Parasını el alır, zararı köylüye kalır!

Saygın toprakbilimci ve ekoloji uzmanı Prof. Dr. Doğan Kantarcı’dan önemli uyarı: Kasımlar Barajı Köprülü Kanyonu kurutabilir!

Parasını el alır, zararı köylüye kalır!

Yusuf Yavuz
Isparta ve Antalya sınırlarında, Yukarı Köprüçay Havzası’nda yapımı sürdürülen Kasımlar Barajı ve HES projesinin yörede yarattığı tahribata yönelik tepkiler sürüyor. Türkiye’nin önde gelen toprakbilim ve ekoloji uzmanlarından biri olan Prof. Dr. Doğan Kantarcı’nın konuyla ilgili hazırladığı rapor, baraj ve HES projesinin yöre halkı ve doğası üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Yalnızca enerji üretimi amacına hizmet edecek olan projenin çevreye ve yöre halkının yaşamına vereceği zararların, üretilen elektrikle karşılanamayacağını savunan Prof. Dr. Kantarcı, raporunda “Kazanç özel şirkete ait, zarar ise bölgede yaşayanlara, tarım ve orman işlerinden geçinenlere ait olacaktır. Niagara Şelalesi’ne gelen suyu elektrik üretmek için bir firmaya verip, şelaleyi de kurutmak nasıl düşünülemez ise Köprülü Kanyonu kurutmak da düşünülmemelidir” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin en önemli rekreasyon alanlarından biri olan Antalya Manavgat’taki Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın kuzeyinde yer alan bölgede uzun süredir hummalı bir inşaat faaliyeti sürüyor. Masalsı antik kentleri, görkemli kanyonları, zümrüt Akdeniz servisi ormanları ve turkuvazdan yeşile uzanan sularıyla her yıl 1 milyona yakın turistin ziyaret ettiği Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın sınırında bulunan Değirmenözü köyü ile vadinin daha kuzeyinde bulunan Isparta sınırlarındaki Darıbükü köyünde yapımı devam eden Kasımlar Barajı ve HES projesinin inşaatında neredeyse sona yaklaşıldı.

Yöre köylülerinin yargıya taşıdığı projeyle ilgili Danıştay’da görülen davada ise henüz son karar çıkmadı. Ancak dava için atanan bilirkişilerin, projenin çevreye ve insan yaşamına yönelik olası etkileri konusunda, davalı bakanlık ve firmanın hazırladığı ÇED raporunun bile gerisinde kalan görüş bildirmesi yaşamı savunanları üzdü.

PROF. DR. KANTARCI’DAN ÇARPICI KÖPRÜLÜ KANYON RAPORU
Yukarı Köprüçay Havzası’nda büyük yıkımlara yol açtığı öne sürülen Kasımlar Barajı ve HES projesinin olası etkileri konusunda kapsamlı bir rapor hazırlayan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, bölgede ortaya çıkacak tablo hakkında çarpıcı uyarılarda bulundu. Köprüçayı Havzası ve çevresindeki arazinin önemli bölümünün 3. Jeolojik zamanda deniz tortuları olan kireçtaşlarından oluştuğu bilgisini veren Kantarcı, miosen kireçtaşlarının ise yükselerek bölgede bulunan Bozburun ve Kartoz dağlarını oluşturduğunu belirtti. Vadinin kuzeyinde ve doğusunda yer alan Dedegöl, Anamas ve Dippoyraz dağlarıyla batıda Sarp, doğuda Dumanlı ile havza içesindeki Hopbilla dağlarının ise 2. Jeolojik zamanda (mesozoik) yarı mermerleşmiş dolomitik kireçtaşlarından oluştuğuna değinen Prof. Kantarcı, raporunda şu bilgilere yer verdi:

‘BÖLGENİN JEOLOJİK YAPISI SU SIZDIRIYOR’
“Kireç taşlarındaki çatlak sistemine giren yağış suları ve hava, kalsiyumkarbonatın erimesine, çatlak sisteminin genişlemesine sebep olmuştur. Bu karstlaşmış kireç taşları içinde binlerce yıldan beri gelişmiş olan suyolları ve mağaralar yağış sularının sızmasını ve düdenlere ulaşmasını sağlamaktadırlar. Kireç taşları içinde gelişmiş büyük mağaraların çökmesi ile yer yer irili ufaklı kokurdanlıklar oluşmuştur. Jura dönemi tortul materyalleri olan esmer kireç taşlarında kil daha fazladır. Bu kireç taşı tabakalarının arasında yer alan marn (kireçli kil) tabakaları, kil şistleri, toz taşı şistleri ve yer yer tuzlu kil tortulları su alıp şiştikleri için kaymalara ve göçüklere sebep olmaktadırlar. Ofiolitlerin de yüzeye (atmosfer etkisi) yakın kesimlerinde ince, fakat sık bir çatlak sistemi gelişmiş olup, su sızdırmaktadır.”

‘BARAJ YATIRIMI BOŞA GİDECEK AMA DOĞA TAHRİP EDİLECEK’
Havzada yer yağış ölçüm istasyonlarının yaklaşık 50 yıllık verilerini karşılaştıran Kantarcı, Manavgat ve Sütçüler gibi ilçelerin sınırlarını oluşturan bölgenin yıllık ortalama sıcaklıklarını arttığına vurgu yaptığı raporunda, “Manavgat ısınma sürecinde olup, ormanlar ve tarım alanlarında su toprakların su ihtiyacı artmıştır. Aylık sıcaklık artışları Sütçüler’de önemli bir ısınma ve kuraklaşma sürecini işaret etmektedir. İlginç olan sıcaklığın kış aylarında da 1,5-1,8 C° artmasıdır. Kış aylarındaki sıcaklık artışı ise daha az kar yağışını ve yağan karın kısa sürede erimesini işaret etmektedir. Yağışların yüzde 92,3’ünün kış aylarında, yüzde 7,7’sinin 5 yaz ayında düşmesi ise yıllık yağış rejiminin, dolayısı ile akışa geçen su miktarlarının da dengeli olamayacağını göstermektedir. Daha ilginç olan durum, Kasımlar Havzası ile Beşkonak Havzası arasındaki ilişkidir. Beşkonak Havzası, Kasımlar Havzası’nın iki katı kadar (194 240 ha) olmasına rağmen akış miktarı çok fazladır. Beşkonak’ta ölçülen yüksek su akışı karstlaşmış arazideki düdenlerden kaynaklanmaktadır. Bu düdenler Kasımlar ve Bolasan havzalarında çatlak sistemine kaçan su ile beslenmektedirler. Kasımlar’da yapılacak barajın yeterli suyu tutamayacağını, yükselen suyun çatlak sisteminden düdenlere sızacağını, dolayısı ile yapılan yatırımın boşa gideceğini, ama doğal yapının da tahrip edileceğini iyi değerlendirmek gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.

50 sayfalık kapsamlı raporunda baraj projesinin yöre insanına yönelik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan Kantarcı, çalışmasının sonuç bölümünde ise özetle şu görüşlere yer verdi:
‘KAMU MALI OLAN ORMANLARA VERİLECEK ZARAR HESABA KATILMIYOR’
“Kasımlar Barajı ile regülatörler, su iletim kanalı vd yapılaşma, çıkan kazı materyalinin yığılacağı alan, su altında kalacak verimli tarım alanları, meyve bahçeleri ve yerleşim yerleri bakımından çevresine vereceği zararın üretilecek elektrik enerjisinden kazanılacak para ile karşılanamayacağını göstermektedir. Çünkü Kasımlar Barajı ve ek tesisleri sadece elektrik enerjisi üretmeye yöneliktir. Kazanç özel şirkete ait, zarar ise bölgede yaşayanlara, tarım, meyvecilik ve orman işlerinden geçinenlere ait olacaktır. Ayrıca taş ocağı işletmeleri, kazı materyali yığma alanları, elektrik nakil hatları, ulaşım için açılacak yollar ve arazide oluşacak diğer zararlı etkiler ile kamu malı olan ormanlara, otlaklara verilecek zarar hesaba katılmamaktadır.

‘BARAJ, KÖYLÜLERİN GEÇİM KAYNAĞINI YOK EDECEK’
Kayalık ve özellikle karstlaşmış arazideki orman ağaç ve çalıları seyrek veya aralıklı bir yayılış gösterirler. Çünkü ağaçlar ve çalılar köklerini ancak derin ve geniş çatlak sistemindeki topraklarda geliştirebilirler. Kireçtaşı arazisinde topraklar sığdır. Bu sığ ve taşlı topraklarda ilkbaharda ve sonbaharda önemli miktarda yemlik bitki gelişmektedir. Dolayısı ile bu topraklar, et ve süt üretiminde çok değerli otlaklar olup, köylünün önemli geçim kaynaklarıdır. Baraj gölü, taş ocakları, kazı materyalinin yığılacağı alanlar, açılacak yollar kamunun malı olan bu değerli araziyi de yok edecektir.

‘YAŞLILAR KÖYLERİN BEKÇİLİĞİNİ YAPIYOR’
Projenin ÇED raporunda baraj gölünden etkilenecek olan köylerde nüfus sayısının azlığından ve yaşayanların da yaşlı kişiler olduğundan bahsedilmektedir. O köylerin tarlalarını ve meyve bahçelerini kimler bakıp, işletmekte ve ürünü hasat edip, geçinmektedirler. Bu kişiler aşağıdaki yerleşim yerlerinde ve turistik tesislerde çalışmaktadırlar. Zamanı geldiğinde gidip, tarla, bahçe işlerini de yapmaktadırlar. Köylerdeki yaşlılar ise o tarla ve bahçeler ile ürünlerin bekçiliğini yapmaktadırlar. Bu, Akdeniz tarzı bir yaşama düzenidir. ÇED raporunu hazırlayanlar da, bilirkişi raporunu hazırlayanlar da acaba bu düzenin farkında mıdırlar?

‘NİAGARA NASIL KURUTULAMAZSA KÖPRÜLÜ KANYON DA KURUTULAMAZ’
Su iletim kanalı ile kuruyacak vadilere ‘can suyu’, ‘ekosistem suyu’ adı altında verilmesi öngörülen su miktarları ile bu vadilerin tabanında ve yanlarındaki çatlak sisteminin sızdırdığı su miktarları arasında bir bağıntı kurulmamıştır. Vadiye bırakılacak suyun öylece, vadi boyunca akıp gideceği zannedilmektedir. Vadileri kurutacaklardır. Karstlaşmış arazide yapılan patlatmalar suyu bir başka yöne kaçırdığında ‘Köprülü Kanyon’ kuruyabilir. Orası bir tabiat harikası olduğu için ‘Millî Park’tır. Ancak Millî Park oluşunun yanında bir de uluslararası rafting sporu yeridir. Niagara şelalesine gelen suyu elektrik üretmek için bir firmaya verip, şelaleyi de kurutmak nasıl düşünülemez ise, Köprülü Kanyonu kurutmak ta o kadar düşünülmemelidir.”
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.