuşun hakkı için hukuk savaşını köylüler kazandı!

Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Burdur Gölü’nün koruma bölgesini vahşi madenciliğe açan sulak alan komisyonu kararını mahkeme durdurdu.

Kurdun kuşun hakkı için hukuk savaşını köylüler kazandı!

 Yusuf Yavuz
Son 40 yılda üçte birini kaybeden Burdur Gölü’nü vahşi madencilikten korumak yerine, gölün koruma alanını mermer ocaklarına açan Burdur Valiliği Yerel Sulak Alan Komisyonu’nun 2013 yılında aldığı kararla ilgili mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Burdurlu köylülerin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na karşı açtığı davayı gören Isparta İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak aldığı kararda, gölün koruma alanının madenciliğe açılmasının göl ekosistemine telafisi imkânsız zararlar vereceğini tespit ederek uluslararası sözleşmelere ve hukuka açıkça aykırı bulunan düzenlemenin yürütmesini durdurdu. Mahkeme kararıyla birlikte göl koruma alanındaki bölgede yeni maden ocağı açılmayacak.

Aralık 2013’de toplanan Burdur Valiliği Yerel Sulak Alan Komisyonu, daha önce gölün tampon bölgesini madencilikten koruyan Burdur Gölü Yönetim Planı’nda değişiklik yaparak, göl koruma alanının madencilik faaliyetlerine açılmasına karar verdi. Yerel komisyonun aldığı bu karar, Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından da ‘oy çokluğu’ ile onaylandı.

BURDURLU KÖYLÜLER GÖLÜ KORUMAK İÇİN HUKUK SAVAŞI BAŞLATTI
Bu karar, Türkiye’nin tarım ve hayvancılık merkezi olmasının yanında önemli göl ve sulak alanlarıyla Göller Bölgesi’nin de merkezinde yer alan Burdur ve çevresinde vahşi madencilikten korunan son alanın da yıkıma açılması anlamına geliyordu. Tarım alanları, su kaynakları, hayvancılık ve canlı yaşamının tamamını olumsuz etkileyen, geri dönüşümü olanaksız tahribatlar yaratan mermer ve taş ocakları yüzünde yaşamları adeta kâbusa dönen Burdurlu köylüler, sulak alan komisyonunun kararını yargıya taşıdı. Aralarında madenciliğe yeni açılacak olan bölgede yaşayanların da bulunduğu 18 yurttaş, Isparta İdare Mahkemesi’nde açtıkları davanın dilekçesinde, yeni açılacak mermer ocaklarının mevcut olanlarla birlikte Burdur’u yaşanmaz kılacağını belirterek kararın iptalini istediler.

MAHKEME, KOMİSYON KARARINI HUKUKA AYKIRI BULARAK DURDURDU
Köylülerin açtığı dava üzerine mahkeme, bilirkişi heyetiyle birlikte geçtiğimiz Nisan ayında Burdur Gölü koruma alanında ve havzada keşifte bulundu. Aralarında ODTÜ, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi’nde görevli bilim insanlarından oluşan kişilik bilirkişi heyeti, vahşi madenciliğin yarattığı tahribatı yerinde gördü. Bunun ardından hazırlanan kapsamlı bilirkişi raporunun ardından mahkeme, Burdur Gölü Koruma Alanı içerisinde yeni maden ocağı açılmasına izin veren sulak alan komisyonu kararının yürütmesini durdurma kararı verdi. Mahkeme, yerel sulak alan komisyonunun gölün koruma bölgesini madenciliğe açan kararının, Ramsar Sözleşmesi ve yerel mevzuat gereği sulak alanların korunması yükümlülüğüne de aykırı olduğuna hükmetti.

HAK ARAMANIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELİ YİNE HUKUKLA AŞTILAR
Yüksek yargılama giderlerinin hak aramanın önündeki en büyük engellerden biri olması Burdurlu köylüleri yıldırmadı. Bilirkişi incelemesi gerektiren benzeri davalarda mahkemelere yatırılması gereken 15-20 bin lirayı bulmakta zorlanan köylüler çoğu zaman dava açmaktan kaçınıyor. Bu durum da idari işlemlerdeki hukuksuzluğun katmerlenerek artmasına neden oluyor. Bunu göz önüne alan Burdurlu köylüler, mahkemeye yazdıkları dilekçeyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerini gerekçe göstererek, yargılama giderlerinin ileride ödemesi gereken taraftan alınması koşuluyla Hazine’den ödenmesini talep ettiler. Davacı köylülerin, ekonomik olanaklarının yeterli olmaması yanında, doğanın talan edilmesini önlemek, Burdur Gölü’nün kurumasının önüne geçmek ve gölü kendine yurt edinen hayvanların yaşayabilmesine katkı sunmak amacını taşıdığı belirtilen dilekçeyi dikkate alan mahkeme, yargılama giderlerinin Hazine’den ödenmesi talebini kabul etti.
Burdurlu köylülerin yaşam alanlarını korumak amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na karşı açtığı davada, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası ile bölgedeki kimi madencilik şirketleri de bakanlıktan yana müdahil olması dikkat çekiyor. Bakanlık ve diğer müdahil kuruluşlar savunmalarında, dava konusu işlemin usul ve yasalara uygun olduğunu öne sürerek davanın reddini talep ettiler.

MAHKEME DEVLETE SORUMLULUĞUNU HATIRLATTI
Bölge halkını sevindiren mahkemenin yürütmeyi durdurma kararında, Anayasa’nın 56. Maddesine atıfta bulunularak, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve kirliliği önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğunun altı çizilerek, “Mermer madenciliğinin bütün basamaklarında oluşan katı ve sıvı atıkların ciddi birer toprak ve yeraltı ile yerüstü su kaynaklarını kirletici potansiyele sahip olduğu, dahası bu kirleticilerin sadece ağır metal vs. olarak düşünülmemesi gerektiği, normal dozlarda gerekli olan minerallerin, tuzların ve hatta eser elementlerin vs. oranlarının değişmesi halinde stres kaynağı olabildiği, bu değişimlerin toprağı ve suyu asitleştirerek, bazikleştirerek, oksijensizleştirerek vs. sulak alanın yapısını ciddi oranda değiştirebilecek mahiyette olduğu” kaydedildi.

BÖLGEDEKİ MADENCİLİK VAHŞETİ MAHKE KARARINA GİRDİ
Mermer madenciliğinin yoğun su talebinin bilindiği kaydedilen mahkeme kararında, bu suyun yerel kaynaklardan sağlanmasının doğrudan yerüstü ile yeraltı su kaynaklarının ciddi bir oranda azalmasına, dolaylı olarak da tuzlanma ve erozyonla toprak yapısının bozulmasına sebep olacağına dikkat çekilerek, “Burdur Gölü alt havza alanında hem yüksek kotlardaki tepelerde ve hem de göl alanına oldukça yakın bölgelerde yer alan madencilik faaliyetleri olduğu, mermer madenciliğinin pek çok olumsuz çevresel ve ekolojik etkilerinin bulunduğu, hali hazırda pek çok alanda madencilik faaliyetlerinin sürdürüldüğü, bu faaliyetler neticesinde tüm olumsuz çevresel ve ekolojik etkilerin gözlemlendiği, bilirkişi keşif gezisinde de bu olumsuz etkilerin yerinde gözlemlediği ve fotoğraflandığı, bölgede aktif olan veya terk edilmiş maden sahalarından kaynaklanan pek çok düzensiz hafriyat, pasa ve atık yığınlarının görüldüğü, maden sahalarına yakın bölgelerdeki bitki ve ağaçların kuruduğu” görüşüne yer verildi.

‘MERMER ATIKLARI SULARI KİRLETİP CANLILARI ÖLDÜRÜYOR’
Maden faaliyetlerinden kaynaklanan pasa ve atık malzemeler için düzenli depolama yapılmadığı, rüzgâr ve yağış ile ince malzemelerin su kaynaklarına, göl alanına ve sulak alan bölgesine taşınması ile su kirliliğiyle canlıların ölümüne neden olduğunun altı çizilen mahkemenin yürütmeyi durdurma kararında, 2014-2018 yıllarına ilişkin Burdur Gölü Revize Yönetim Planı içerisinde mermer ve maden ocaklarının bölgenin öncelikli sorunları içinde listelendiği de vurgulanarak, özetle şu görüşlere yer verildi:

BURDUR GÖLÜ, TÜRKİYE’NİN 14 RAMSAR ALANINDAN BİRİ
“Burdur Gölü havzası, ülkemizde DSİ tarafından sınırları belirlenmiş 26 büyük havzadan biri olan Antalya Havzası'nın bir alt havzası olması niteliği taşımaktadır. Havzalar, en önemli işlevi su üretmek olan, bu nedenle suyu toplayan bu alanların hidrolojik arazi birimleridir. Alana sulak alan niteliğini veren ise bu alanın özellikleri tarafından belirlenen doğal rezervuarların yani göllerin niteliğidir. Burdur Gölü Havzası, sahip olduğu nitelikler bakımından Türkiye'nin 14 Ramsar Alanı'ndan biridir. Mevcut durumda Burdur Gölü Havzası ve sulak alan niteliği üzerinde çok ciddi hidrolojik-ekolojik baskılar söz konusudur. Göl havzası içindeki arazi kullanım şekillerinden biri de maden sahalarıdır. Havza içerisinde madene açılmasına karar verilen alanların genellikle havzayı besleyen su kaynaklarının bulunduğu noktalardadır.

KORUMA BÖLGESİNDE MADENCİLİK SULAK ALAN İÇİN BÜYÜK TEHDİT
Burdur Gölü ve sulak alanı için belirlenmiş olan tampon koruma bölgesi içinde gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek olan madencilik faaliyetleri, sulak alanın hidro-ekolojik karakterinin korunması açısından çok büyük tehdit oluşturmaktadır. Koruma Bölgesi içerisinde gerçekleştirilen veya gerçekleştirilecek madencilik faaliyetleri, sulak alanın fiziksel, kimyasal ve biyolojik bileşenlerinin yapısı ile bunların karşılıklı ilişkilerinden doğan özelliklerini yitirmesine neden olacaktır. Bölgede madencilik faaliyeti gerçekleştiren veya ilerde gerçekleştirecek olan tesislerin alacağı önlemler, göl ve havzasının hidro-ekolojik özelliklerinin koruması açısından yeterli olamayacak, Burdur Gölü'nün su seviyesinin düşmesine, canlı türlerinin yok olmasına ve doğa tahribatına yol açacağı, böylelikle göl ekosistemine geri dönülemez zararlar verebilecektir.”

MAHKEME KARARI UYGULANMAZSA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAKLAR
Mahkemelerin aldığı yürütmeyi durdurma kararlarının kimi yerlerde idari makamlarca uygulanmamasına alışan Türkiye’deki uygulamalar, Burdurlu köylüleri de harekete geçirdi. Avukatları aracılığıyla Burdur Valiliği’ne başvuran köylüler, mahkeme kararının uygulanmasını, aksi halde TCK’nın 257. Maddesi uyarınca suç yetkili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.