Türkiye hayvancılıkta bağımsızlığını nasıl yitirdi?

Toprağın hafızası Islak Çarıklar, 4 Mayıs Çarşamba akşamı yayınlanacak bölümüyle Anadolu'nun gözü kulağı olan çobanlarla, Türkiye'nin son 50 yılda yitirdiği yerli ırk hayvancılığa ayna tutuyor...

Türkiye hayvancılıkta bağımsızlığını nasıl yitirdi?

Çobanlar Anadolu coğrafyasının gözü, kulağı ve hafızasıdır. Ancak 10 bin yıllık Anadolu tarım kültürünün en değerli parçalarından biri olan Çobanlar,  bugün artık ‘sürü yönetimi elemanı’ olarak tanımlanarak binlerce yıllık bilgi birikiminden koparılıyor. Yenilik adına geçmişin izlerini sonsuza kadar silen tarım politikaları yüzünden, gen kaynağı Anadolu olan onlarca bitki ve hayvan türü yok oldu. Antalya'dan yayın yapan KanalV Televizyonunda yayımlanan Islak Çarıklar programında, Türkiye'nin son 50 yılda yitirdiği yerli keçi, koyun ve sığır türlerinin hüzünlü öyküsü ekranlara gelecek.
 
ISLAK ÇARIKLAR'DA ÇOBANLARIN ÖYKÜSÜ EKRANA GELECEK
Gazeteci Yusuf Yavuz ve Biyomühendis H. Çağlar İnce'nin hazırlayıp sunduğu belgesel haber programı 'Islak Çarıklar'da bu hafta Anadolu'nun gözü kulağı olan çobanların öyküsü ele alınıyor. Yayla sahil Torosların son 70 yılına tanıklık eden Serikli Çoban Mehmet Demir'in öyküsünü ele alan Islak Çarıklar'da, Yörükler için yaşamsal önemde olan keçi ve koyun yetiştiriciliğinin hatalı tarım politikaları yüzünden nasıl çıkmaza sokularak üretimin bağımlı hale getirildiği sorusuna yanıt aranıyor.
 
GEZİ VE ANKARA PATLAMALARINDA YİTİP GİDEN CANLARA ŞİİRLER YAZAN ÇOBANIN ÖYKÜSÜ
Mehmet Çavuş lakabıyla anılan Çoban Mehmet Demir'in, 1950'li yıllardan itibaren aşama aşama yok edilen Anadolu'nun yerli keçi, koyun ve sığır türlerinin acı öyküsünü anlattığı programda ayrıca ülkesine tutkuyla bağlı bir Çoban'ın Gezi olayları ve Ankara'daki bombalı patlamaların izlerken yazdığı içten şiirler de ekranlara gelecek. Islak Çarıklar 4 Mayıs Çarşamba akşamı saat 20:00'de KanalV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
 
KEÇİLERE ORMAN YASAKLANDI, YÖRÜKLERİN KOLU KANADI KIRILDI
31 Ağustos 1956 tarihli 6831 sayılı orman kanunuyla keçi ve diğer hayvanların ormana girişi yasaklandı. Bu yasa en çok da geçimini hayvancılıkla sürdürmesinin yanında, kültürel olarak da keçiyle özdeşleşen Yörükleri etkiledi. Bu, öyle bir etkiydi ki, binlerce yılda oluşan ve devletin bizzat varlık sebebi olan bir kültür, devlet eliyle yok edilecekti.
 
TÜRK HALKINA DONDURULMUŞ AMERİKAN ETİ VE DON YAĞI YEDİRDİLER
Açtığı derin yaralarla bugün halen acı sonuçlarını hep birlikte yaşadığımız bu yasanın yürürlüğe girmesinin hemen ardından, 12 Kasım 1956 tarihinde Türkiye ve ABD arasında imzalanan ‘Tarım Ürünleri Anlaşması’ ile de Türk hayvancılığının neden bitirilmek istendiği tarihin belleğine kaydolacaktır. 24 Eylül 1963 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu anlaşmaya göre, ABD, Türkiye’ye 46,3 milyon dolarlık buğday, arpa, mısır, dondurulmuş et, sığır eti, don yağı, konserve ve soya satacaktı. Oysa anlaşmayla ABD’den alınması taahhüt edilenler, Türkiye kırsalında halkın ürettiği ürünlerden oluşuyordu. Keçi, koyun, sığır, manda gibi geleneksel hayvancılıkla geçinen halkın elini kolunu bağlayan bu anlaşmanın 3. Maddesinde ise Türkiye’deki Amerikan mallarına yönelik talebi artırmak için her iki ülke hükümetlerinin birlikte hareket etmeleri hükme bağlanıyordu.
 
GÖZLERİMİZİ AÇTIĞIMIZDA KOCA BİR KÜLTÜR KAYBOLMUŞTU
Ne yazık ki kendi ellerimizle gözlerimizi kapatıp, kulaklarımızı tıkadığımız bir yarım asır geçirdik. Gözlerimizi açtığımızda elde avuçta ne varsa uçup gitmiş, çayırdan çimenden biriktirilen koca bir kültür betonarme blokların arasında kaybolmuştu…

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.